: 444 4 224

Kemik Dansitometre

Merkezimizde kullanılan kemik dansitometre cihazında; AP spine, Femur, skolyotik spine, Total Body (Total body BMD Body Composition/Yumuşak doku ve yağ analizi), Lateral spine, Ortopedi, Pediatri/AP Spine, Pediatri/Skolyotik spine, Pediatri/Total Body ve Body composition, Forearm, Hand ve Dual femur otomatik tıbbi software’leri standart olarak bulunmaktadır. Bu software’lerin hepsi Türk Kemik Standardı Referansları ile çalışmaktadır.

Bu sistemde radyoaktivite yönünden personelin ve hastanın özel olarak korunmasına gerek yoktur.

Kemik dansitometre nedir?

Kemik yoğunluk ölçümüdür. Başka bir deyişle kemik erimesine bağlı kemiğin kırılganlık riskini belirleyen ölçüm yöntemidir. Ölçüm 10 dk içinde yapılır. Ölçüm sırasında herhangi bir zorluk veya ön hazırlık yoktur.

Osteoporoz (kemik erimesi) nedir?

Kemik kütlesinde azalma ve kemik dokusunun mikroskobik yapısında bozulma sonucu kemikte kırık riskinin artmasına yol açan bir iskelet hastalığıdır. Herkeste olan kalsiyum kaybı bu hastalığa neden olur. Kaybedilen kemik geri kazanılamaz. Ancak erken teşhis yapılırsa ilerlemesi olduğu yerde durdurulabilir. Menapoz dönemindeki kadınlarda yüksek oranda görülür, ancak çeşitli sebepler ile çocuk, gençler, kadın ve erkeklerde de görülür.

Osteoporoz belirtileri ve sonuçları nelerdir?

Hafif bir ters hareket ile kalça ve bilek kırıkları meydana gelir. Omurga çökmeleri ise hissedilmez, boy kısalığı ve kamburluk böyle oluşur. Genelde kalça ve bilek kırıkları ortaya çıkıncaya kadar herhangi bir belirti ve ağrı olmaz. Ancak bazı kişilerde ileri yaşlarda romatizma zannettikleri diz ve bel ağrılarına neden olabilir. Bu nedenle kemik erimesi hastalığına sessiz hastalık/osteoporoz denilmektedir. Bu nedenlerle 5-45 yaş arası herkes bir kere kemik yoğunluğunu ölçtürmelidir.

 

OSTEOPOROZ (Kemik erimesi)

 

İlk Kırık Sonradan Oluşabilecek Kırıkları Önlemek İçin Bir Fırsat Olabilir:
Kaldırımda tökezlemek gibi görünürde basit bir nedenden dolayı ortaya çıkan kemik kırıklarının sonradan oluşabilecek çok daha ciddi kırıkların ön işareti olabileceğini göz ardı etmemek gerekir. Basit bir nedenle kemik kırığı oluşan bir kişinin gelecekte başka bir kırık sorunu yaşama olasılığı normale göre dokuz kat artmıştır. Ne yazık ki bu hastaların büyük bir kısmına ilk kırık ortaya çıktığında osteoporoz yönünden gerekli inceleme yapılmamakta ve dolayısıyla etkin ve önleyici tedavi planlanamamaktadır. Test-tedavi maliyeti, hastaların ilaç kullanımıyla ilgili kaygıları, osteoporoz tedavisinden sorumlu hekimin hangi uzmanlık branşına sahip olması gerektiği gibi konulardaki tereddütler osteoporoz tanısı ve tedavisi önünde engel oluşturmaktadır. Araştırmalar kırık vakalarının ortopedistler tarafından değerlendirilme sıklığı arttıkça osteoporoz tanı ve tedavisinin daha erken ve uygun bir şekilde başlayabileceğini ortaya koymaktadır.

30’lu-40’lı Yaşlarda Yapılan Egzersiz Kemik Mineral Yoğunluğunu Arttırabilir:
Yüksek etkili egzersiz uygulayan menopoz öncesi dönemdeki kadınların kemik mineral yoğunluğunu arttırabileceklerini gösteren bir çalışma yapılmış. (Vainionpaa, A.,et al.”Effects of High_Impact Exercise on Bone Mineral Density:a randomized Controlled Trial in Premenopausal Women”). Bu çalışmada 35-40 yaş grubundaki 120 kadın iki ayrı grup oluşturmuş. Birinci grup 12 ay boyunca haftada üç kez, standardize edilmiş yoğun bir egzersiz programı uygularken, ikinci grup her zamanki aktivite düzeyinde yaşamını sürdürmüş. Araştırma süresi sonunda egzersiz grubundaki kadınlarda kalça ve bel bölgesindeki kemik mineral yoğunluğunda kontrol grubuna göre anlamlı oranda artış saptanmış. Bu sonuçlardan hareketle gelecekte egzersizin güvenilir, maliyeti düşük bir seçenek olarak osteoporoza yönelik koruyucu tedavide daha önemli yer alacağı öngörülmektedir.

Omurga ve Kalça Kırıklarının Önemi:
Kırık kemiklerin günlük yaşam üzerindeki kısa vadeli etkileri aşikar olmakla birlikte uzun vadeli etkilerini ölçebilmek daha zordur. İsveç’te yapılan bir araştırmada kalça, omurga ya da kol kırığı olan 303 kadın hasta, kırıkların yaşam kalitesi üzerindeki etkileri bakımından ilk değerlendirme kırıktan 82 gün sonra ve ikinci değerlendirme kırıktan 2 yıl sonra yapılmak üzere takibe alındı.
Kol kırığı olan hastalar ağrı ve hareket kısıtlılığı bakımından kırığı olmayanlara göre ilk değerlendirmede yaşam kalitesinde anlamlı düşme yaşarlarken iki yıl sonra bu grubun yaşam kalitelerinin normale döndüğü saptandı. Omurga ya da kalça kırığı olan grubun ilk değerlendirmedeki yaşam kaliteleri aynı dönemde kol kırığı olanlara göre daha düşük olarak gözlendi. İki yıl sonra da bu grubun normal yaşam kalitesi düzeyine ulaşma olasılığı daha düşüktü.
Kırıkların yaşam kalitesi üzerindeki uzun vadeli olumsuz etkileri ilk kırık ortaya çıkmadan önce osteoporoza erken tanı koymanın ve tedaviye başlamanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.

Düşmeyi Önlemek Kırıkları da Önler:
İnsanlar yaşlandıkça düşme ve kendilerini incitme riskleri artar. Osteoporozu olanlarda düşmek kemiklerde ciddi hasarlara, kırılmalara yol açabilir. 65 yaş üzerindeki insanların üçte biri yılda bir kez düşmektedir. Günlük hayatta düşmek gibi kazalar herkesin başına gelebilir, ancak yaş ilerledikçe düşmek daha olası ve daha tehlikeli bir hal alır.
Düşmek çeşitli risk faktörlerine bağlıdır. 2003 yılında New England Journal of Medicine’de yayınlanan bir çalışmaya göre yaşlı bir insanda aşağıda sıralanan risk faktörlerinden dört veya daha fazlası bulunması durumunda düşme riski %10’dan %80’lere çıkmaktadır.

  • İleri yaş
  • Artrit
  • Depresyon
  • Ayakta durmaya bağlı olarak kan basıncında düşme
  • Demans ve mental becerilerde zayıflama
  • Görme, yürüme ve dengede bozukluklar
  • Ev bakımına gereksinim duyma
  • Dört veya daha fazla ilaç kullanıyor olmak

Düşmelerin çoğu kazara olur ve sıklıkla önlenebilir özelliktedir. Alınması gereken önlemler şu şekilde sıralanabilir:
1.Düzenli egzersiz yapmak:
Egzersiz hem kas gücünü, hem de denge ve koordinasyon becerilerini arttırarak düşme olasılığını azaltır. Bu amaçla özellikle dans, Tai Chi gibi egzersizler yararlı olabilir.
2.Evinizi daha güvenli hale getirmek:

  • Merdivenlerde ve yürüme alanlarında ayağa takılabilecek her tür engeli kaldırmak
  • Küçük ve kayabilecek kilim benzeri yer örtülerini kaldırmak
  • Banyo, tuvalet ve duşta tutunmayı sağlamaya yarayan, duvara sabit barlar oluşturmak
  • Banyo ve ıslak yüzeylerde kaymaz paspaslar kullanmak
  • Evde aydınlık bir ortam yaratmak, uygun ışıklandırma yapmak
  • Merdiven kenarlarına tutamaçlar ve ışık kaynakları yerleştirmek
  • Tabanı kaymayan, uygun ayakkabılar giymek

3.Doktorunuza ilaçlarınızla ilgili danışmak:
Bazı ilaçlar ya da ilaç kombinasyonları baş dönmesi, bulantı ve denge bozukluğu gibi şikayetlere yol açabilirler. Bu yan etkiler olsa bile doktorunuza danışmadan ilaçlarınızı bırakmayınız.
4.Periyodik olarak göz muayenesi yaptırmak:
Görme zayıflıkları düşme riskini arttırabileceğinden görme kusurlarının saptanması ve tedavi edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Kış ayları için özel önlemler:
Kış ayları düşme riskinin en yoğun olduğu aylardır. Bu nedenle bu aylarda düşmeyi önlemek için aşağıda listelenen hususlara dikkat edilmesi gerekir.

  • Kışın ya da yağışlı havalarda yürürken baston gibi bir destek kullanmak uygun olabilir.
  • Altı lastikli botlar tercih edilmelidir.
  • Kaldırımlar kaygan görünüyorsa çim benzeri yüzeylerde yürümek daha güvenli olabilir.
  • Kışın cebinizde ya da arabanızda bir paket kaya tuzu bulundurmak kaygan yüzeyleri güvenli hale getirmenize yardımcı olacaktır.
  • Alışveriş merkezi, konser, toplantı salonları gibi binalarda yer yüzeyleri, binaların giriş bölümlerindekiler de dahil olmak üzere, genellikle cilalı mermer gibi kaymaya çok elverişli maddelerden yapılmıştır. Bu yüzeylerin ıslak olması büyük tehlikeler yaratabilir. Özellikle böyle yerlerde plastik döşeme, halı varsa onların üzerinde yürümek daha güvenli olabilir.


SIK SORULAN SORULAR:
Soru 1: Çok fazla vitamin A alımının kemikler için zararlı olabileceğini duydum. Kimi süt kutularının üzerinde “A vitamini eklenmiştir” ifadesine rastlıyorum. Bu iki durum bana çelişkili geldi. Bu gerçekten tedirgin olunması gereken bir durum mu?
Cevap 1:
Vitamin A yağda çözünen bir vitamindir. Zaman içinde fazla miktarları vücutta birikerek Vitamin D’nin kalsiyum üzerindeki etkilerini bloke edebilir.
Süt doğal olarak Vitamin A içermektedir. Tam yağlı bir bardak sütte 300 IU vitamin A bulunmaktadır. Süt işlemlerden geçirildikçe, özellikle de yağ içeriği azaltıldıkça Vitamin A içeriği de azalır. Bu nedenle yağı azaltılmış ya da yağsız sütlere , bu sütlerin vitamin A içeriğini tam yağlı süt gibi yapabilmek için dışarıdan vitamin A eklenmektedir.
Vitamin A göz, cilt, bağışıklık sistemi ve kemikler için gerekli bir vitamindir. Ancak yüksek dozda vitamin A, özellikle de retinol formunda ise, zararlı olabilir. Vitamin A için izin verilen günlük miktar kadınlar için 2333 IU (enternasyonel ünite), erkekler için ise 3000 IU olarak belirlenmiştir. Vitamin A’nın en iyi kaynakları doğal beslenme yoluyla alınabilir. Meyve, sebze, süt ürünleri yeterli ve uygun miktarlarda tüketildiğinde vücut beta-karoten ve karotenoidleri gereken şekilde Vitamin A’ya dönüştürür.
Dengeli beslendiğiniz sürece sütte, ya da diğer gıdalarda doğal olarak bulunan vitamin A ile ilgili kaygı duymanıza gerek yoktur. Çoklu vitamin içeren preperatları Vitamin A içeriğinin günlük izin verilen miktarı aşıp aşmadığı yönünden değerlendirmek gerekmektedir.


Soru 2: Doktorum günlük kalsiyum alımımı 1200 mg’dan 1500 mg’a çıkarmamı söyledi. Beslenmeyle yeterli kalsiyum alabilmek için nasıl düzenlemeler yapmalıyım?
Cevap 2: Biraz gayret ve yaratıcılıkla diyetinizin kalsiyum içeriğini arttırmak mümkündür. Sebze yemeklerinizin üzerine dilimlenmiş ya da dövülmüş badem eklemek anlamlı oranda kalsiyum takviyesi sağlayacaktır. (Yaklaşık 30 gram badem 70 mg kalsiyum içerir.)
Diyetinizde başka düzenlemeler de yapabilirsiniz:

  • Kahve kreması yerine süt veya süt tozu kullanın.
  • Bir bardak kereviz sapı ve dört yemek kaşığı humusla toplam 68 mg kalsiyum alabilirsiniz.
  • Bir portakal yiyin. (52 mg kalsiyum)
  • Sebzelere, makarnalara bir yemek kaşığı parmesan peyniri eklemek 55 mg kalsiyum kazandırır.
  • Kahvaltıda bir kap yulaf ezmesi (100 mg kalsiyum) güne iyi bir başlangıç sağlar, hele de sütle kombine ederseniz.