: 444 8 224

Test Bilgileri

  • 17 Alfa-OH-Progesteron

    21-hidroksilaz ve 11-beta-hidroksilaz eksikliğine bağlı konjenital adrenal hiperplazilerin tanısında kullanılır. Hirşutizm ve infertilitesi olan kadınların araştırılmasında, konjenital adrenal hiperplazilerin araştırılmasında ve bu hastalık nedeniyle glukokortikoid alan hastaların takibinde faydalıdır.
    Serum düzeyinin arttığı durumlar : Konjenital Adrenal Hiperplazi, Adrenal ve over tümörleri.
    Serum düzeyinin azaldığı durumlar : Erkek pseudohermafroditizmi, Addisson hastalığı
    Numune : Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir.

    Referans Değerler :
    Kord kanı: 900-5000 ng/dL
    Prematüre: 26-568
    0-7 gün: 20-230
    7gün-5 yaş: 10-90
    6-15 yaş: 10-100
    16-50 yaş: 20-100
    >50 yaş: 20-50
    Hamile: 20-100
    Folliküler:20-100
    Midsiklus: 20-100
    Luteal: 20-300

  • 25-OH Vitamin D (Vit D3, 25-Hidroksi kolekalsiferol)

    Kalsiyum ve fosfor metabolizması için çok önemlidir. Plazma düzeyi, kişinin diyetle aldığı D vitamini düzeyini gösterir. Diyetle yetersiz alınması, bazı karaciğer hastalıkları, Vit D 25 hidroksilaz enzim aktivitesinin azalması ve nontropik sprue’ya bağlı malabsorbsiyonlarda serum Vitamin D düzeyi azalır.
    Serum düzeyini arttıran durumlar : İntoksikasyonu, artmış güneş ışığına maruz kalma. 
    Serum düzeyini azaltan durumlar : Malabsorbsiyon, diyetteki eksiklikler, steatore, bilier ve portal siroz, renal osteodistrofi, osteitis fibroza sistika, tirotoksikoz, pankreatik yetmezlik, çölyak hastalığı, enflamatuar barsak hastalıkları, barsak rezeksiyonu, raşitizm.
    Numune : Kırmızı kapaklı tüplere alınan kan santrifüj edilip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir.
    Referans Değerler: Diyete,laboratuvarlara,alınan güneş ışığına bağlı olarak değişse de ortalama 14-60 ng/mL dir.

  • Adenozin Deaminaz (ADA)

    Eritrositlerde, lökositlerde, akciğer, karaciğer, mide, genitoüriner traktüs ve serumda bulunan bir enzimdir.İmmün fonksiyonların düzenlenmesinde rol oynar. Ağır Kombine İmmün yetmezliklerin %25-50 sinde bu enzimde defekt saptanmıştır.
    Kanda : Hepatit, siroz, hemakromatozis, neoplazma bağlı obstrüktif sarılık, prostat ve mesane kanserleri, hemolitik anemi, romatizmal ateş, tifo, gut, talassemi major, myeloid lösemi, tüberküloz, otoimmun hastalıklar, enfeksiyoz mononükleoz ve kalp yetmezliğinde yükselir
    Normal Değer: 5-20 U/L
    Mayide: Özellikle tüberküloz efüzyonlarının ve tüberküloz menenjitin tanısında kullanılır. Lenfoma, SLE ve adenokarsinomlarda da mayideki ADA düzeyi yükselebilir.
    Normal Değer: 0-40 U/L
    Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edilip 1.0 ml serum ayırılır ve gönderilir. Serum buzdolabında muhafaza edilmeli ve soğuk zincirle plastik tüplerde gönderilmelidir.

  • Adrenalin (Epinefrin)

    Epinefrin, Norepinefrin ve Dopamin ile birlikte katekolaminler olarak adlandırılır. Feokromasitomanın, nöroblastoma ve ganglionöromanın tanı ve tedavisinde kullanılır. Hipertansiyonun natürünü araştırmada da önemlidir. Selektif venlerden kan alınması yöntemi ile tümör lokalizasyonunu belirlemede faydalıdır. Ortostatik hipotansiyonun tanısında plazma norepinefrin düzeyine bakılması faydalıdır. Ayağa kalkmakla norepinefrinin artmıyor olması sempatik sinir sistemi hastalığı lehine bir bulgudur. Feokromasitomada plazma norepinefrin düzeyleri epinefrine göre daha yüksek saptanır. Plazma düzeylerinin arttığı durumlar; Feokromasitoma, nöroblastom, ganglionöroblastom, ganglionöroma, paraganglioma, myokard infarktüsü, stres, hipotiroidizm, diabetik asidoz, uzun süreli manik depressif bozukluk. Plazma düzeylerinin azaldığı durumlar; Otonomik nöropati, diabet nöropatisi, parkinson hastalığı Numune:Hasta kan alımından en az 1 hafta önce epinefrin içeren ilaçları kesmiş olmalıdır. Trisiklik anti depresanlar 2 hafta öncesinden kesilmiş olmalıdır. Kan alımından en az 4 saat öncesinde yeme, içme, tütün kullanımı, kahve ve çay kesilmiş olmalıdır. Hastaya tüm prosedür ayrıntısıyla anlatılmalı ve sakinleşmesi sağlanmalıdır.Daha sonra heparinize venöz kateter yerleştirilmelidir. Hasta 30 dakika kadar sessiz bir odada yatar pozisyonda dinlendirildikten sonra kateterden kan alınmaya başlanmalı, alınan ilk 3 mL kan atıldıktan sonra, yeşil kapaklı EDTA lı tüplere kan alınmalı, yarım saat sonunda plazma ayrılarak, soğuk zincir şartlarında gönderilmelidir. Referans Değerler: Norepinefrin:Yatar pozisyonda: 70-750 pg/mL Ayakta: 200-1700 pg/mL Epinefrin: Yatar pozisyonda: 0-110 pg/mL Ayakta: 0-140 pg/mL Dopamin: Postürle değişmez: <30 pg/mL Katekolaminler, 24 saatlik idrardan Bu test için 24 saatlik idrar örneği tercih edilir ancak 12 saatlik veya spot idrardan da çalışılabilir. İdrardaki Epinefrin, Norepinefrin ve Dopaminin ölçüldüğü bu test katekolaminlerin atılışını takip etmek için yapılır. Egzersiz, stres, sigara ve ağrı katekolaminleri arttırır. İdrarla atılımları gece daha az seviyelerdedir. Epinefrin ve norepinefrin menstural siklusun luteal fazında artar, ovulasyon fazında azalır. İdrar katekolaminleri ve VMA nın beraberce ölçülmesi feokromasitoma için, metanefrinlerin ölçümüne göre daha spesifiktir. Ancak metanefrin ölçümlerinin feokromasitoma için daha duyarlı olduğunu belirtmek gerekir. Dopamin artışı ise nöroblastoma için karakteristiktir. İdrar düzeylerinin arttığı durumlar; Feokromasitoma, nöroblastom, ganglionöroblastom, ganglionöroma, paraganglioma, myokard infarktüsü, stres, hipotiroidizm, diabetik asidoz, uzun süreli manik depressif bozukluk. İdrar düzeylerinin azaldığı durumlar; Otonomik nöropati, diabet nöropatisi, parkinson hastalığı Numune: 24 saatlik idrardan erişkinler için 50 mL( pediatrik 20mL) örnek gereklidir. 24 saatlik idrar toplanmaya başlanmadan toplama kabına 25 mL %50’lik asetik asid koruyucu olarak ilave edilmelidir. (5 yaş altı çocuklar için 15 mL) Bu asid ilavesi idrar pH sının 2 ile 4 arasında tutulmasını sağlayacaktır. Örnek buzdolabında bekletilmeli ve 60 mL lik plastik idrar tüpleriyle gönderilmelidir. Referans Değerler: Epinefrin: 0-3 yaş: 0.0-6.0 µg/24 saatlik idrarda 4-9 yaş: 0.2-10.0 µg/24 saatlik idrarda 10-15 yaş: 0.5-20.0 µg/24 saatlik idrarda ≥16 yaş:0.0-20.0 µg/24 saatlik idrarda Norepinefrin: 0-3 yaş: 0.0-29.0 µg/24 saatlik idrarda 4-6 yaş: 8.0-45.0 µg/24 saatlik idrarda 7-9 yaş: 13.0-65.0 µg/24 saatlik idrarda ≥10 yaş:15.0-80.0 µg/24 saatlik idrarda Dopamin <1 yaş: 0.0-85.0 µg/24 saatlik idrarda 1 yaş: 10.0-140.0 µg/24 saatlik idrarda 2-3 yaş: 40.0-260.0 µg/24 saatlik idrarda ≥4 yaş:65.0-400.0 µg/24 saatlik idrarda

  • Adrenokortikotropik Hormon (ACTH)

    Pitüiter bez fonksiyonunu gösterir. Hipotalamustan salgılanan CRH hormonunun etkisiyle hipofiz bezinden salgılanan ve böbrek üstü adrenal kortexten kortizol hormonunun üretimini ve salgılanmasını sağlayan hormondur. Bu test özellikle adrenal korteksin hormon salgılama fonksiyonunun değerlendirilmesinde kullanılr. Plazma ACTH düzeyi Addisson Hastalığında, konjenital adrenal hiperplazide, pitüiter bağımlı Cushing hastalığında, Ektopik ACTH üreten tümörler varlığında ve Nelson hastalığında artar. Sekonder adrenokortikal yetmezlikte, adrenal karsinomda, adenomda ve hipopitüitarizmde azalır. Herhangi bir nedenle olan hastalık ACTH hormonunu fazla salgılatıyorsa Cushıng hastalığı olur. Böbrek üstü bezinden kaynaklanan bir patoloji nedeniyle kortizol fazla salgılanıyorsa bunun adı Cushing sendromudur. Adrenal bezde bir yetersizlik varsa ve kortizol az salgılanıyorsa ACTH yüksekken kortizol düşük kalır. Buna Addison hastalığı denir. ACTH ve kortizol ilişkisi içinde hastalığın kaynağını bulmak için her iki hormonunda farklı test metodları vardır. Hastalığın hipofiz bezlerinden mi adrenalden mi kaynaklandığını anlamak için dexametazon suprasyon testi önerilir. Numune: Kan EDTA’lı, soğutulmuş tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 1.0 mL plazma çok çabuk hücrelerden ayırıp plastik bir tüpte dondurulur. Sabah saat 6:00 ile 10:00 arasında örnek alımı tercih edilmelidir. Referans Değerler: Pediatrik referans aralığı bilimsel literatürde yoktur. Erişkinler için referans aralığı: 10-100 pg/mL sabah kan alımları için geçerlidir. Öğleden sonra alınan kanlar için referans aralığı bilimsel literatürde yoktur. Akşam ise 0-80 pg/ml arasında normal kabul edilir.

  • Aktive Parsiyel Tromboplastin Zamanı (aPTT)

    Protrombin zamanı ekstrensek koagülasyon yolunun göstergesidir. Genellikle oral antikoagülan tedavinin izlenmesinde kullanılır. Ayrıca faktör II, V, VII ve X’un konjenital yetersizlikleri, disfibrinojenemi, karaciğer yetmezliği, DIC ve K vitamini yetersizliğinin araştırılmasında da yararlıdır. Bu hastalıklarda PT artmış bulunur. Numune: Kan açık mavi kapaklı sitratlı tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 1.0 mL plazma plastik bir tübe aktarılır. Kesinlikle cam tüp kullanılmamalıdır ! .Elde edilen örnek hemen soğuk ortamda gönderilmelidir. Referans Değerler: 11-14 sn; 0.9-1.4 INR

  • Alanin Aminotransferaz (ALT) / SGPT

    ALT enzimi Transaminaz olarak adlandırılan ve klinikte önemli bir enzimdir. AST den farkı substrat olarak pürivatı kullanmasıdır. Karaciğer,Böbrek,Kalp,İskelet kası ve Pankreasta bulunur. Kanda yükseldiği durumlar; Herhangi bir sebeple oluşabilen karaciğer hücre nekrozu,şiddetli şok durumları, sağ veya sol kalp yetmezliği, akut anoksi, yaygın travmalar, siroz, tıkanma sarılıkları, karaciğer tümörleri, myokard infarktüsü, myozitler, myokarditler, muskular distrofi, bazı hemolitik hastalıklar, preeklamsi, karaciğer yağlanması, kronik alkol kullanımı, filariasis, ciddi yanıklar ve ciddi pankreatitlerdir. Piridoksal fosfat eksikliği durumunda kandaki ALT değerinde düşme gözlenebilir. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edilip 1 ml serum ayırılır . Alternatif olarak kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alınır, santrifüj edilip 1 ml sodyum heparinli plazma ayırılır. Plazma olduğunu etikette belirtilmelidir. Normal değerler: Erkek: 9-43 U/L Kadın: 9-36 U/L

  • Albumin (BOS)

    Bakteriyel menenjitler, Guillain-Barre sendromu ve travmalardan sonra BOS albumin düzeyi artar. Normal Değer: 15-40 mg/dl

  • Albumin (serum)

    Albumin; metalleri, iyonları, yağ asitlerini, aminoasitleri, metabolitleri, enzimleri, hormonları ve ilaçları bağlayan ve onkotik basıncı sağlayan en önemli serum proteinidir. Serum albumininin yarı ömrü 17-26 gündür ve karaciğerde sentezlenir. Normalde az miktarda albumin, dışkı ve idrarla atılır, karaciğerde katabolize olur. Albumin, total proteinin yaklaşık %45-55'ini meydana getirir. Albumin/globulin oranı 1-2,5 arasında bulunur. Normal Değerler: 3,8-5,4 g/dl Albuminin arttığı durumlar: Nadiren serum albumini artar.Artması spesifik bir hastalıktan değil, dehidratasyona bağlı olabilir. Albumininin azaldığı durumlar: Malabsorbsiyon Hipergamaglobilünemi Analbüminemi Karaciğer toksinlerine bağlı Malnütrisyon, açlık, aminoasit eksikliği Karaciğer sirozu Malign hastalıklar Hipotiroidi Alkol Sepsisler Miyokard enfarktüsü Cerrahi ya da travma sonrası Yanıklar Nefrotik sendrom Romatoid artrit Protein kaybettiren enteropatiler Kronik enfeksiyonlar Eklampsi

  • Aldosteron (idrar)

    Adrenal fonksiyonların değerlendirilmesinde kullanılır. Özellikle hipertansiyonun değerlendirilmesi ve renal hipertansiyon tanısı konmasında değerlidir.Primer ve sekonder aldosteronizm tanılarının araştırılmasında da değerli bir testtir. Numune: 24 saatlik idrardan erişkinler için 50 mL( pediatrik 20mL) örnek gereklidir. 24 saatlik idrar toplanmaya başlanmadan toplama kabına 25 mL %50’lik asetik asid koruyucu olarak ilave edilmelidir. (5 yaş altı çocuklar için 15 mL) Bu asid ilavesi idrar pH sının 2 ile 4 arasında tutulmasını sağlayacaktır. Örnek buzdolabında bekletilmeli ve 60 mL lik plastik idrar tüpleriyle gönderilmelidir. Referans Değerler: 1-11 ay: 0.7-22 µg/24 saatlik idrarda ≥1 yaş: 2.0-16 µg/24 saatlik idrarda 0-30 gün: 0.7-11 µg/24 saatlik idrarda

  • Aldosteron (serum)

    Adrenal fonksiyonların değerlendirilmesinde kullanılan bir hormondur. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Aldosteron salgılayan bir adenoma bağlı primer aldosteronizmde, bilateral adrenal hiperplaziye bağlı pseudoprimer aldosteronizmde, laksatiflerin ya da diüretiklerin fazla kullanımına, kalp yetmezliğine, asitle karakterli siroza, nefrotik sendroma, idiopatik siklik ödeme, Batter’s sendromuna, hipovolemiye, renal juxtaglomeruler hiperplaziye, renin üreten böbrek tümörlerine, renal hipertansiyona, termal strese, hamileliğe, mensturasyonun orta ya da geç luteal fazına, 10 günün üzerindeki açlığa veya kronik obstüriktif akciğer hastalığına bağlı gelişebilen sekonder aldosteronizmde. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Hipertansiyon olmaksızın Addisson hastalığı, izole aldosteron eksikliği ve renin eksikliği durumları. Hipertansiyonla birlikte azalmış olarak gözlendiği durumlar ise; deoksikortikosteron ve kortikosteron düzeylerindeki artış, Turner sendromu (%25 vakada), diabetes mellitüs ve akut alkol entoksikasyonudur. Numune: Sabah saat 8:00 de hasta kanı katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edilip 2.5 ml (pediatrik 2.0 ml) serum ayırılır ve plastik tüplere konur. Referans Değerler: 0-30 gün: 16.5-154 ng/dL 1-11 ay: 6.5-86 ng/dL 1-10 yaş: 3.0-39.5 ng/dL (yatar pozisyonda) 3.5-124 ng/dL (upright pozisyonda) ≥11 yaş: 1.0-21 ng/dL sabah periferal ven kanında

  • Alfa-Fetoprotein (AFP)

    KC Hücresi tarafından hücre çoğalması sırasında sentezlenen bir glikoproteindir. Fetüsün karaciğer, gastrointestinal traktüsü ve yolk sac ta salgılandığından fetal kanda yüksek orandadır. Bu nedenle gebelerde yüksek düzeydedir. Bebekte nöral tüp defekti varsa gebeliğin 15-18. Haftasından itibaren çok yüksek değerlere çıkar. Normal gebelerden alınan değerlerin ortalamasına göre 0.5- 2.5 kat fazla olması şüpheli bir durumdur ve test bir hafta sonra tekrarlanmalıdır. Değerler yine yüksek bulunursa amniotik sıvı analizine gidilir. Normal değeri gebelik haftalarına göre değişir. Karaciğerde rejenerasyonun arttığı durumlarda kandaki düzeyi yükselir. Karaciğer kanserinde de yükselmesi tipiktir. Metastatik karaciğer kanseri vakalarının %100 ünde yüksek bulunmaktadır. Bu nedenle tarama testi olarak oldukça başarılı kabul edilir. Siroz ve hepatit hastalarının % 5-10’unda, alkolik karaciğer hastalığı, koryokarsinom ve embriyonel karsinom hastalarında da düzeyi yüksek bulunabilir. Alfafetoprotein (AFP-AF), amnion sıvısından Numune :1.0 mL amnion sıvısı satrifüj edilmeden soğuk zincir kullanılarak gönderilmelidir. Amnion sıvısının gebeliğin 16-18. haftalarında alınmış olması tercih edilir. 13-24. haftalar arası alınan örnekler kabul edilir. Referans Değerler: ≤2.0 MOM (multiples of median) aynı gebelik haftasındaki gruba göre Alfafetoprotein (AFP), maternal serum Numune : Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edilip 1.0 ml. serumu soğuk zincirle gönderilir. Kanın gebeliğin 16-18. haftalarında alınmış olması tercih edilir. 15-22. haftalar arası alınan örnekler kabul edilir. Referans Değerler: ≤2.5 MOM (multiples of median) aynı gebelik haftasındaki gruba göre tekli gebeliklerde. Alfafetoprotein (AFP),Üçlü Tarama Testinde, maternal serum Bu test nöral tüp defektleri, Down sendromu ve Trizomi 18 için AFP’nin yanısıra estriol ve β-HCG de ölçülerek yapılan bir testtir. Numune : Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edilip 2.0 ml. serumu soğuk zincirle gönderilir. Kanın gebeliğin 16-18. haftalarında alınmış olması tercih edilir. 15-22. haftalar arası alınan örnekler de kabul edilir. Down sendromu için kullanılan gestasyonel yaş 14-22 haftadır. Referans Değerler: ≤2.5 MOM (multiples of median) aynı gebelik haftasındaki gruba göre tekli gebeliklerde. Down Sendromu riski<1/270 Trisomi 18 riski <1/100 Alfafetoprotein (AFP), BOS’ta Numune : 0.5 mL BOS materyali plastik tüpte soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: <1.5 ng/mL Yenidoğan için referans aralığı belirlenmemiştir. Alfafetoprotein (AFP),Tümör Markeri olarak, serum yada plazmadan Numune : Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edilip 0.5 ml serumu soğuk zincirle gönderilir. Plazma: Kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) veya mor kapaklı EDTA’lı tüplere alınır, santrifüj edilip 0.5 ml sodyum heparinli veya EDTA’lı plazma ayırılır. Soğuk zincirle gönderilmelidir. Referans Değerler: <6.0 ng/mL. Bu değer sadece hamile olmayanlar için geçerlidir. Hamilelikte değer yükselecektir. Yenidoğanlar için aralık kesin belli olmamakla beraber, normal bebeklerde 100,000 ng/mL nin üzerinde konsantrasyonlar bildirilmiştir. Bu değerler yaşamın ilk 6 ayında hızlı bir düşüş gösterir.

  • Alkalen Fosfataz (ALP)

    ALP karaciğer, kemik, barsak, endometrium ve plasenta, ve akciğerlerde bulunan bir enzimdir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Artmış kemik metabolizması durumlarında; örneğin bir kırığın iyileşme döneminde, primer veya sekonder hiperparatiroidizmde, osteomalazide, vitamin D eksikliğine bağlı juvenil kemik bozukluklarında. Kemik hastalıklarında; kemiğin metastatik karsinomu, osteojenik sarkom, kemik tutulumlu Hodgkin hastalığında, Paget hastalığında, kemik tutulumlu Gaucher hastalığında, Cushing sendromunda, üremik osteodistrofide, fosfat ve/veya kalsiyum kaybı ile kemikleri etkileyen renal tubuler hastalıklarda. Böbrek hastalıklarında; sekonder hiperparatiroidizmle ilişkili vitamin D ‘ye dirençli raşitizmde. Karaciğer hastalıklarında; Enfeksiyoz mononukleozisde, komplike olmamış ekstrahepatik bilier obstrüksiyonda (3 kat ve üzeri artış vardır), yenidoğandaki CMV enfeksiyonlarında, kolanjit ve kolanjiolitlerde, hepatoselüler nekrozda, portal sirozda, karaciğer abselerinde, primer hepatoselüler karsinomda, sekonder karsinomlarda, hepatositlerde ya da safra kanallarındaki aktif rejenerasyon veya proliferasyon durumlarında, hepatik nodül oluşumlarında ( tümör,kist, parazitik, amiloid, tüberkular, sarkoid ya da lösemik), hepatitlerde (enfeksiyonlara, ilaçlara, kimyasallara ya da kardiak yetmezliğe bağlı olabilir) ve antikonvülzanların kronik kullanımında. Diğer bazı hastalıklarda; ekstrahepatik sepsis, ülseratif kolit, regional enterit, intra abdominal bakteriyel enfeksiyonlar, tiroid zehirlenmesi, benign transient hiperfosfatemi, pulmoner ve renal infarktüs, pankreatit, fenitoin veya alkol kullanımı durumları. Serum düzeyinin azaldığı durumlar;Hipotiroidizm, skorbüt, şiddetli anemi, kwashiorkor, akondroplazi, hipofosfatemi, pernisiyöz anemi, çinko ve magnezyum eksiklikleri. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Plazma: Kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alın, santrifüj edip 1 ml sodyum heparinli plazma ayırılır. Referans Değerler: Erişkin:36-92 U/L ayrıntılar için ALP İzoenzimlerine bakınız. Alkalen Fosfataz İzoenzimleri ALP karaciğer, kemik, barsak, endometrium ve plasenta, ve akciğerlerde bulunan bir enzimdir. Bu testle ALP in izoenzimleri ayrımlanır ve genellikle artışın kaynağı aydınlatılmaya çalışılır. Kemik izoenzimindeki artışlar: Artmış kemik metabolizması durumlarında; örneğin bir kırığın iyileşme döneminde, primer veya sekonder hiperparatiroidizmde, osteomalazide, vitamin D eksikliğine bağlı juvenil kemik bozukluklarında, osteoporozda, post menapozal osteoporozda, Kemik hastalıklarında; kemiğin metastatik karsinomu, osteojenik sarkom, kemik tutulumlu Hodgkin hastalığında, Paget hastalığında, kemik tutulumlu Gaucher hastalığında, Cushing sendromunda, üremik osteodistrofide, fosfat ve/veya kalsiyum kaybı ile kemikleri etkileyen renal tubuler hastalıklarda. Kemik izoenzimindeki azalmalar:Genellikle hipofosfatemiye bağlı osteopenide, kronik beslenme yetersizliklerinde, pernisiyöz anemi, çinko ve magnezyum eksikliklerinde Karaciğer I izoenzimindeki artışlar:Artmış biyosentezde; hepatik konjesyon, enzimin klerensindeki azalma, vaskülit ya da hamilelik durumları. Parenkimal hasar durumlarında; Enfeksiyoz mononukleozisde, yenidoğandaki CMV enfeksiyonlarında, kolanjit ve kolanjiolitlerde, hepatoselüler nekrozda, portal sirozda, karaciğer abselerinde, primer hepatoselüler karsinomda, sekonder karsinomlarda, hepatositlerde ya da safra kanallarındaki aktif rejenerasyon veya proliferasyon durumlarında, hepatik nodül oluşumlarında ( tümör,kist, parazitik, amiloid, tüberkular, sarkoid ya da lösemik), hepatitlerde (enfeksiyonlara, ilaçlara, kimyasallara ya da kardiak yetmezliğe bağlı olabilir) ve antikonvülzanların kronik kullanımında. Bilier izoenzimdeki artışlar: Kolelitiaziste, komplike olmamış ekstrahepatik bilier obstrüksiyonda (3 kat ve üzeri artış vardır). İntestinal izoenzimdeki artışlar: Barsak hastalıklarında, özellikle tok karnına alınmış örneklerde B ve O grubu kan taşıyanlarda. Plasental ALP: hamilelik döneminde özellikle 3. trimestrde. Numune: Açlık durumundaki hastanın kanı katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır ve örnek plastik tüpe konur. Hemoliz olmuş örneklerden çalışma yapılamaz. Referans Değerler: Total ALP Erkekler: Bayanlar: 0-3 yaş: Belirlenmemiştir. 0-3 yaş: Belirlenmemiştir. 4 yaş: 324-803 U/L 4 yaş: 368-809 U/L 5 yaş: 389-904 U/L 5 yaş: 352-772 U/L 6 yaş: 390-906 U/L 6 yaş: 367-805 U/L 7 yaş: 374-881 U/L 7 yaş: 398-875 U/L 8 yaş: 367-871 U/L 8 yaş: 433-956 U/L 9 yaş: 381-893 U/L 9 yaş: 461-1018 U/L 10 yaş: 415-945 U/L 10 yaş: 468-1034 U/L 11 yaş: 402-1103 U/L 11 yaş: 388-1144 U/L 12 yaş: 403-1222 U/L 12 yaş: 290-1055 U/L 13 yaş: 395-1276 U/L 13 yaş: 260-976 U/L 14 yaş: 361-1241 U/L 14 yaş: 333-787 U/L 15 yaş: 299-1110 U/L 15 yaş: 163-595 U/L 16 yaş: 221-906 U/L 16 yaş: 133-573 U/L 17 yaş: 151-677 U/L 17-23 yaş: 114-312 U/L 18 yaş: 113-482 U/L 24-45 yaş: 81-213 U/L ≥19 yaş: 98-251 U/L 46-50 yaş: 84-218 U/L 51-55 yaş: 90-234 U/L 56-60 yaş: 99-257 U/L 61-65 yaş: 108-282 U/L ≥66 yaş: 119-309 U/L İzoenzimler: Erişkinlerde: Kemik: 24-146 U/L Barsak: 0-22 U/L Karaciğer: 24-158 U/L Isıya Dayanıklı Alkalen Fosfataz , serumdan Testin anlamı: ALP yüksekliklerinin nedeninin ayrımlanmasında kullanılır. En önemli kullanım yeri kemik kökenli ALP ile karaciğer kaynaklı ALP’nin birbirinden ayrılmasıdır. Isı ile inaktivasyon bunun yapılmasında kullanılan basit bir yöntemdir. 56˚C’de 16 dakika bekletilen serumda kemik kaynaklı ALP’nin %90-100’ü inaktive olur. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Referans Değerler: %25-35 Plasental Alkalen Fosfataz , serumdan Testin anlamı: ALP’nin ısıya dayanıklı olan plasental izoenziminin saptanması amacıyla çalışılır. Gebeliğin 12. haftasında itibaren saptanır. Ayrıca seminomların %50’sinde, meme ve over kanserlerinin ise %20’sinde yüksekliği söz konusudur. Sigara içicilerinde daha yüksek oranlarda saptanabilir. Numune : Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Referans Değerler: 0-1.85 mg/L veya %0-1 Kemik Kökenli Alkalen Fosfataz, serum Numune: : Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 0.5 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Erkekler: ≤20 μg/L Kadınlar: Premenapozal: ≤14 μg/L Postmenapozal: ≤22 μg/L

  • Amilaz (Alfa-Amilaz) (24 saatlik idrar)

    Akut veya kronik pankreatitli hastaların takibinde ve pankreatit ayırıcı tanısında kullanılır. Serum amilazında artışa neden olan sebeplerden farklı olarak böbrek yetmezliği ve makroamilazemide idrar amilaz düzeyi normal veya düşüktür. Ayrıca akut pankreatit atağından sonra idrar amilaz düzeyinin 2 haftadan uzun süre yüksek kalması pseudokist oluşumunu lehine bir bulgudur. Normal Değerler: 0-6 ay 25-400 IU-L 7 ay-15 yaş 25-500 IU-L >15 yaş 75-750 IU-L

  • Amilaz (Alfa-Amilaz) (serum)

    Paratoid glandlar ve pankreas vücutta amilaz konsantrasyonu en yüksek dokulardır. Overler, barsak ve iskelet kası amilazın daha az oranda bulunduğu diğer dokulardır. Yenidoğanda amilaz aktivitesi ilk 2 ayda düşüktür, zamanla artarak 1 yaşın sonunda erişkin düzeylerini yakalar. Amilaz Düzeyinin Artmasına Yol Açan Bazı Sebepler: - Akut pankreatit - Kronik pankreatitin akut atağı - Afferent-loop obstrüksiyonu - Posteriyor gastrektomi - Kolesistitis - Pankreas duktus taşı - Peptik ülser perforasyonlarının özellikle pankreas tutulumu olan durumlarında - İlaçlar - Diyabetik koma - Akrep sokması - Makroamilazemi - Tükrük bezi hastalıkları: (Süppüratif parotitis, Kabakulak, Tükrük bezinin taş ile obstrüksüyonu) - İlerlemiş böbrek yetersizliği - Akut safra kesesi taşları - Barsak obstrüksüyonu ve strangülasyonu - Metanol zehirlenmesi - Akut alkolik entoksikasyon - Akciğerin küçük hücreli karsinomu - Mezenter arter trombozu - Tübüler gebelik Amilaz Düzeyinin Azalmasına Yol Açan Bazı Sebepler: - Yaygın pankreas hasarı - Akut ve kronik hepatit - Bazen gebelik toksemisi Normal değerler: Erkek: <82 U/L Kadın: <82 U/L

  • Amonyak

    Artmış kan amonyak seviyeleri hepatik ansefalopatinin patogenezinde önemli rol oynar. Ancak ansefalopatinin şiddeti ile amonyak seviyeleri arasında her zaman bir korelasyon yoktur. Hiperalimentasyon tedavisinin monitorizasyonunda amonyak ölçümleri yararlıdır. Düzeylerinin arttığı durumlar; Fulminan hepatit, Reye sendromu, siroz, GİS kanamaları, portal sistemik şant, renal hastalıklar, genitoüriner enfeksiyonlar ve pek çok doğumsal üre döngüsü ile ilgili metabolik hastalıklar. Numune : Kan yeşil kapaklı sodyum heparinli tüplere alınır, santrifüj edip 0.5 ml plazma ayırılır ve soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Kord kanı 0,9-1,5 Ug/ml Prematüre 0,9-4,0 Ug/ml 0-7 gün 0,9-4,0 Ug/ml 7 gün-1 ay 0,3-2,0 Ug/ml 2-3 ay 0,3-1,5 Ug/ml 4-12 ay 0,3-1,4 Ug/ml >1 yaş 0,17-1,20 Ug/ml

  • Anti-İnsülin Antikoru (AIA)

    Genetik yatkınlığı olan kişilerde, pankreas Beta hücrelerinin T-hücre yanıtlı yıkımıyla tip 1 diyabetes mellitus (insüline bağımlı diyabetes mellitus) oluşur. Otoimmün insülitis sırasında pankreas adacık hücrelerine karşı otoantikorlar oluşur. Glutamik asit dekarboksilaz (GAD), tirozin fosfataz (IA2), insüline karşı oluşan otoantikorlar (AIA) ve sitoplazmik adacık hücrelerine (ICA) karşı oluşan otoantikorların ölçümü, diyabetik hastaların 1. derece yakınlarında tip 1 diyabet gelişme olasılığını saptamada ve tanıda değerlidir. Bu antikorların varlığı kişilerde diyabet gelişme riskinin yüksek olduğunu gösterir. Eksojen insülinle tedavi edilen hastaların hemen hemen tümünde insülin antikorları oluşur. Genelde IgG tipinde olan bu antikorlar klinik probleme neden olmazken bunların varlığı bazen insülin ölçümlerini interfere edebilir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; İmmun insülin direnci, insülinle tedaviye başlanmadan önce pre-tip-1 diyabet, poliendokrin otoimmun sendromlar. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler : Negatif (< 0.4 U/mL)

  • Anti-Düz Kas Antikoru (ASMA)

    Kronik aktif hepatit değerlendirmesinde kullanılır. 1/80 ve üzerindeki titrelerde pozitiflik kronik aktif otoimmün hepatiti, düşük titrede pozitiflik ise primer bilier siroz, viral hepatit veya kronik alkolik hepatit ihtimalini düşündürür. Ayrıca EBV enfeksiyonlarında, malign melanomda, meme ve over kanserlerinde, safra yolları obstrüksiyonlarında, bazen de normal kişilerde ASMA pozitiflikleri saptanabilir. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 ml serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • Antidiüretik Hormon - ADH (Vazopressin)

    Vücudun sıvı ve elektrolit dengesinde önemli rol oynar. Kan düzeyinin arttığı durumlar; plazma osmolalitesinin artması, kan volümünün azalması, arteryel basıncın azalması, ağrı, stres, egzersiz, ayakta durmak, klorpropamid ve tiazid diüretikler gibi ilaçların kullanımında. Kan düzeyinin azaldığı durumlar; istirahat, hipoosmolalite, volüm yüklenmesi, hipertansiyon. Numune: Kanı lavanta kapaklı EDTA’lı tüplere alın, santrifüj edip 0.5 ml EDTA’lı plazma ayırın. Soğuk zincirle gönderin. Plazma olduğunu etikette belirtmeyi unutmayın. Referans Değerler: 0-8 pg/mL

  • Anti-Endomisyum IgG Antikoru

    Çölyak sprue ve dermatitis herpetiformis tanı ve izlenmesinde kullanılır. Hastalığın tedavisinden 6-12 ay sonra düşer. Ancak yeniden glutenli diyete başlanırsa 2-3 ay sonra tekrar yükselir. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler:Negatif

  • Anti-Glutamat Dekarboksilaz Antikoru (Anti-GAD)

    Tip-1 diyabetes mellitüs, otoimmun endokrin hastalıklar, tiroidit, pernisiyöz anemi, otoimmün ansefalomyopatilerin tanısında kullanılır, başlangıç dönemindeki tip-1 diyabette hastaların % 70-80’inde gözlenir. Numune : Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 ml serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 0-1 U/mL

  • Anti-Hepatit A Virüsü Antikoru (Anti-HAV) IgM

    Hepatit A ya karşı immunitenin değerlendirilmesinde kullanılır. Oral fekal yolla bulaşan picarnovirus enfeksiyonudur. Akut enfeksiyonun erken dönemlerinde Ig G ve Ig M tipinde olan antikorlar yükselir. Ig G yıllarca pozitifliğini sürdürür. Akut HAV enfeksiyonunun tanısında Anti HAV IgM pozitifliği kullanılır. 15-45 günlük inkübasyonu takiben oluşan enfeksiyondan hemen sonra pozitifleşir ve genellikle 3-4 ay içinde bu değer normale döner ancak bazı durumlarda 10 aya kadar pozitif kalması söz konusu olabilir. Pozitif anti HAV IgG virüse karşı koruyucudur. Hepatit A kronik enfeksiyon oluşturmaz. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • Anti-Hepatit A Virüsü Antikoru (Anti-HAV) Total

    Bu test ile HAV ne karşı oluşan her iki antikor da (IgG ve IgM) ölçülür.Hepatit A ya karşı immunitenin değerlendirilmesinde kullanılır. Oral fekal yolla bulaşan picarnovirus enfeksiyonudur. Akut enfeksiyonun erken dönemlerinde Ig G ve Ig M tipinde olan antikorlar yükselir. Ig G yıllarca pozitifliğini sürdürür. Akut HAV enfeksiyonunun tanısında Anti HAV IgM pozitifliği kullanılır. 15-45 günlük inkübasyonu takiben oluşan enfeksiyondan hemen sonra pozitifleşir ve genellikle 3-4 ay içinde bu değer normale döner ancak bazı durumlarda 10 aya kadar pozitif kalması söz konusu olabilir. Pozitif anti HAV IgG virüse karşı koruyucudur. Hepatit A kronik enfeksiyon oluşturmaz. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif .Genellikle >10-20 IU/L üzerindeki değerler virüse karşı koruyuculuk göstergesi kabul edilir.

  • Anti-Hepatit B Virüsü Kor Antikoru (Anti-HBc) IgM

    Hepatit B enfeksiyonunun tanısında kullanılır. Semptomlar ortaya çıktıktan hemen sonra pozitifleşir. Pencere döneminde serumda izlenebilen tek gösterge olduğundan bu dönemde değerlendirme yapılabilmesi için önemlidir. Numune :Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • Anti-Hepatit B Virüsü Kor Antikoru (Anti-HBc) Total

    Daha önce Hepatit B enfeksiyonu geçirilip geçirilmediğinin ayırdedilmesinde kullanılır. Anti HBc Ig M ile beraber bakılarak enfeksiyonun kronik ya da akut olduğu ayrımlanabilir. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • Anti-Hepatit B Virüsü Yüzey Antikoru (Anti-HBs)

    Hepatit B ye karşı aşının tutup tutmadığının tespiti yani immunizasyonun değerlendirilmesinde kullanılır. HBV enfeksiyonu bittiğinde HbsAg kaybolduktan sonra anti-HBs oluşur. Ayrıca aşıdan sonra da oluşur. Numune : Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • Anti-Hepatit B Virüsü Zarf Antikoru (Anti-HBe) Total

    Hepatit B enfeksiyonunun takibinde kullanılır. HbeAg ortadan kalktıktan sonra pozitifleşir. Anti Hbe’ si pozitif olan hastaların ve kronik taşıyıcıların karaciğer fonksiyon testleri ve histolojileri genellikle normaldir. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • Anti-Hepatit D Virüsü Antikoru (Anti-HDV)

    Delta hepatiti dejenere olmuş bir RNA virüsü ile oluşur ve enfeksiyon oluşturabilmesi için HBsAg ye ihtiyacı vardır. RNA’sının mRNA’ya traskripte olmasından sonra virüs HDAg proteinini üretir. HDAg varlığı aktif enfeksiyonu gösterir. Anti-HD varlığı her zaman aktif enfeksiyonu göstermez. Eğer HB enfeksiyonu ile aynı anda HD enfeksiyonu başlarsa her iki enfeksiyon kendisini sınırlar ancak HBV enfeksiyonunun üzerine HDV enfeksiyonu eklenmişse hepatit D replikasyonu daha fazla olur ve daha şiddetli enfeksiyon gözlenir. Bu durumda HDV enfeksiyonu kronik hale gelir. Tüm HBV hastaları HDV açısından test edilmelidir. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • Anti-Kardiyolipin (ACA) IgG Antikoru

    Kardiolipin bazı hücre zarlarında bulunan fosfolipid moleküllerinin difosfatidil gliserol kompanentidir. Sifilis (frengi) antikoru ve lupus antikoagülanı ile aynı reaksiyonu veren bir madde bu fosfolipide karşı da aynı reaksiyonu vermektedir. Bu hastalıkların ortak noktası kanda bulundurdukları fosfat gruplarına karşı antikor olmasıdır.(lupus- DNA sı , VDRL- Kardiolipin fosfolipidi ,ACA koagülasyon sistemine karşı oluşan antikorlar) Bu kişilerde trombositopeni (trombosit azlığı) VDRL ve RPR virüslerinin aktif olması ve lipus benzeri semtomlar ve uzamış aPTT aktivitesi görülür. Çoçuk düşürme bu tür hasatalarda sıklıkla görülür. Epilepsi ,mitral kapak endokarditi de görülebilir. IgM olay hemen başladığında saptanan antikor tipidir.IgG ise daha uzuın vadeli bir hastalığı gösterir. Referans Değerler: Negatif

  • Anti-Kardiyolipin (ACA) IgM Antikoru

    Kardiolipin bazı hücre zarlarında bulunan fosfolipid moleküllerinin difosfatidil gliserol kompanentidir. Sifilis (frengi) antikoru ve lupus antikoagülanı ile aynı reaksiyonu veren bir madde bu fosfolipide karşı da aynı reaksiyonu vermektedir. Bu hastalıkların ortak noktası kanda bulundurdukları fosfat gruplarına karşı antikor olmasıdır.(lupus- DNA sı , VDRL- Kardiolipin fosfolipidi ,ACA koagülasyon sistemine karşı oluşan antikorlar) Bu kişilerde trombositopeni (trombosit azlığı) VDRL ve RPR virüslerinin aktif olması ve lipus benzeri semtomlar ve uzamış aPTT aktivitesi görülür. Çoçuk düşürme bu tür hasatalarda sıklıkla görülür. Epilepsi ,mitral kapak endokarditi de görülebilir. IgM olay hemen başladığında saptanan antikor tipidir.IgG ise daha uzun vadeli bir hastalığı gösterir. Referans Değer: Negatif

  • Anti-Nötrofil Sitoplazmik Antikor (ANCA)

    ANCA (anti-nötrofil sitoplazmik antikor) vaskülitler ve çeşitli otoimmün hastalıklar ile ilişkili otoantikordur. Nötrofillerin floresan boyanma tipine göre (İmmunfloresans teknik ile) iki farklı form ANCA tanımlanmıştır. Bunlardan c-ANCA (sitoplazmik tip) formu Wegener’s Granülomatosis Hastalığı ile, p-ANCA (perinüklear tip) formu ise primer vaskülitler (Mikroskopik polianjitis, Churg-Strauss Sendromu), kollajen doku hastalıkları (SLE-Sistemik Lupus Eritematozis, Romatoid Artrit), kronik inflamatuar barsak hastalıkları (Ülseratif kolit, Chron’s hastalığı), kronik karaciğer hastalıkları ile ilgilidir. Hedef antijenler c-ANCA için Proteinaz 3, BPI (CAP-57) p-ANCA için ise Myeloperoksidaz, Laktoferrin, Elastaz, Katepsin G, alfa Enolaz, Lizozim, B glukuronidaz, BPI (CAP-57) dir. Referans Değerler : Negatif

  • Antinükleer Antikor (ANA)

    Kollajen doku hastalığı şüphesinde hastaya yaklaşımın ilk basamağıdır. Sistemik veya organ spesifik otoimmün hastalıkların tanısında kullanılır. Özellikle SLE, diskoid lupus erythematosus, ilaçların neden olduğu lupus erythematosus, miks bağ dokusu hastalığı, Sjögren sendromu, skleroderma, CREST, romatoid artrit, polimyozit ve dermatomyozit hastalıklarında pozitiflik gözlenir. Bu test SLE için %98 oranında duyarlılığa sahiptir. Diğer bağ dokusu hastalıklarının ( RA, progressif sistemik skleroz, Sjögren sendromu, polimiyozit vb) %30-50 sinde pozitiflik saptanabilir. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 ml serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • Anti-Streptolizin O (ASO)

    A grubu ß-hemolitik streptekoklar, streptolizin-O adı verilen bir hücre dışı madde üretir. Bu madde, antistreptolizin denen özgün antikorun oluşumuna yol açar. Olağan koşullarda, antistreptolizin-O titrasyonu görece düşüktür (çocuklarda 333 ünite genç erişkinlerde 250 ünite). Oysa A grubu bir streptekok enfeksiyonu, özellikle bademcik iltihabı ya da diş apsesi gibi bir enfeksiyon odağıda varsa, bu değerlerin yükselmesine yol açar; Çünkü anatomik nedenlerle bu bölgeler, akut enfeksiyon odağından temizlenmeyip streptekok barındırmayı sürdürürler. Streptekok enfeksiyonun ardından antistreptolizin üretimi, hastalığın başlangıcından 2-5 hafta sonra, yani klinik belirtiler kaybolduğunda en yüksek düzeye ulaşır. Bu nedenle antistreptolizin-O titrası boğaz iltihabının akut evresinde değil, iyileşme döneminde yapılmalıdır. Kanda yüksek oranda ve sürekli antistreptolizin-O bulunması, uzun süredir yerleşmiş olan bir streptekok enfeksiyonu gösterir. Kabul edilebilir antistreptolizin-O titrasyonu 200 ünitenin altındadır; daha yüksek değerler bulunursa, 3-4 hafta sonra yeni bir kontrol yapılmalıdır. Doğrudan teşhis değeri sadece aşağıdaki durumlarda vardır: Kızıl. Erizipel. Streptokoksik faranjit veya tonsillit. Dolaylı teşhis değeri aşağıdaki durumlarda vardır: Romatizmal Ateş. Glomerülonefrit. Antikor enfeksiyondan yaklaşık 2 hafta sonra oluşur; titre 4-6 haftada yükselir ve aylarca yüksek kalabilir. Tek yapılan ölçümler çeşitli faktörlere bağlı olduğu için seri ölçümlerin yapılması daha iyidir. Ağır streptekok enfeksiyonlarında bile hastaların yalnızca %70-80'inde ASO titrasyonu yükselmiş olarak bulunur. ASO'nun çeşitli durumlardaki değerleri: Hastalık ASO Titresi (Todd Ünitesi) Aktif Romatizmal Ateş 500-5000 İnaktif Romatizmal Ateş 12-250 Romatoid Artrit 12-250 Akut Glomerülonefrit 500-5000 Streptekoksik ÜSYE 100-333 Kollajen Hastalıklar 12-250

  • Anti-Tiroglobulin Antikoru (Anti-Tg)

    Tiroid kolloidal yapısının ana bileşeni olan tiroglobuline karşı oluşmuş antikordur. Otoimmün tiroid hastalıklarında serum düzeyleri yükselir. Hashimato ve Graves gibi otoimmun tiroid hastalıklarının değerlendirilmesinde kullanılır. Tiroglobulin otoantikorlarının normal bireylerin yaklaşık %10´unda pozitif olabileceği değerlendirme sırasında gözönünde bulundurulmalıdır. Numune: Serum Referans Değerler: < 115 IU/ml

  • Anti-Transglutaminaz IgA Antikoru

    Çölyak Hastalığı ve Dermatitis Herpetiformis´te düzeyleri yüksek bulunur. Çölyak Hastalığı ekmek, makarna, bisküvi, pide gibi buğday, çavdar, arpa veya buğdayla karışmış yulaf unundan yapılmış gıdalarda bulunan gluten adı verilen bir proteinin gıda olarak alınmasıyla tetiklenen bir hastalıktır. Çölyak Hastalığı olan kişilerde gluten içeren gıdalar alındığı zaman, ince barsaklardaki bağışıklık sistemi uyarılır ve barsakların iç yüzeyinde iltihap meydana gelir. Normal barsak hücrelerinin yüzeylerinde bulunan ve besin maddelerinin emilimi için gerekli olan minik ince uzantılar (mikrovilli) iltihaba bağlı olarak azalır ya da kaybolur. Bunun sonucunda iltihaplı barsak yüzeyleri bazı besin maddelerini emip kana karıştıramazlar. Kalıtsal yönü olduğu düşünülen hastalık her yaşta ortaya çıkabilir. Hastalığı neyin tetiklediği bilinmemekle birlikte enfeksiyon, yaralanma/zedelenme, ağır stres, ameliyat veya gebelik sonucu da ortaya çıkabilmektedir. Çölyak hastalarının kanlarında glutene karşı ve bu iltihap süreciyle bağlantılı olarak barsağın bazı ögelerine karşı oluşmuş belli antikorlar (Anti-Gliadin, Anti-Endomisyum, Anti-Transglutaminaz) normalden yüksek miktarlarda bulunur. Numune: Serum Referans Değerler: Negatif

  • Anti-Transglutaminaz IgG Antikoru

    Çölyak Hastalığı ve Dermatitis Herpetiformis´te düzeyleri yüksek bulunur. Çölyak Hastalığı ekmek, makarna, bisküvi, pide gibi buğday, çavdar, arpa veya buğdayla karışmış yulaf unundan yapılmış gıdalarda bulunan gluten adı verilen bir proteinin gıda olarak alınmasıyla tetiklenen bir hastalıktır. Çölyak Hastalığı olan kişilerde gluten içeren gıdalar alındığı zaman, ince barsaklardaki bağışıklık sistemi uyarılır ve barsakların iç yüzeyinde iltihap meydana gelir. Normal barsak hücrelerinin yüzeylerinde bulunan ve besin maddelerinin emilimi için gerekli olan minik ince uzantılar (mikrovilli) iltihaba bağlı olarak azalır ya da kaybolur. Bunun sonucunda iltihaplı barsak yüzeyleri bazı besin maddelerini emip kana karıştıramazlar. Kalıtsal yönü olduğu düşünülen hastalık her yaşta ortaya çıkabilir. Hastalığı neyin tetiklediği bilinmemekle birlikte enfeksiyon, yaralanma/zedelenme, ağır stres, ameliyat veya gebelik sonucu da ortaya çıkabilmektedir. Çölyak hastalarının kanlarında glutene karşı ve bu iltihap süreciyle bağlantılı olarak barsağın bazı ögelerine karşı oluşmuş belli antikorlar (Anti-Gliadin, Anti-Endomisyum, Anti-Transglutaminaz) normalden yüksek miktarlarda bulunur. Numune: Serum Referans Değerler: Negatif

  • Anti-Trombosit Antikoru, bağlı

    İmmün trombositopenilerde trombosit antikorlarının saptanmasında kullanılır. Trombosit yüzey proteinleri bazı hastalıklar ile ilişkili olabilir. Glanzmann Trombastenisi´nde fibrinojen reseptör (CD41-CD61) eksikliği, Bernard Soulier Sendromu´nda ise CD42b eksikliği görülür. Immun Trombositopenik Purpura (ITP) tanısında trombosit yüzeyine bağlı immunoglobulinlerin (IgG ve IgM) varlığı tanıyı destekleyicidir. Numune: Kan mor kapaklı EDTA’lı tüplere alınır, santrifüj edip 0.5 ml EDTA’lı plazma ayırılır. Soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • Asit Fosfataz (ACP)

    Esas olarak prostat, karaciğer, kemik ve bazı kan hücrelerinde bulunmaktadır. Ölçümü özellikle prostat hastalıklarının tanı ve tedavisi için kullanılmaktadır. Bu amaçla prostatik asit fosfataz denilen fraksiyonu ölçülür. Normalde asit fosafataz kanda pek az miktarda bulunur. Ancak özellikle prostat kanserlerinde kan düzeyleri belirgin olarak yükselmektedir. Yine de rektal muayeneden sonra, idrar sondası takılmasıyla ve hatta kabızlık ile birlikte de yükselebileceği unutulmamalıdır. Esas olan eğer test değeri yüksekse bunun nedeninin ortaya konulması gerekliliğidir. Serum asit fosfatazı, laboratuvarda asit pH da (pH5) en iyi fonksiyon gösteren bir enzimdir. Normal koşullarda, prostatda fazla miktarda bulunur. Değişik izoenzimleri vardır. İzoenzim 2 prostatta, izoenzimler 1 ve 4 serumda, izoenzimler 1 ve 3 doku hücrelerinde, dalakda, granülositlerde ve pankreada bulunur. İzoenzimler eritrositlerde, plateletlerde, retiküloendotelyal hücrelerde ve böbreklerde bulunur. Asit fosfataz düzeyinde artmaya yol açan bazı patolojik durumlar: I. Prostatik asit fosfataz: 1) Prostat kanseri: Serum düzeyi, tümörün cerrahi olarak çıkarılmasıyla, tümörün estrojen ile supresyonu ile ve her iki tedavi yolunun birlikte uygulanması ile düşer. 2) Prostat cerhasi sonrası. 3) Prostat enfarktı. 4) Üriner retansiyon. 5) Kateterizasyon. 6) Prostat masajından sonra: Vakaların %54'ünde artar. Buna karşılık, rektal tuşe, immünolojik yöntemle saptanan prostatik asit fosfataz düzeyinde önemli bir değişiklik yapmaz. II. Total asit fosfataz: 1) Kemiği tutan malign tümörler (özelikle meme ca.). 2) Gaucher hastalığı. 3) Hepatosellüler hastalıklar. 4) Kemiğin Paget hastalığı. 5) Retiküloendotelyal sistem hastalıkları. 6) Böbrek hastalıkları. 7) Tromboemboliler. 8) Ateşin yükseldiği durumlar. 9) Miyokard enfarktüsünden sonra. 10)Hiperparatiroidi. Asit fosfatazın klinik olarak azaldığı durumlar önemli değildir. Numune : Serum. Kanın alımında özellikle hemolizli olmamasına dikkat edilmelidir. Normal Değerler: < 10 U/L.

  • Aspartat Aminotransferaz (AST, SGOT)

    Amino asit ve karbonhidrat metabolizmasında rol oynayan intrasellüler enzimlerdendir. Transaminaz olarak adlandırılır. Karaciğer, pankreas ,kalp ve iskelet kasında bol miktarda bulunur. AST Düzeyinin Artmasına Yol Açan Bazı Sebepler: Kalp hastalıklarına bağlı; - Akut MI (yaklaşık ilk 4 saat içinde yükselmeye başlar.) - Kalp operasyonları - Eksternal kalp masajından sonra - Akut romatizmal kardit - Anjiokardiografi ve kalp masajından sonra Karaciğer hastalıklarına bağlı; - Enfeksiyoz hepatit - Karaciğerin malign infiltrasyonları - Kolanjitis - Aşırı alkol alınımı - EMN - Karaciğere toksik olan madde ya da ilaçların kullanımına bağlı olarak Travmalara bağlı; - İntra muskular enjeksiyonlar sonrası - Lokal radyasyon hasarı - Karbonmonoksit zehirlenmesi - Arı sokması - Künt yaralanmalar - Güneş çarpmaları Diğer nedenlere bağlı; - Akut pankreatit - Gut - Dermatomiyozitis - Pseudomuskular distrofi - Astma krizi - Proksismal miyoglobuliüri AST Düzeyinin Azalmasına Yol Açan Bazı Sebepler: - Böbrek yetmezliği - Gebelik - Piridoksin(B6) yetmezliği Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Plazma (Heparinli, EDTA'lı) : Kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml sodyum heparinli plazma ayırılır. Analizi Etkileyen Olumsuz Faktörler: Özellikle hemolizli serum örnekleri yanlış yüksek ölçümlere yol açar. Ayrıca lipemik ve ikterik serum örneklerininde tercih edilmemesi gerekmektedir. Referans Değerler:8-40 U/L

  • Büyüme Hormonu (GrowthHormon - GH)

    Hipofizden salgılanan ve büyüme hormonu olarak da bilinen hormondur. Pulsatil olarak salgılanır ve piklerini uykuda yapar. Akromegali ve gigantizmde pulsasyonlar bozulur. Bu test aynı zamanda akromegalinin tedavisine yanıtın izlenmesinde de yararlıdır. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Pitüiter gigantizm, akromegali, Laron cüceliği, ektopik GH salgılayan tümörler, malnutrisyon, böbrek yetmezliği, siroz, stres, egzersiz, uzamış açlık, kontrolsüz diyabet, anoreksia nervoza. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Pitüiter cücelik, hipopitüitarizm, adrenokortikal hiperfonksiyon. Numune: Sabah açlığında 30 dakikalık dinlenme sonrasında kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 0-20 μU/mL

  • Bakır

    Plazma bakır düzeyi ve seruloplazmin oksidaz aktivitesi vücudun bakır metabolizmasının değerlendirilmesinde kullanılır. Bakır ince barsaklardan çinko ve kadmiyumla yarışmalı olarak emilir. Bakır eksikliği infantlarda özellikle de prematürelerde gözlenir. Nötropeni, anemi, osteoporoz, kemik ve eklem bozuklukları, deri pigmentasyonunda azalma ve nörolojik ve kardiak anomaliler şeklinde semptomlar verir. Bakır birikmesiyle karakterli genetik hastalık ise Wilson Hastalığıdır. Menkes steely hair hastalığında ise infantlarda bakır eksikliği söz konusudur. Serum düzeyinin arttığı durumlar; yaş, enfeksiyonlar, enflamasyonlar, hamilelik, lösemi, bilier siroz, tifo, Hodgkin hastalığı, tbc, anemiler, talassemi, tiroid hastalıkları, romatolojik hastalıklar, AMI, renal diyaliz hastaları ve malign tümörler. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Wilson hastalığı, barsaklardan emilim bozuklukları, kistik fibrozis, Menkes hastalığı, nefrotik sendrom, yanıklar, protein malnutrisyonu, kronik iskemik kalp hastalıkları Numune: : Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 2.0 mL serum AAS için hazırlanmış veya nitrik asidle yıkanmış ve distile su ile durulanmış plastik taşıma tüpleri ile soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: 0.75-1.45 μg/mL Bakır (Cu) , 24 saatlik idrar veya spot idrardan Wilson hastalığında tedavinin takibi amacıyla kullanılır. Wilson hastalığının yanısıra kronik aktif hepatit, bilier siroz, RA ve proteinürilerde de idrar bakır atılımı artar, protein malnütrisyonlarında azalır. Özellikle Wilson hastalığında tedavinin takibi amacıyla yapılıyorsa 24 saatlik idrar gönderilmesi uygundur. Numune: Koruyucu kullanmadan toplanmış ve iyice karışması sağlanmış olan 24 saatlik idrardan 10 mL örnek gereklidir. İdrar toplanırken buzdolabında saklanmalıdır. Referans Değerler: 24 saatlik idrar: 3-35 μg/24 saat Spot idrar: 2-80 μg/L Bakır (Cu) , eritrositlerde, tam kandan Pulmoner tüberkülozda eritrositlerdeki bakır miktarındaki artış karakteristiktir. Ayrıca kurşun zehirlenmesinde eritrosit içi bakır düzeyi artarken protein malnütrisyonunda azalır. Numune: Kan mor kapaklı EDTA’lı tüplere alınır, 2.0 ml.lik tam kanı orijinal tüpü ile soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: 90-150 μg/dL

  • Beta-2-Mikroglobulin

    Tüm çekirdekli hücrelerde üretilir. Klinik değeri çok açık olmamakla beraber AIDS, lösemi ve lenfomaların progresyonu için bağımsız bir gösterge olduğu kabul edilmektedir. Hücre turnoverının arttığı tüm durumlarda düzeyi artar. Amiloidozda ve renal diyaliz hastalarında da belirgin artışlar bildirilmiştir. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 0.7-1.8 μg/mL Beta2 Mikroglobülin (β2-M), idrardan Böbreklerin tübüler fonksiyonunu değerlendirme için kullanılır. Numune: Hasta boş mesane ile gelmelidir. En az 0.5 L su içirilmelidir. 1 saat içindeki idrar toplanmalıdır. Koruyucu olarak 1M NaOH ilave edilerek pH ın 6.0 ile 8.0 arasında kalması sağlanmalıdır. İdrar 13 ml lik plastik tüplerde soğuk zincir şartlarında gönderilmelidir. Referans Değerler: Kreatinin: referans değerleri belirlenmemiştir. Beta2 Mikroglobülin: ≤0.2 mg/L Beta2 Mikroglobülin Standardize <300 μg/g kreatinin

  • Bilirubinler

    BİLİRUBİN Kan dolaşımında bulunan kırmızı kan hücreleri yaklaşık 120 günlük bir süre sonunda ömürlerini tamamlar ve çoğunlukla dalakta olmak üzere Retikülo-endotelyal sistem hücrelerinde parçalanırlar. Açığa çıkan hemoglobin globin ve heme’e parçalanır. Heme içinden demir çıkarılarak bilirubine dönüştürülür ve karaciğere götürülür. Karaciğer özel bir işlemle bilirubini suda çözünebilen bir hale getirir ve safra yoluyla bağırsağa atar. Karaciğerin yaptığı işleme konjugasyon denir ve bu işleme maruz kalmış (konjuge olmuş) bilirubine direk, henüz işlem görmemiş bilirubine ise indirek bilirubin denilir. Bilirubinin çoğu bağırsakta ufak bir işlem daha geçirerek dışkıya rengini veren sterkobilin halinde atılırken, az bir kısmı kana emilerek idrarla atılır, çok az bir kısmı da kan yoluyla yeniden karaciğere gider. Bütün bu sistemin herhangi bir noktasında meydana gelebilecek bir aksama kan bilirubin düzeyinin yükselmesine neden olur. Bu aksamalar; kırmızı kan hücrelerinde aşırı yıkım, karaciğer hastalıkları ve safra yolu tıkanıklıklarıdır. Sonuçta kan bilirubin seviyesi yükselecek ve koyu sarı ten rengiyle tipik sarılık ortaya çıkacaktır. Bebeklerde doğumdan sonraki ilk bir kaç gün içinde fizyolojik olarak bilirubinlerde artış olmaktadır. Yükseklerde bulunan ve bu duruma alışık olmayan kişilerde de serum bilirubini artabilir. Yine uzun süre fenobarbital kullanan kişilerde serum bilirubin düzeyleri normal değerlerin altında çıkabilir. *Total Bilirubin, serum-plazma İntra ve ekstrahepatik tıkanmalarda, hepatoselüler hasarda, kolestazda, Dubin Johnson ve Rotor sendromlarında, Gilbert sendromu, Criglar Najjar sendromu, hemolitik hastalıklar, fruktoz intoleransı ve hipotiroidide artmış olarak saptanır. Numune: Kanın açken alınması gerekmektedir (Yaklaşık 12-14 saatlik açlık). 48 saatlik açlık normal hastalarda yaklaşık %240'lık, karaciğer hasarı olan hastalarda ise yaklaşık %198'lik bir bilirubin yüksekliğine yol açar. Serum hemoliz olmamalıdır.Serum örnekleri dondurularak buzdolabında saklanabilir. Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Direkt güneş ışığından korunmalıdır. Plazma: Kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml sodyum heparinli plazma ayırılır. Direkt güneş ışığından korunmalıdır. Referans Değerler: 0.0-1.4 mg/dL Direkt Bilirübin: Serum-Plazma Direkt bilirubinin arttığı durumlar: 1. İntrahepatik safra kanalı kolestazı - Biliyer atrezi - Primer Sklerozan kolanjitis 2. Kanaliküler kolestazis - Siroz - Gebelik - Hepatit - Oral Kontraseptifler - İdiopatik rekürren intrahepatik kolestazis 3. Ekstrahepatik kolestazis 4. Hepatosellüler fonksiyon bozuklukları: - Enfeksiyonlar - İlaçlar - Toksinler - Ailesel (Dubin-Johnson Sendromu, Rotor Sendromu) Numune: Kanın açken alınması gerekmektedir (Yaklaşık 12-14 saatlik açlık). 48 saatlik açlık normal hastalarda yaklaşık %240'lık, karaciğer hasarı olan hastalarda ise yaklaşık %198'lik bir bilirubin yüksekliğine yol açar. Serum hemoliz olmamalıdır.Serum örnekleri dondurularak buzdolabında saklanabilir. Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Direkt güneş ışığından korunmalıdır. Plazma: Kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml sodyum heparinli plazma ayırılır. Direkt güneş ışığından korunmalıdır. Referans Değerler: 0.0-0.3 mg/dL *İndirek Bilirubin, serum-plazma İndirekt Bilirubinin arttığı durumlar: 1. Bilirubin oluşumunun artması - Hemoliz - İnefektif eritropoezis 2. Ailesel - Crigler-Najjar Sendromu - Gilbert Sendromu 3. Lucey-Driscoll Sendromu 4. Konjestif kalp yetmezliği 5. Pulmoner Enfarktüs 6. İlaçlar: - Rifampisin - İzoniazid - Novobiyosin - Hepatotoksik olan ve hemoliz yapan diğer ilaçlar. Numune: Kanın açken alınması gerekmektedir (Yaklaşık 12-14 saatlik açlık). 48 saatlik açlık normal hastalarda yaklaşık %240'lık, karaciğer hasarı olan hastalarda ise yaklaşık %198'lik bir bilirubin yüksekliğine yol açar. Serum hemoliz olmamalıdır.Serum örnekleri dondurularak buzdolabında saklanabilir. Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Direkt güneş ışığından korunmalıdır. Plazma: Kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml sodyum heparinli plazma ayırılır. Direkt güneş ışığından korunmalıdır. Referans Değerler: 0.0-1.1 mg/dL *Bilirubin, Amnion sıvısından Eritroblastoziste, maternal enfeksiyöz hepatitte ve maternal orak hücreli anemi krizinde yükselir. Numune: 2.0 mL amnion sıvısı santrifüj edilip supernatantı ayırılır. Hem supernatantı hem de sedimenti ayrı ayrı plastik tüplerde soğuk zincir şartlarında ve direk güneş ışığından koruyarak gönderilir. Referans Değerler: Gebeliğin durumuna bağlı olarak değişkendir.

  • CA 125

    Özellikle over kanseri tanı ve izlenmesinde kullanılır. Seröz, endometrial, endometrium ve fallop tüplerindeki adenokanserler, bazı jinekolojik olmayan kanserlerde, hamilelik, mensturasyon, endometrioz, over kistleri ve enfeksiyonlarda da serum düzeyi artmış olarak tespit edilebilir. Over kanserli vakalarda %82 oranında artmış olarak tespit edilir. Ancak normal sağlıklı kişilerin % 1 inde, malign tümör taşımayan hastaların %6 sında artmış düzeylerine rastlandığı için tarama testi olarak kullanılmaz. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: <35 U/mL.

  • CA 15-3

    Meme kanseri tanı ve izlenmesinde kullanılır. Metastatik meme kanserli vakalarda %80 oranında artmış olarak tespit edilir. Meme kanserinin rekürrensinin tespitinde ve tedaviye yanıtın değerlendirilmesinde yararlıdır. CEA ile birlikte kullanımı daha kesin yorum yapmamıza yarar. Sağlıklı kişilerde ,Diğer bazı malignitelerde de (kolorektal CA, akciğer Ca) artmış olarak saptanabilir. Ayrıca Hepatit,siroz ve benign meme hastalıklarında da artmış olarak bulunabilir. Tarama testi için uygun değildir. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: <30 U/mL.

  • CA 19-9

    Tek başına pankreas kanseri tanı ve izlenmesinde, CEA ile birlikte gastrik kanserlerin rekürrensinin saptanmasında kullanılır. Tüm GİS kanserleri ve adenokarsinomlarda kan düzeyi artar. Ancak özellikle pankreas kanseri vakalarının % 70-80 inde artmış olarak gözlenir ancak tarama testi olarak kullanılmaz. Kronik pankreatit, kistik fibrozis, kolanjit ve siroz durumlarında da serum düzeylerinde artış saptanır. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: <40 U/mL.

  • CA 72-4

    TAG 72 olarak da bilinen bu antijen GİS, over ve meme dokusundaki adenokarsinomlarda saptanır. Metastatik gastrik kanser hastalarının çoğunda CA19-9 ve CEA dan daha fazla yükselir. Benign gastrik hastalıklarda serum düzeyi yükselmezken, gastrik kanserlerin %50 sinde yükselir. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: <4 U/mL.

  • CMV IgG Antikoru

    CMV en sık görülen doğumsal virus enfeksiyonu etkenidir. Çünkü annedeki IgG antikorları fötüs için koruyucu değildir. CMV enfeksiyonları fetüste sekellere neden olabilir. Bu nedenle hamilelerde taranması yararlıdır. Normal kişilerde asemptomatik atlatılan CMV enfeksiyonları transplantasyon hastaları, kanser hastaları ve immunsupresyonlularda hepatit ve retinit etkenidir. Bu hastalara enfeksiyonun bulaş yolu genellikle kan nakilleri olduğu için verilecek kanların CMV yönünden taranması uygun olacaktır. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum (pediatrik 0.25 mL) soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: IgG: <15 U/mL; negatif IgM: Negatif CMV IgG Aviditite, serum CMV enfeksiyonundan fetüsün etkilenip etkilenmediğini belirlemek için yapılır. Bu test CMV enfeksiyonunun başlangıç zamanı hakkında bilgi verir. Bu sayede primer enfeksiyonun gebeliğin başlangıcından sonra meydana gelip gelmediği dolayısıyla fetüsün etkilenme durumunun saptanmasında faydalıdır. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • CMV IgM Antikoru

    CMV en sık görülen doğumsal virus enfeksiyonu etkenidir. Çünkü annedeki IgG antikorları fötüs için koruyucu değildir. CMV enfeksiyonları fetüste sekellere neden olabilir. Bu nedenle hamilelerde taranması yararlıdır. Normal kişilerde asemptomatik atlatılan CMV enfeksiyonları transplantasyon hastaları, kanser hastaları ve immunsupresyonlularda hepatit ve retinit etkenidir. Bu hastalara enfeksiyonun bulaş yolu genellikle kan nakilleri olduğu için verilecek kanların CMV yönünden taranması uygun olacaktır. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum (pediatrik 0.25 mL) soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: IgG: <15 U/mL; negatif IgM: Negatif CMV IgG Aviditite, serum CMV enfeksiyonundan fetüsün etkilenip etkilenmediğini belirlemek için yapılır. Bu test CMV enfeksiyonunun başlangıç zamanı hakkında bilgi verir. Bu sayede primer enfeksiyonun gebeliğin başlangıcından sonra meydana gelip gelmediği dolayısıyla fetüsün etkilenme durumunun saptanmasında faydalıdır. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • Coombs, direkt

    Eritrositlerin yüzeyini kaplamış antikorlar direkt Coombs testi ile gösterilirler. Pozitiflik çeşitli nedenlere bağlı olabilir: - Eritrosit antijenlerine karşı oluşmuş otoantikorların komplemanla birlikte veya tek başına eritrosit yüzeyini kaplaması - Yakın zamanda yapılmış bir transfüzyondan sonra alıcıdaki alloantikorların donör eritrositlerinin yüzeyini kaplaması - Donörün plazmasında bulunan antikorların transfüzyondan sonra alıcı eritrositlerin yüzeyini kaplaması - Annedeki alloantikorların plasentadan geçerek fetusun eritrositlerini kaplaması - Çeşitli ilaçların (penisilin, sefalosporin, quinidine, phenacetin vs) kullanımına bağlı olarak - Yüksek doz gamaglobulin tedavisi sırasında veya hipergamaglobulinemide. Coombs serumunun asıl önemli fonksiyonu eritrosit yüzeyini kaplayan IgG’nin varlığını göstermektir. Ancak otoimmün hemolitik anemi tanısında anti-C3d’ye karşı olan aktivitesi de önem kazanır. IgM ve IgA ise invivo olarak nadiren eritrosit yüzeylerini kaplarlar. Hemolitik anemilerde monospesifik coombs serumu kullanıldığında pozitiflik saptanır: - Eritrositlerin yüzeyi tek başına IgG ile kaplanmıştır. Soğuk antikorlara bağlı hemolitik anemilerde eritrosit yüzeyini kaplayan antikor IgM yapısındadır. Az sayıda vakada IgM ile birlikte IgA veya IgG bulunabilir. İlaçlara bağlı hemolitik anemilerde de sadece komplemanlara ait pozitiflik saptanır. Yenidoğan hemolitik hastalığında da direkt coombs testi yapılmalıdır. Tüm eritroblastosis vakalarında direkt commbs testi pozitiftir. Bu durumun tek istisnası ABO uyuşmazlıklarıdır. Eritroblastozis fötalis, otoimmun hemolitik anemiler, ilaca bağlı hemolitik anemiler ve uygunsuz kan transfüzyonuna bağlı olarak gelişen transfüzyon reaksiyonlarında bu test pozitifleşir Numune: Kan mor kapaklı kan tüplerine (EDTA lı) alınır, 2.0 mL EDTA lı tam kanı orijinal tüpünde gönderilir. Referans Değerler Negatif

  • Coombs,indirekt

    Kan grup antijenlerine karşı gelişmiş antikorlar transfüzyon öncesi yapılan cross match, reverse gruplama ve antikor tarama testleri ile gösterilebilirler. Bireyin eritrositlerinin yüzeyinde taşımadığı antijenlere karşı geliştirdiği antikorlara alloantikor, kendi eritrositlerinin yüzeyindeki antijenlere karşı geliştirdiği antikorlara da otoantikor denir. Antikorlar serumda serbest ve/veya eritrositlerin yüzeyini kaplamış olarak bulunabilirler. Eritrositlerin yüzeyini kaplamış antikorlar direkt coombs testi ile, serbest dolaşan antikorlar ise indirekt coombs testi ile gösterilirler. İndirekt coombs testi (antikor tarama testi) transfüzyon öncesi alıcılarda ve gebelerde yapılmalıdır. Anne Rh(-), baba Rh(+) olduğunda 28.haftada anneden alınan kanda bakılan bir testtir. Genellikle ilk gebeliklerde bir sorun yaşanmaz. Rh (-) hamilelerde yenidoğanın hemolitik hastalığı (eritroblastozis fetalis) riskinin belirlenmesinde kullanılır. İlk gebeliklerde risk azdır ancak yine de indirek Coombs testi istenmelidir ve test negatifse gebe aşılanmalıdır.Doğumdan sonra bebek kan grubuna bakılmalı ve eğer bebek Rh (+) ise anne sonraki gebeliklerinde bebeğini korumak adına “ kan uyuşmazlık iğnesi” ile aşılanmalıdır.Bebek Rh (-) ise aşılamaya gerek yoktur. Transfüzyon öncesi antikorun tanımlanması bu antijeni taşımayan donörlerin seçilmesine olanak sağlar ve transfüzyon reaksiyonlarını belirgin şekilde engeller. Gebelerin serumlarında bulunan IgG yapısındaki antikorlar plasentadan geçerek fetusun eritrositlerini sensitize ederler. Eritrosit tahribi antikor titresine bağlıdır. İndirekt coombs testi pozitif bulunan tüm olgularda antikor tanımlanmalıdır. Bu yolla sadece yenidoğan hemolitik hastalığının takibi değil aynı zamanda Rh immunglobulin endikasyonu da değerlendirilebilir. Antikor tarama testlerinde otokontrol yapılması önemlidir. Bu yolla mevcut antikorun alloantikor ya da otoantikor olup olmadığını söyleyebilmek mümkün olur. Duyarlı bir antikor tarama testinde iki veya üç farklı donörden alınmış test hücreleri kullanılmalıdır. Mümkün olabildiğince homozigot hücrelerin (EE, ee, cc, CC vs) kullanılması duyarlılığı arttırır. Numune: Kan mor kapaklı kan tüplerine (EDTA lı) alınır, 2.0 mL EDTA lı tam kanı orijinal tüpünde gönderilir. Referans Değerler Negatif

  • C-Reaktif Protein, yüksek sentetif (hs-CRP)

    Akut faz reaktanlarındandır ancak nonspesifiktir. Genel olarak enfeksiyon veya enflamasyonun tespitinde kullanılır. CRP primer olarak hepatositlerde sentezlenir ve sentezini antijenler, immun kompleksler, bakteriler, mantarlar ve travma uyarır. Sedimentasyonla aralarında iyi bir korelasyon vardır ancak CRPnin yanıtı daha hızlıdır. Antikor olmayan bu beta globulin, normal serumda az miktarda bulunur ve hemen her akut inflamatuvar reaksiyona (virüs ya da bakteri infeksiyonu, romatizmal ateş) yanıt olarak gelişir. Herhangibir akut inflamatuar veya nekroz olayında CRP, oldukça erken dönemde yükselir. İyileşme ile CRP yine en erken düşer. CRP inflamatuvar olay steroid veya salisilatla baskılandığı zaman kaybolur. Akut MI: CRP 24-48 saatte ortaya çıkar, üçüncü gün düşmeye başlar ve 1-2 hafta sonra negatifleşir. CRP düzeyinin normale dönmemesi kalp ya da başka bir yerde doku hasarı olduğunu gösterir. Cerrahiyi takiben: CRP 4-6 saatte yükselir. 48-72 saatte tepe yapar. Postoperatif üçüncü günden sonra azalmaya başlar. Komplikasyonları izlemekte lökosit, sedimantasyon, ateş ve kalp hızından daha duyarlı olduğu belirtilmektedir. Bakteriyal ve viral enfeksiyonlar, romatizmal hastalıklar, MI ve yanıklarda hastalık aktivitesini izlemde yararlı olabilir. Lösemi: Ateş, blast krizi ve sitotoksik ilaçlar CRP de yalnızca orta derecede artma yaparlar, ancak eşzamanlı enfeksiyon CRP'de belirgin artışa yol açar ve antibiyotik tedavisine cevabı izlemekte yararlıdır. CRP, Crohn hastalığında ülseratif kolitten daha fazla yükselir ve Crohn hastalığında relaps, remisyon ve tedaviye cevap ile uyumludur. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Enflamasyon, doku nekrozu, travma. Crp düzeyleri RA, SLE, Vaskülitik sendrom, iltihaplı barsak hastalıkları ve myokard infarktüsünün değerlendirilmesi ve izlenmesinde de yararlıdır. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; yenidoğanlarda erişkinlere göre daha düşük gözlenebilir. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 0.5 mL serum (pediatrik 0.3mL) soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: 0.20- 4.00 mg/L

  • Dışkıda Gizli Kan

    Normalde dışkıda kan bulunmaz. Bazı durumlarda gastrointestinal sistemden bir kan kaybı olur ise ve bu gözle görülmeyecek miktarda ise buna gizli kanama denir. Gastrointestinal ülserlerde, divertikülitlerde, hemoroidde, polip ve kanserlerde dışkıda gizli kan testi pozitif olabilir. En yaygın olarak kullanılan gizli kan testi guaiac’dır. Guaiac, Guaiacum Officinale’den elde edilen zamk benzeri ya da reçine gibi bir maddedir. Guaiac’ta bulunan fenollerden biri olan alfa guaiakonik asit guaiacum mavisi denen guinonu oluşturur ve bu mavi renk verir. Dışkıda kan bulunması, ortamda serbest hemoglobin bulunduğunu gösterir. Hemoglobinin hematin kısmı bir çeşit peroksidaz aktivitesine sahiptir. Numune: 20g kadar gaita örneği temiz bir kap içinde soğuk zincir şartlarına uyarak gönderilir. Örnek alımından 24 saat önce etsiz diyet uygulanmalıdır. Salam, sosis, sucuk gibi et ürünleri ve şalgam, turp, hardal gibi yiyecekler yenilmemelidir. Referans Değerler: Negatif.

  • D-dimer

    D-dimer çapraz bağlı fibrinde plazminin aktivasyonu sonucu yapılır. D-dimer fibrinojen veya FDP'ı etkileyen plazmin ile oluşmaz. Bundan dolayı fibrin için spesifiktir. D-dimerın varlığı hem trombin oluşumunu hem de plazmin oluşumunu teyit eder. Fibrin yıkım ürünleri eş zamanlı 2 olayın sonucu oluşur. 1-Fibrinojen trombin ve FXIIIa ile birlikte stabilize fibrin formuna dönüşür. 2-Fibrin kanda bulnan plazmin ile çözünür. Fibrinolizisde plazmin fibrin ağını D-Dimerda içeren spesifik fragmentlere yıkar. D-Dimer fibrinolizisin en uç ürünüdür ve stabilize fibrin varlığında saptanan trombotik bozukluklar markerdır. D-Dimer hem pıhtı formasyonu hemde fibrinolizisin arttığında düzeyleri artar. D-Dimer düzeyi Dıssemine İntraxasküler Koagülopati (DIC) ve tromboz (arteryal ve venöz) sonucunda oluşan patolojik durumlarda artış gösterir. Ayrıca deri ven trombozu ve pulmoner embolinin tayininde yararlıdır. Fibrin çapraz bağlarının plazmin degradasyonu sonucunda oluştuğu için FDP den fibrinolizis için daha spesifik bir markerdir. D-Dimer'ın arttığı durumlar DIC Arterial veya venöz tromboz Renal veya karaciğer yetersizliği Pulmoner emboli Hamileliğin geç dönemi, preeklampsi Myokardial infartüs Malignite, İnflamasyon ve ciddi infeksiyonlar Antikoagülan tedavi Numune: Kan açık mavi kapaklı sitratlı tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 1.0 mL plazma plastik bir tübe aktararak gönderilir. Referans Değerler: ≤300 ng/mL

  • Dehidroepiandrosteron Sülfat (DHEA-S)

    Adrenal kortekste üretilen steroid yapılı bir hormondur.. Çocukluk çağında, adrenal korteksin genetik enzim defektlerinin değerlendirilmesinde kullanılır. Adrenal androjen üretiminin göstergesi olarak kullanılır. Testosteron gibi seks hormonlarına bağlı dolaşmaz. Hamilelik sırasında kord kanında yüksek düzeylerde bulunur ancak doğumla birlikte düşer, prematürelerde yüksek sapanır. Virilize over tümörleri nadiren DHEA-S üretir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Hirsutizmli kadınlar, konjenital adrenal hiperplazi, adrenal korteks tümörleri (karsinomlarda adenomlara oranla daha yüksektir), Cushing hastalığı, ektopik ACTH üreten tümörler, polikistik over. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Primer ya da sekonder adrenal yetmezlik Numune : Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Erkekler: Bayanlar: 0-12 yaş: 100-600 ng/mL 0-12 yaş: 100-600 ng/mL . 13-60 yaş:1250-3500 ng/mL 13-60 yaş:700-3500 ng/mL ≥60 yaş: 1250-3500 ng/mL ≥60 yaş: 110-610 ng/mL

  • Demir

    Demir vücudun dışarıdan aldığı, az miktarda ancak mutlak ihtiyaç duyduğu bir maddedir. Günlük en az 1,0 mgr. Demiri yiyeceklerle dışarıdan almak gerekir. İnsan vücudunda demir, yapı taşı olarak görev yapmaktadır. Hemoglobulin vücudda en çok demir içeren bileşiktir. Depolanmış haldeki demir ferritin ya da hemosiderindir. Depo kompartımanda, erkeklerde yaklaşık 1 gr., kadınlarda ise 0,5 gr. Demir bulunur. Ferritin suda eriyebilen depo demirken, hemosiderin ferritinin suda erimeyen ürünüdür. Demir plazmada transferrin denen proteine bağlı olarak taşınır. İskelet ve kalp kasında myoglobulin kısmında demir bulunur. Vücudda demir eksikliği oluştuğunda, daha fazla transferrin sentez edilir. Özellikle anemilerin değerlendirilmesinde kullanılır. Serum demiri diurnal varyasyona sahiptir ve sabah açlık kanında kan demir düzeyi daha yüksek bulunur. Uyku bozuklukları veya stres ve enfeksiyon durumunda değerler düşer. Kan alımı en az 10 saatlik açlıkta ve sabah yapılmalıdır. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Pernisiyöz, aplastik ve hemolitik anemiler, hemokromatozis, akut lösemler, kurşun zehirlenmesi, akut hepatit, vitamin B6 eksikliği, talassemi, demir tedavisi, tekrarlayan transfüzyonlar, çocuklardaki akut demir zehirlenmeleri, nefritler. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Demir eksikliği anemileri, enfeksiyonlar, kanserler, hipotiroidi, operasyon sonrası, beslenme bozuklukları. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, hasta açlık durumunda olmalıdır. Örnek santrifüj edilip 1.0 ml serum soğuk zincirle gönderilir. Plazma: Açlık durumundaki hastadan (bebekler için açlık süresi 4 saat ve üzerinde olmalıdır) kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 ml heparinli plazma ayırılır. Soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 0-7 gün: 100-250 μg/dL 7gün-1 yaş:40-100 μg/dL 2-15 yaş:50-120 μg/dL >15 yaş Erkek: 50-175 μg/dL Kadın: 40-170 μg/dL

  • Demir Bağlama Kapasitesi, total (TIBC)

    Anemilerin ve demir metabolizmasının değerlendirilmesinde kullanılır. Serum total demir bağlama kapasitesi serum transferrini ile koreledir ancak ilişki lieer değildir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Hipokromik anemiler, akut hepatit, gebeliğin ilerlemiş dönemleri Serum düzeyinin azaldığı durumlar: Kronik enfeksiyonlar, demir eksikliğine bağlı olmayan anemiler, hemokromatozis, siroz, neoplastik ve renal hastalıklar, talassemi Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, hasta açlık durumunda olmalıdır. Örnek santrifüj edip 1.0 ml serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: <1 yaş: 100-400 μg/dL >1 yaş: 250-450 μg/dL

  • Digoxin

    Kardiak glikozidlerden olan ve konjestif kalp yetmezliğinin ve atrial fibrilasyonun tedavisinde yaygın olarak kullanılan bu ilacın serum düzeyini belirlemek için çalışılır. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Hastanın son ilaç kullanma zamanı ve dozu belirtilmelidir. Referans Değerler: Terapötik konsantrasyon: 0.8-2.0 ng/mL Toksik konsantrasyon: >2.5 ng/mL

  • Dopamin

    Dopamin katekolaminlerden biridir. Epinefrin, norepinefrin ve dopaminin normalde çok düşük olan plazma düzeylerinin ölçülebilmesi için çok duyarlı, özgül ve güvenilir yöntemlerine gereksinim vardır. İnsan plazmasında hem konjuge olmamış (serbest) hem de sulfokonjuge katekolaminler dolaşmaktadır ve bunlar feokromasitoma hastalarında artar. Ancak bu hastalar ataklar arasında yani normotansif oldukları zamanlarda düşük veya normal plazma katekolamin seviyeleri gösterebilirler. Plazma katekolamin ölçümü feokromasitoma şüphesinin yüksek olduğu ancak idrar katekolamin ölçümleriyle tanının konamadığı durumlarda kullanılmaktadır. Diyetin konjuge fraksiyon üzerine potansiyel etkisi olduğu için, tercih edilen yöntem aktif formunun ölçümüdür. Epinefrin, Norepinefrin ve Dopaminin ölçüldüğü bu test feokromasitomanın, nöroblastoma ve ganglionöromanın tanı ve tedavisinde kullanılır. Hipertansiyonun natürünü araştırmada da önemlidir. Selektif venlerden kan alınması yöntemi ile tümör lokalizasyonunu belirlemede faydalıdır. Ortostatik hipotansiyonun tanısında plazma norepinefrin düzeyine bakılması faydalıdır. Ayağa kalkmakla norepinefrinin artmıyor olması sempatik sinir sistemi hastalığı lehine bir bulgudur. Feokromasitomada plazma norepinefrin düzeyleri epinefrine göre daha yüksek saptanır. Plazma düzeylerinin arttığı durumlar; Feokromasitoma, nöroblastom, ganglionöroblastom, ganglionöroma, paraganglioma, myokard infarktüsü, stres, hipotiroidizm, diabetik asidoz, uzun süreli manik depressif bozukluk. Plazma düzeylerinin azaldığı durumlar; Otonomik nöropati, diabet nöropatisi, parkinson hastalığı Numune :Hasta kan alımından en az 1 hafta önce epinefrin içeren ilaçları kesmiş olmalıdır. Trisiklik anti depresanlar 2 hafta öncesinden kesilmiş olmalıdır. Kan alımından en az 4 saat öncesinde yeme, içme, tütün kullanımı, kahve ve çay kesilmiş olmalıdır. Hastaya tüm prosedür ayrıntısıyla anlatılmalı ve sakinleşmesi sağlanmalıdır. Daha sonra heparinize venöz kateter yerleştirilmelidir. Hasta 30 dakika kadar sessiz bir odada yatar pozisyonda dinlendirildikten sonra kateterden kan alınmaya başlanmalı, alınan ilk 3 mL kan atıldıktan sonra, yeşil kapaklı EDTA lı tüplere kan alınmalı, yarım saat sonunda plazma ayrılarak, soğuk zincir şartlarında gönderilmelidir. Referans Değerler: Norepinefrin:Yatar pozisyonda: 70-750 pg/mL Ayakta: 200-1700 pg/mL Epinefrin: Yatar pozisyonda: 0-110 pg/mL Ayakta: 0-140 pg/mL Dopamin: Postürle değişmez: <30 pg/mL Katekolaminler, 24 saatlik idrardan Bu test için 24 saatlik idrar örneği tercih edilir ancak 12 saatlik veya spot idrardan da çalışılabilir. İdrardaki Epinefrin, Norepinefrin ve Dopaminin ölçüldüğü bu test katekolaminlerin atılışını takip etmek için yapılır. Egzersiz, stres, sigara ve ağrı katekolaminleri arttırır. İdrarla atılımları gece daha az seviyelerdedir. Epinefrin ve norepinefrin menstural siklusun luteal fazında artar, ovulasyon fazında azalır. İdrar katekolaminleri ve VMA nın beraberce ölçülmesi feokromasitoma için, metanefrinlerin ölçümüne göre daha spesifiktir. Ancak metanefrin ölçümlerinin feokromasitoma için daha duyarlı olduğunu belirtmek gerekir. Dopamin artışı ise nöroblastoma için karakteristiktir. İdrar düzeylerinin arttığı durumlar; Feokromasitoma, nöroblastom, ganglionöroblastom, ganglionöroma, paraganglioma, myokard infarktüsü, stres, hipotiroidizm, diabetik asidoz, uzun süreli manik depressif bozukluk. İdrar düzeylerinin azaldığı durumlar; Otonomik nöropati, diabet nöropatisi, parkinson hastalığı Numune: 24 saatlik idrardan erişkinler için 50 mL( pediatrik 20mL) örnek gereklidir. 24 saatlik idrar toplanmaya başlanmadan toplama kabına 25 mL %50’lik asetik asid koruyucu olarak ilave edilmelidir. (5 yaş altı çocuklar için 15 mL) Bu asid ilavesi idrar pH sının 2 ile 4 arasında tutulmasını sağlayacaktır. Örnek buzdolabında bekletilmeli ve 60 mL lik plastik idrar tüpleriyle gönderilmelidir. Referans Değerler: Epinefrin: 0-3 yaş: 0.0-6.0 µg/24 saatlik idrarda 4-9 yaş: 0.2-10.0 µg/24 saatlik idrarda 10-15 yaş: 0.5-20.0 µg/24 saatlik idrarda ≥16 yaş:0.0-20.0 µg/24 saatlik idrarda Norepinefrin: 0-3 yaş: 0.0-29.0 µg/24 saatlik idrarda 4-6 yaş: 8.0-45.0 µg/24 saatlik idrarda 7-9 yaş: 13.0-65.0 µg/24 saatlik idrarda ≥10 yaş:15.0-80.0 µg/24 saatlik idrarda Dopamin <1 yaş: 0.0-85.0 µg/24 saatlik idrarda 1 yaş: 10.0-140.0 µg/24 saatlik idrarda 2-3 yaş: 40.0-260.0 µg/24 saatlik idrarda ≥4 yaş:65.0-400.0 µg/24 saatlik idrarda

  • EBV- EBNA IgG Antikoru

    Çölyak Hastalığı ve Dermatitis Herpetiformis´te düzeyleri yüksek bulunur. Çölyak Hastalığı ekmek, makarna, bisküvi, pide gibi buğday, çavdar, arpa veya buğdayla karışmış yulaf unundan yapılmış gıdalarda bulunan gluten adı verilen bir proteinin gıda olarak alınmasıyla tetiklenen bir hastalıktır. Çölyak Hastalığı olan kişilerde gluten içeren gıdalar alındığı zaman, ince barsaklardaki bağışıklık sistemi uyarılır ve barsakların iç yüzeyinde iltihap meydana gelir. Normal barsak hücrelerinin yüzeylerinde bulunan ve besin maddelerinin emilimi için gerekli olan minik ince uzantılar (mikrovilli) iltihaba bağlı olarak azalır ya da kaybolur. Bunun sonucunda iltihaplı barsak yüzeyleri bazı besin maddelerini emip kana karıştıramazlar. Kalıtsal yönü olduğu düşünülen hastalık her yaşta ortaya çıkabilir. Hastalığı neyin tetiklediği bilinmemekle birlikte enfeksiyon, yaralanma/zedelenme, ağır stres, ameliyat veya gebelik sonucu da ortaya çıkabilmektedir. Çölyak hastalarının kanlarında glutene karşı ve bu iltihap süreciyle bağlantılı olarak barsağın bazı ögelerine karşı oluşmuş belli antikorlar (Anti-Gliadin, Anti-Endomisyum, Anti-Transglutaminaz) normalden yüksek miktarlarda bulunur. Numune: Serum Referans Değerler: Negatif

  • EBV- VCA Antikorları

    EBV enfeksiyonlarının tanısında kullanılır. Epstein- Barr virusu (EBV) Herpetoviridia ailesinden, çift zincirli bir DNA virusudur. EBV, İnfeksiyöz Mononükleoz etkeni olmakla birlikte, Burkitt lenfoma ve Nazofarenks karsinomu başta olmak üzere pek çok malingnitenin etyolojisinden sorumlu tutulmaktadır.Enfeksiyon genellikle çocukluk çağında ve asemptomatik olarak geçirilir. Erişkin yaşlarda EBV enfeksiyoz mononükleoz tablosuna yol açar.. EBV ile karşılşıldıktan kısa bir süre sonra VCA IgM ve IgG pozitifleşir. Zamanla IgM tekrar negatifleşirken, IgG yaşam boyu pozitif kalır. Bu nedenle IgM pozitifliği yeni geçirilmiş EBV lehinedir. Epstein- Barr Nükleer Antijene (EBNA-1) karşı oluşan IgG tipi antikorlar, primer infeksiyondan 3-4 hafta sonra ortaya çıkar ve ömür boyu kalıcı olur. Erişkinlerin %90 ında pozitif olarak saptanır. EBV EBNA IgG antikor testi, EBV EBNA-1 karşı oluşan antikorları, ELISA yöntemiyle saptayan kantitatif bir testtir. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Anti VCA IgG: Negatif Anti VCA IgM: Negatif

  • Eozinofilik Katyonik Protein (ECP)

    Kronik alerji sürecinde eozinofilik granülositler önemli hücrelerdir. Alerjik enflamasyonlarda eozinofil aktivasyonu sonucu, eozinofil granürlerden ECP (Eozinofilik Katyonik Protein) salınımı olur. Salınan ECP doku hasarına sebep olur. ECP düzeyinin saptanması, enflamatuar sürecin şiddeti hakkında bilgi verir. Alerjik hastalıkların seyrinin ve tedavisinin takibinde kullanılır, tedavi ile beraber düzeylerin azalması beklenir. Doğru ECP tayini için preanalitik gereklilikler yerine getirilmelidir: kan örneği antikoagülansız tüpe alınmalı, tüp yavaşca 5 kez alt üst edilmelidir. 1-2 saat oda ısısInda bekletildikten sonra santrifüj edilmeli ve laboratuvara ulaştırılmalıdır. Numune: Serum Referans Değerler: 0.2-16 ng/mL

  • Eritropoietin

    Kemik iliğinde sürekli olarak eritrosit üretimi gerçekleşir. Eritroid serideki hücrelerin çoğalmasını ve farklılaşmasını eritropoietin (EPO) hormonu kontrol eder. EPO temel üretim yeri böbrektir. Karaciğerde de bir miktar üretim gerçekleşir. Eritropoietin 30 kD ağırlığında, 165 aminoasid ve 4 karbonhidrat zincirinden oluşan ısı ve pH´a dayanıklı bir glikoproteindir. EPO sentezini böbrekte de bulunan oksijen sensörleri kontrol eder. Doku hipoksisi hormon sentezini arttıran temel uyarandır. Eritropoietin artınca eritropoez de artar. Hipoksi sonlandığında eritropoietin üretimi de normale döner. EPO artışı çeşitli patofizyolojik durumlarla ilişkili olabilir. Polisitemilerde eritrosit üretimi artar. Polisitemia vera gibi primer polisitemilerde anormal kök hücrelerden eritroid serideki hücrelerin eritropoietinden bağımsız büyümeleri gerçekleşir. Bu hastalarda eritropoietin normal ya da düşük bulunur. Sekonder polisitemilerde eritropoietin düzeyi artar. Bu, doku hipoksisine adaptasyon yanıtı olarak oluşabilir. Yüksekte yaşama, kronik obstruktif akciğer hastalıkları, siyanotik kalp hastalığı, uyku apnesi, sigara içme, yüksek affiniteli hemoglobinopati, ya da lokalize renal hipokside yüksek EPO düzeyi görülür. Bunun dışında neoplastik hücreler tarafından da fazla miktarda EPO üretilebilir. Böbrek kanseri, bening böbrek tümörleri, wilms tümörü, hepatomalar, karaciğer kanserleri, serebellar hemangioblastomolar, adrenal bez tümörleri, düz kas tümörleri, ve leiomyom gibi durumlarda EPO düzeyi artar. Çeşitli tip anemilerde yetersiz EPO üretimi görülür. Renal yetmezlik ve son dönem böbrek hastalık anemisi, kronik enfeksiyonlar ve kronik hastalıklara bağlı anemiler, otoimmun hastalıklar, romatoid artrit, AIDS, maligniteler, hipotroidi ve malnutrisyona bağlı anemilerde EPO düzeyi azalır. Bu durumlarda İnterlökin 1 ve Tümör nekrozis faktör (TNF-?) üretimi artar ve EPO aktivitesini inhibe ettiği düşünülür. Demir eksikliği anemisi, aplastik anemi ya da hemolitik anemilerde hematokrit düzeyi düşer ve EPO düzeyi artar. Artmış hematokrit düzeyi ile beraber düşük EPO düzeyleri Polistemia rubra vera’da görülür Numune: Eritropoetinin diurnal varyasyonu vardır. Sabah değerleri akşam değerlerine göre daha yüksek tespit edilir. Referans aralık sabah değerlerine göre belirlenmiş olduğundan kanı sabah saatlerinde katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Erkekler: 4.0-16 mU/mL Kadınlar: 4.0-21 mU/mL

  • Estron(E1)

    Estron (E1), östrojen sınıfına ait olan Estrodiol (E2) ve Estriol (E3) gibi bir steroiddir. Estron (E1), estrodiol ile karşılaştırıldığında biyolojik aktivitesi düşüktür. Östrojenler kadınlarda genital organların ve sekonder seks karakterlerinin gelişimi için gereklidir. Menapoz öncesi dönemde en bol bulunan östrojen E2 olmasına karşılık menapoz sonrası dönemde en fazla bulunan E1 dir. Ovum fertilize olmadan önce östrojenlerin başlıca görevi üreme yollarında fertilize ovumun büyüyeceği ortamı hazırlamaktır. Normal kadın ve erkeklerde E1 böbreküstü bezinden salgılanan androstenedionun periferik dokularda dönüşümünden ve E2 'nin metabolizmasından oluşur. Yağ dokusu bu dönüşümün olduğu major yerdir. E1 normal menstruel siklus boyunca küçük miktarda sekrete edilir ve KC de E2'nin oksidasyonu ile yapılır. Böylece E1 düzeyleri siklus boyunca E2'nin aynasıdır. E1 düzeyi menstruel siklusun follikül fazı boyunca az artış gösterir. Estron yapımı siklusun 13. günü belirgin bir pikle artar, pik kısa bir süre devam ettikten sonra siklusun 16. gününden sonra düşmeye başlar. İkinci pik siklusun 21. günü oluşur ve fertilizasyon oluşmamış ise E1 yapımı düşer. Obez postmenopozol kadınlarda androstenedion’un E1’e dönüşümü artar. Normal durumlarda E1 düzeyleri düşüktür ve hipotalamus-hipofiz-over feedback mekanizmasında belirgin rol oynamaz. Fakat anormal durumlarda (obesite gibi) miktarı artar ve normal feedback mekanizmasını interfere eder. Bu da menstruel siklusta düzensizliğe yol açabilir. Erkekte E1 düzeyleri jinekomastinin araştırılması veya östrojen salgılayan tümörlerin tanısında önemlidir. Numune: Serum Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri İnsan için 16-40 yaş kadın 25-350 pg/mL Gebelikte : 100-8000 pg/mL İnsan için 41-99 yaş kadın 25-350 pg/mL İnsan için 16-99 yaş erkek 25-150 pg/mL

  • Faktör II

    Faktör II karaciğerde yapılan K vitaminine bağımlı glikoprotein yapısında olan bir koagülasyon faktörüdür. Faktör II aktivasyonu hem ekstrensek hem de intrensek yol ile oluşur. Faktör II eksikliği kanama hikayesi ile birlikte hem PT (Protrombin Zamanı), hem de APTT (Aktif Parsiyel Tromboplastin Zamanı) uzamış olan hastalarda düşünülmelidir. Konjenital faktör II eksikliği nadirdir ve otozomal resessif kalıtımla geçen bir hastalıktır. Kombine konjenital faktör II, VII, IX ve X eksikliği az sayıda vakada tespit edilmiştir. Edinsel eksiklik özellikle karaciğer disfonksiyonu, oral antikoagülan tedavisi ve K vitamini eksikliklerinde görülür. Otozomal ressesif olarak kalıtılan herediter protrombin yetmezliği oldukça nadir rastlanan ve kanamaya eğilimin artmasıyla karakterli bir pıhtılaşma bozukluğudur. Bu hastalıkta PT ve APTT testlerinde uzama gözlenir. Bu hastalığın kesin tanısında faktör II çalışılır. Aktivitesinin azaldığı durumlar: Genetik eksikliğinin yanısıra K vitamini yetmezliği ve oral antikoagülan tedavisi faktör II nin düzeyinin azalmasına neden olur. Aktivitesinin arttığı durumlar : Protrombin genindeki mutasyon nedeniyle kan düzeyinde artış söz konusu olabilir. Bu durum tromboz riskini arttırmaktadır.%115 in üzerindeki aktiviteler tromboz açısından risk kabul edilir. Numune: Kan açık mavi kapaklı sitratlı tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 1.0 mL plazma plastik bir tübe aktarılır. Kesinlikle cam tüp kullanılmamalıdır!!! Not: 1. Hasta heparin alıyor olmamalıdır.Testten 2 gün önce heparin kesilmiş olmalıdır. 2. Kumadin türevleri kullanılıyor ise testten 2 hafta önce ilaç kesilmelidir. Elde edilen örnek hemen soğuk ortamda gönderilmelidir. Referans Değerler: Normal aktivitenin %50-150’si

  • Faktör II Mutasyonu (G20210A)

    Faktör II, protrombin 20210A mutasyonu trombozun en sık genetik risk faktörüdür ve protrombin düzeylerinin yüksekliği ile ilişkilidir. Protrombinin yüksek konsantrasyonları trombin oluşum hızının artışına yol açar ve fibrin pıhtısının aşırı büyümesi ile sonuçlanır. Faktör II, protrombin 20210A mutasyonu otozomal dominant bir bozukluktur. Heterozigotlarda tromboz riski 3-11 kat artar. Homozigosite nadir olsa da iki 20210A mutasyonu tromboz risikini arttırır. Eğer bir hastada hem protrombin hem de faktör V leiden mutasyonu için heterozigot ise kombine heterozigosite trombozun daha erken dönemde oluşmasına yol açar ve tek gen heterozigotlardan daha ciddidir. Faktör II gen üzerinde 20210 pozisyonunda olan nokta mutasyonudur. Numune: EDTAlı plazma. Heparinli plazma ile çalışma yapılmaz

  • Faktör IX (Antihemofilik Faktör B, Christmas Faktör)

    Faktör IX eksikliği, bir diğer adıyla Hemofili B kanamaya eğilimin artmasıyla karakterli sekse bağlı aktarılan herediter bir pıhtılaşma bozukluğudur. Etkilenen bireylerde APTT uzar, PT normaldir. Erkekler hastalıktan etkilenirken kadınlar taşıyıcıdır. Toplumda 1:25000 oranında gözlenir. Aktivitesinin azaldığı durumlar: Genetik eksikliğinin yanısıra oral antikoagülan kullanımı, şiddetli karaciğer hastalığı ve K vitamini yetmezliğinde Faktör IX aktivitesi azalmış bulunur. Numune: Kan açık mavi kapaklı sitratlı tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 1.0 mL plazma plastik bir tübe aktarılır.Kesinlikle cam tüp kullanılmamalıdır!!! Not: 1. Hasta heparin alıyor olmamalıdır.Testten 2 gün önce heparin kesilmiş olmalıdır. 2. Kumadin türevleri kullanılıyor ise testten 2 hafta önce ilaç kesilmelidir. Elde edilen örnek hemen soğuk ortamda gönderilmelidir. Referans Değerler: Normal aktivitenin %50-150’si

  • Faktör V (Proakselerin)

    Faktör V eksikliği kanamaya eğilimin artmasıyla karakterli bir pıhtılaşma bozukluğudur. Parahemofili olarak da adlandırılan bu hastalıkta PT ve APTT testlerinde uzama gözlenir. Bu hastalığın kesin tanısında Faktör V çalışılır. Ayrıca Faktör V çalışması karaciğer hastalığı ile K vitamini yetmezliğinin ayırıcı tanısında kullanılır. Çünkü KC hastalıklarında Faktör V in yanısıra diğer pıhtılaşma faktörleri de azalırken, K vitamini yetmezliğinde Faktör V normal kalırken diğer faktörler azalır. Bu test için Faktör V ve Faktör VII aktiviteleri bir arada çalışılır. Aktivitesinin azaldığı durumlar: Genetik eksikliğinin yanısıra akut karaciğer yetmezliği ve DIC te aktivitesi azalmış bulunur. Aktivitesinin arttığı durumlar : Gebelikte aktivitesinin artması söz konusudur. Numune: Kan açık mavi kapaklı sitratlı tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 1.0 mL plazma plastik bir tübe aktarılır. Kesinlikle cam tüp kullanılmamalıdır!!! Not: 1. Hasta heparin alıyor olmamalıdır.Testten 2 gün önce heparin kesilmiş olmalıdır. 2. Kumadin türevleri kullanılıyor ise testten 2 hafta önce ilaç kesilmelidir. Elde edilen örnek hemen soğuk ortamda gönderilmelidir. Referans Değerler: Normal aktivitenin %50-150’si

  • Faktör V Leiden Mutasyon Analizi

    Faktör V Leiden Mutasyon Analizi, plazma Normal kan pıhtılaşmasında Aktive Protein C (APC) Faktör Va ve VIIIa nın proteolitik inaktivasyonunu sağlayarak pıhtılaşmayı sınırlar. Genellikle Faktör V geninde meydana gelen bir nokta mutasyonu APC rezistansı oluşmasına neden olur. Bu durum tromboz oluşumu ile sonlanır. Tromboz hastalarının %50 sinde böyle bir mekanizma yani Faktör V Leiden Mutasyonu sonucu APC rezistansı söz konusudur. Numune: Kan mor kapaklı EDTA’lı tüplere alınır ve soğuk zincir şartlarında gönderilir. Not: 1. Hasta heparin alıyor olmamalıdır.Testten 2 gün önce heparin kesilmiş olmalıdır. Referans Değerler: N/N: Homozigot normal Mt/N: Heterozigot Mt/Mt: Homozigot Mutant

  • Faktör VIII (Antihemofilik Faktör)

    Faktör VII eksikliği, bir diğer adıyla Hemofili A kanamaya eğilimin artmasıyla karakterli sekse bağlı aktarılan herediter bir pıhtılaşma bozukluğudur. Etkilenen bireylerde APTT uzamışken, PT normaldir. Bu hastalığın kesin tanısında ve şiddetinin belirlenmesinde Faktör VIII çalışılır. Faktör VIII düzeyi >%5 ise hastalık hafif, %1-5 arasında orta derecede, <%1 şiddetli olarak kişiyi etkiler. Aktivitesinin arttığı durumlar : Faktör VIII bir akut faz reaktanı olduğundan östrojen kullanımı, karaciğer hastalığı, diyabet, stres ve egzersizde aktivitesinin artması söz konusudur. Numune: Kan açık mavi kapaklı sitratlı tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 1.0 mL plazma plastik bir tübe aktarılır. Kesinlikle cam tüp kullanılmamalıdır!!! Not: Hasta heparin alıyor olmamalıdır.Testten 2 gün önce heparin kesilmiş olmalıdır. Elde edilen örnek hemen soğuk ortamda gönderilmelidir. Referans Değerler: Normal aktivitenin %50-150’si

  • Faktör XIII (Fibrin Stabilizan Faktör)

    Faktör XIII eksikliği otozomal ressesif olarak kalıtılan herediter bir hastalıktır. Bu hastalarda ilk kanama bulgusu göbek kordonu ayrıldıktan sonra kanamanın durmaması şeklinde gözlenir. Etkilenen bireylerde koagülasyon testleri normalken, bir yaralanma neticesinde oluşan yaraların geç iyileşmesi söz konusudur. Bu hastalığın tarama testi olarak bu test çalışılır. Numune: Kan açık mavi kapaklı sitratlı tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 1.0 mL plazma plastik bir tübe aktarılır. Elde edilen örnek hemen soğuk ortamda gönderilmelidir. Referans Değerler: Pıhtı lizisi >24 saat ise tarama testi negatiftir.

  • Feniletonüri (pku) tarama testi

    Bu hastalık fenil alanin hidroksilaz enziminin eksikliği veya bozukluğunun otozomal ressesif olarak kalıtıldığı genetik bir hastalıktır. Bu enzim fenilalanini tirozine çevirir. Enzimin işlev görememesi sonucu fenilalanin düzeyi artar ve bu aminoasid beyin için toksiktir. Bu hastalar fenilalanin içermeyen diyet kullanarak normal yaşamlarını sürdürebilirler. Diyet uygulanmazsa fenilalaninin beyindeki toksik etkisi geri dönüşümü olmayan zeka ve nörolojik bozukluklarla sonlanır. PKU hastalarında eğer tirozinden fakir diyetle beslenirse tirozin düzeyi anormal düşük bulunur. Dolayısıyla tirozinden oluşan maddelerde eksiklik görülür. Tirozinden oluşan; saç, deri, göz rengini veren melanin pigmenti ve nörotransmitterler dopamin, noradrenalin ve adrenalin yapılamaz. PKU hastalarında oluşan mental hasarın derecesi fenilalaninden fakir diet ile azaltılabilinir. Hastalığın tanısı doğumu takibeden süreçte rutin olarak yapılan bu tarama testi ile konur. Tarama testinin pozitif olması durumunda sonuç kantitatif bir yöntemle doğrulanmalıdır. Protein alımının yetersiz olduğu durumlarda yanlış negatif, prematüre bebeklerde KC in immatür olması nedeniyle yanlış pozitif sonuçlar elde edilebilir. Numune: Doğumdan 2-5 gün sonra proteinli gıda ile son 2 gündür beslenmiş bebeğin topuğunun kenarından özel bir kağıda emdirerek örnek alınır. Ayak topuğu alkolle silinmeli ve alkolün tamamen uçması beklenmelidir. Fazla alkol dilüsyona neden olup sonuçları etkileyebilir. Topuk steril ve tek kullanımlık lanset ile delinmeli, çıkan ilk damla steril gazlı bezle silindikten sonra ikinci büyük damla örnek kağıdında işaretli alana emdirilir. Kan damlası kağıdın arka yüzünden de net şekilde görülüyor olacak şekilde emdirilmelidir. Aynı alana tekrar tekrar emdirme yapılması yanlış pozitifliklere yol açar. Emdirme işlemi tamamlandıktan sonra kağıt oda ısısında 3 saat kadar bekletilerek kuruması sağlanmalı, kurutma için direk güneş ışığı veya ısıtıcılar kesinlikle kullanılmamalı, temiz bir zarfın içinde örnek gönderilmelidir. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri İnsan için 0-29 gün negatif İnsan için 1-11 ay < 2.1 mg/dL İnsan için 1 yaş < 2.1 mg/dL

  • Fenitoin (Difenilhidantoin)

    Nörolojik hastalıklarda kullanılan ilaçlardır. Tedavi takibi için serum düzeyine bakılır. Numune: Serum (Hemoliz,ikter ve lipemi sonuçları etkiler,bu tür numuneler kullanılmaz) Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 1-3 ay Terapötik : 6-14 ug/mL Toksik : > 20 ug/mL 4-11 ay Terapötik : 10-20 ug/mL Toksik : > 20 ug/mL 1-99 yaş Terapötik : 10-20 ug/mL Toksik : > 20 ug/mL

  • Fenobarbital

    Antiepileptiklerden Luminal isimli ilacın etkin maddesidir. Bu ilacın serum düzeyini belirlemek için çalışılır. Valproik asid ve salisilatların beraber kullanımı ile fenobarbital düzeylerinin % 40 oranında arttığı gözlenmektedir. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Hastanın son ilaç kullanma zamanı ve dozu belirtilmelidir. Referans Değerler: Terapötik konsantrasyon: 15-40 μg/mL Toksik konsantrasyon: >40 μg/mL

  • Ferritin

    Retikuloendotelial sistemden kaynak alır. Vücut demirinin %20-25’ini bünyesinde depolar. Demir eksikliği anemisi, kronik hastalık anemisi, talassemi, hemakromatozis ve demir tedavisinin takibinde kullanılır. Bir akut faz reaktanı olduğu için iltihaba yanıt olarak da kan düzeyi artar. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Demir yüklemesi, hemakromatozis, akut lösemiler, inflamatuar hastalıklar, akut veya kronik karaciğer hastalıkları, Hodgkin hastalığı, meme kanseri Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Demir eksikliği anemisi. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Erkekler: 11-307 ng/mL Kadınlar: 24-336 ng/mL

  • Fibrinojen (Faktör I)

    Fibrinojen enflamasyon ve doku nekrozu ile birkaç katına yükselebilen duyarlı bir akut faz proteinidir. Söz konusu yükselme ilk 24 saat içinde meydana gelir. Referans değerin üzerindeki neticelerin koroner arter hastalığı ve serebrovasküler hastalıklar açısından önemli ve bağımsız bir risk faktörü olduğunu çalışmalar göstermiştir. Düzeylerinin arttığı durumlar: Enfeksiyonlar, doku nekrozu, travmalar, östrojen alımı, gebelik. Düzeylerinin azaldığı durumlar : Herediter afibrinojenemi, disfibrinojenemi, hipofibrinojenemi, DIC, akut pulmoner emboli, sistemik fibrinoliz, pankreatit ve ağır karaciğer yetmezliği. Numune: Kan açık mavi kapaklı sitratlı tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 1.0 mL plazma plastik bir tübe aktarılır.Kesinlikle cam tüp kullanılmamalıdır!!! Elde edilen örnek hemen soğuk ortamda gönderilmelidir. Referans Değerler: 200-400 mg/dL

  • Folik Asit (Folat)

    Folik asid eksikliğinin tanı ve takibinde, megaloblastik ve makrositik anemilerin araştırılmasında kullanılır. Folik asid eksikliği varsa; 3 hafta sonra serum folat düzeyleri azalır, 11 hafta sonra nötrofillerde hipersegmentasyon, 13 hafta sonra idrarda FIGLU atılımında artış, 17 hafta sonra eritrosit folat düzeylerinde düşme, 18 hafta sonra eritrositlerde makroovalositoz, 19 hafta sonra megaloblastik kemik iliği ve 19-20 hafta sonunda ise megaloblastik anemi gözlenir. Ayrıca granülosit ve trombosit sayısında azalma ve plazma homosistein düzeylerinde artış söz konusu olabilir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Blind Loop sendromu, vegeteryan diyet, B12 eksikliği Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Diyetle alımının azalması, hipertiroidi, alkolizm malnütrisyon, skorbüt, bazı enzim eksiklikleri, KC hasarı, emilimi bozan barsak hastalıkları, hemolitik anemiler, kanserler, myelofibrozis, sideroblastik anemiler, vitamin B6 eksikliği, glutatyon metabolizma bozuklukları, hamilelik, amiloidoz, rejional enterit, Whipple hastalığı, şiddetli eksfoliyatif dermatit gibi pek çok hastalıkta serum folat düzeyi azalabilir. Numune: Sabah açlık kanı kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: <15 yaş: 3-21 ng/mL >15 yaş: 3-17 ng/mL Eksiklik: ≤2.5 ng/mL Folik asid, Folat, eritrosit içi Eritrositlerin içindeki folat serumdakinden daha konsantredir. Vücut folat miktarının belirlenmesinde daha iyi bir göstergedir. Numune: Sabah açlık kanı mor kapaklı EDTA’lı tam kan tüplerine kan ile tam dolu olarak alınır, orijinal tüplerinde ve pek çok kez ters yüz edilerek karıştırılmış olarak, soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 0-11 ay: 74-995 ng/mL 1-11 yaş: 96-362 ng/mL ≥12 yaş: 180-600 ng/mL

  • Follikül Stimülan Hormon (FSH)

    LH ile birlikte ön hipofizden salgılanır. Gonadların (testis ve over) fonksiyonlarını düzenler. Dolaşımdaki steroid hormonlar tarafından salgılanması düzenlenir. Kadınlarda menstrüel siklusu düzenlerken, erkeklerde sperm olgunlaşmasında rol alır. FSH ölçümü hipotalamus, hipofiz ve gonodal (testis ve over) sistemin değerlendirilmesinde kullanılır.Özellikle primer ve sekonder over yetmezliğinin ayırıcı tanısında kıymetlidir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; primer gonad yetmezliği, ovaryan veya testiküler agenez, Klinefelter sendromu, Reifenstein sendromu, kastrasyon, alkolizm, menapoz, orşitler, gonadotropin sentezleyen pituiter tümörler. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Anterior pitüiter hipofonksiyon, hipotalamik hastalıklar, hamilelik, anoreksia nervoza, polikistik over hastalığı, hemokromatoz, orak hücreli anemi, şiddetli hastalıklar, hiperprolaktinemi. Numune: Kanı kırmızı kapaklı tüplere alın, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderin. Referans Değerler: Erkekler: Puberte öncesi: <3 IU/L Erişkinler: 1-13 IU/L Kadınlar: Puberte öncesi: <3 IU/L Folliküler faz: 2-12 IU/L Midsiklus: 4-36 IU/L Luteal faz: 1-9 IU/L Postmenapoz:30-120 IU/L

  • Fosfor

    Fosfor metabolizmasının ve özellikle kalsiyum fosfor dengesinin değerlendirilmesinde kullanılır. Serum fosfor seviyelerinin hem sirkadien ( sabahları daha yüksek, akşamları düşük) hem de mevsimsel ritmi ( Mayıs ve Haziran aylarında yüksek, kış aylarında düşük) vardır. Ayrıca diyetten antiasid kullanımından önemli ölçüde etkilenir. Menstürasyon sırasında da değerler düşer. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Osteolitik metastazlı kemik tümörleri, myelojenik lösemiler, sarkoidoz, süt-alkali sendromu, Vitamin D intoksikasyonu, iyileşmekte olan kemik kırıkları, böbrek yetmezliği, hipoparatiroidi, pseudohipoparatiroidi, ketozisli diyabet, akromegali, portal siroz, pulmoner emboli, laktik asidoz, respiratuvar asidoz. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Osteomalazi, steatore, renal tubuler asidoz, büyüme hormonu eksikliği, akut alkolizm, gram negatif bakteri sepsisi, hipokalemi, vitamin D eksikliği, şiddetli malnutrisyon, malabsorbsiyon, şiddetli diyare, kusma, primer hiperparatiroidizm, PTH üreten tümörler, ailesel hiperkalsiürik hiperkalsemi, gut, salisilat zehirlenmesi, solunum enfeksiyonları, respiratuvar alkaloz, kanserlerin osteoblastik metastazları, renal tubuler defektler, şiddetli yanıkların diüretik fazı. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 0-7 gün: 5-10 mg/dL 7 gün-1 yaş: 4.5-6.7 mg/dL 2-12 yaş: 4.5-5.5 mg/dL 13-60 yaş: 2.7-4.5 mg/dL >60 yaş: Erkek: 2.3-3.7 mg/dL Kadın: 2.8-4.1 mg/dL Fosfor, İnorganik fosfor, 24 saatlik veya spot idrar Fosfor metabolizmasının, kalsiyum fosfor dengesinin ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kullanılır. İdrarla fosfor atılımının diurnal varyasyonu vardır. Öğleden sonraları en yüksek seiyelerde atılır. Ayrıca diyetten antiasid kullanımından önemli ölçüde etkilenir. Menstürasyon sırasında da değerler düşer. İdrar düzeyinin arttığı durumlar; Hiperparatiroidizm, vitamin D ye rezistan raşitizm, immobilizasyon, Vitamin D intoksikasyonu, renal tubuler hasar familyal hipofosfatemi, renal olmayan asidozlar. İdrar düzeyinin azaldığı durumlar; Hipoparatiroidizm, pseudohipoparatiroidizm, paratiroidektomi. Numune: Koruyucu kullanılmadan toplanmış 24 saatlik idrardan 10 mL ayırarak 13 mL lik idrar tüpünde, soğuk zincir şartlarında gönderilir. İdrarın toplandığı kaplar metal kapaklı ya da boyalı materyalden olmamalıdır, toplama işleminde de idrarın buzdolabında bekletilmesi uygundur. 24 saatlik idrar volümü belirtilmelidir. Referans Değerler: 0.4-1.3 g/24 saatlik idrarda 40-140 mg/dL Spot İdrar

  • Fruktozamin

    Fruktozamin, bir şeker (glukoz) ve serum proteinlerinden birinin (albumin) nonenzimatik bir reaksiyonla bir araya gelmesinden oluşur. Fruktozamin testten önce 2-3 haftalık periyottaki ortalama kan glukoz konsantrasyonunu yansıtır. Glikozile hemoglobin ise 4-8 haftalık dönem hakkında bilgi vericidir Hemoglobin A1c kullanımında zorluklarla karşılaşılan, eritrosit yaşam süresinin etkilendiği hemolitik anemiler, hemoglobinapotiler gibi hematolojik bozukluklarda ve yenidoğanlarla gebelerde fruktozamin ölçümü değerlidir. Ciddi hipoproteinemik durumlarda fruktozamin seviyeleri yanlış düşük bulunabilir. Fruktozamin ölçümleri diyabetik hastalarda kısa dönemde glisemik kontrol hakkında fikir vericidir. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Hastalar ölçümden önceki 24 saatte askorbik asid ( C vitamini) kullanmamış olmalıdır. Referans Değerler: <15 yaş: 0-229 μmol/L >15 yaş: 0-285 μmol/L

  • Gama Glutamil Transpeptidaz - GGT

    Karaciğer fonksiyon testlerinden biridir. Özellikle alkol ve ilaçların karaciğere olan toksik etkisinin takibinde yararlıdır. Çocuklardaki KC hastalıklarının değerlendirilmesinde ALP ye oranla daha duyarlı bir indikatördür. Ayrıca GGT kemik hastalıklarından etkilenmez bu yönüyle ALP den farklıdır. Pankreatik kanserlerde, prostat kanserlerinde ve hepatomalarda remisyon ve rekkürrenslere hemen yanıt vermesi nedeniyle çok yararlı bir markerdir. Kanda yükseldiği durumlar; Obstrüktif KC hastalığı, post hepatik obstrüksiyon, KC hastalıkları, enfeksiyoz mononükleoz, renal transplant, hipertiroidi, myotonik distrofiler, diyabetes mellitüs, pankreatitler, kronik alkol kullanımı ve alkolik hepatittir. Hipotiroidide seviyesi düşük saptanabilir. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Plazma: Kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml sodyum heparinli plazma ayırılır. Referans Değerler: Kord Kanı: 11-194 U/L Prematüre: 11-194 U/L 0-7 gün: 10-300 U/L 7 gün-1 ay: 7-180 U/L 2-3 ay: 7-100 U/L 4 ay-15 yaş: 7-50 U/L >15 yaş: Erkek: 7-60 U/L Kadın: 7-40 U/L

  • Glukoz

    Glukoz , 24 saatlik veya spot idrardan Kan glukozunun yükseldiği tüm durumlarda idrarda glukoz görülebilir. Glukozun idrara çıkması için kandaki konsantrasyonunun 200 mg/dL´yi geçmesi gerekir. Diyabetik hastalarda bu eşik değer daha da yüksektir (>250 mg/dl).Diyabetes mellitüs takibinde ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kullanılır. İdrar şekerinin yükseldiği durumlar; Kan şekerinin artmasına neden olan tüm hastalıklarda idrara da şeker çıkması söz konusudur. Örneğin; diyabetes mellittüs, duygusal stresler, artmış epinefrin sekresyonu, şok, yanıklar,enfeksiyonlar, feokromasitoma,tirotoksikoz, akromegali, gigantizm… Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri İnsan için 1-99 yaş < 0.5 g/24 saat Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri İnsan için 1-99 yaş 1-15 mg/dL (spot idrar) Glukoz (AKŞ), serum yada plazmadan Karbonhidrat metabolizmasının değerlendirilmesinde kullanılır.Arterel glukoz düzeyleri venöz örneklerden daha yüksektir. Açlık Kan Şekeri istendiğinde en az 6-8 saatlik açlık gereklidir. Kan şekerinin yükseldiği durumlar; Diyabetes mellittüs, duygusal stresler, artmış epinefrin sekresyonu, şok, yanıklar,enfeksiyonlar, feokromasitoma,tirotoksikoz, akromegali, gigantizm, Cushing sendromu, glukagonoma, somatositoma, akut ve kronik pankreatitler, kistik fibrozis, hemokromatozis, pankreas tümörleri, serebral travmalar, AMI, şiddetli anjina, kronik KC hastalığı, kronik böbrek hastalıkları, akantozis nigricans, Wernicke ansefalopatisi Kan şekerinin düştüğü durumlar: Pankreas islet cell tümörleri, glukagon eksikliği, adrenal gland karsinomları, mide kanserleri, fibrosarkomlar, bazı zehirlenmeler (arsenik, karbon tetraklorür, kloroform, sinkofen, fosfor, alkol, salisilat, fenformin, antihistaminler) hipopitüitarizm, Addisson hastalığı, hipotiroidizm, postgastrektomi, gastroenterostomi, otonom sinir sistemi bozuklukları, prematürite, diyabetik anne bebeği olmak, ketotik hipoglisemi, Zetterstrom sendromu, idyopatik lösin duyarlılığı, Von Gierke sendromu, galaktozemi, akçaağaç şurubu idrar hastalığı, fruktoz intoleransı Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Plazma: Kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml sodyum heparinli plazma ayırılır. Referans Değerler: Kord Kanı: 45-96 mg/dL Prematüre: 20-60 mg/dL 1 gün: 40-60 mg/dL >1 gün: 50-80 mg/dL Çocuklarda: 60-100 mg/dL Erişkinlerde: 74-106 mg/dL 60-90 yaş: 82-115 mg/dL >90 yaş: 75-121 mg/dL Glukoz 2 saatlik Post Prandial, serum yada plazmadan Karbonhidrat metabolizmasının değerlendirilmesinde kullanılır. Değerleri 120 mg/dL ile 200 mg/dL arasında olanlar daha ileri araştırmaya tabi tutulmalıdır. Diyabetes mellitüste değerler 200 mg/dL nin üzerinde saptanır. Numune: Hastaların normal bir yemek yemesini takiben alınan serum Glukoz , BOS dan ve vücut sıvılarından Normalde BOS daki glukoz değeri kandakinin % 60-80’i kadardır. Bakteryel menenjitler, SSS maligniteleri, romatoid menenjit ve hipoglisemi durumlarında BOS glukozu da düşer. BOS şekerinin yükseldiği durumlar; Diyabetik hiperglisemi, epidemik ansefalit, SSS sfilizi, serum glukozunun arttığı durumlar. BOS şekerinin düştüğü durumlar: Subaraknoid hemoraji, akut pyojenik menenjitler, tüberküloz menenjitler, cryptokok menejiti, primer amebik meningoansefalit, kabakulak ansefaliti, sarkoidoz, primer ya da sekonder beyin tümörleri. Numune: 200 μL kadar BOS veya mayiyi jelsiz tüpte soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: BOS 0-12 yaş: 60-80 mg/dL 13-15 yaş: 50-75 mg/dL >15 yaş: 40-70 mg/dL

  • Glukoz 6 Fosfat Dehidrogenaz - G6PD

    Glukoz 6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) eksikliği kalıtımla aktarılır ve en sık görülen eritrosit enzim bozukluğudur. G6PD eksikliği olanlarda sıtma ilaçları, nalidiksik asit, nitrofurantoin, fenasetin, yüksek doz vitamin C ve bazı sulfonamidlerin alınmasının ardından hemolitik anemi oluşur. Hemolitik epizodlar bakla yenilmesi (favizm) ardından da oluşabilir. Bu aneminin tanısında kullanılır. Hemolitik epizoddan hemen sonra mevcut eritrositler genç olanlar olduğundan bu testle eksikliğin belirlenmesi için uygun bir zaman değildir. Numune: Kan mor kapaklı EDTA’lı tam kan tüplerine tam dolu olarak alınır, orijinal tüplerinde ve pek çok kez ters yüz edilerek karıştırılmış olarak, soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: <1 yaş: 6.5-14.4 U/gHb >1yaş: 4.6-13.5 U/gHb

  • Gruber Widal

    Salmonella cinsi bakteriler insanlarda üç çeşit hastalık oluşturabilirler. Genel infeksiyon niteliğindeki hastalıklarda (tifo ve paratifolar ) etken olarak en çok Salmonella typhi, S. paratyphi A, S. schottmuelleri, S. typhimurium ve S. hirschfeldii gibi salmonellalar yer alırlar. Serumda antikorlar birinci haftanın sonundan itibaren görülmeye ve ikinci haftada belirginleşmeye başlarlar. Septisemi niteliğindeki salmonellozlarda (en sık rastlanan etkenler S. hirschfeldii, S. choleraesuis, S. typhimurium) kanda daha geç olmak üzere antikorlar oluşur. Gastroenterit niteliğindeki Salmonellozlarda daha çok S. schottmuelleri, S. hirschfeldii, S. enteritidis, S. typhimurium etken olarak bulunabilirler. Hastalıklar akut seyrettiklerinden ve çabuk iyileştiklerinden hastalığın seyri esnasında kanda antikorlar ya oluşmaz ya da hastalık geçtikten sonra düşük titrede oluşur. Aglütinasyonla serolojik tanı, özellikle genel salmonelloz infeksiyon tiplerinde kullanılır. Tifo ve paratifo enfeksiyonlarında 8. günde O aglütininleri, 10-12. günde H aglütininleri tespit edilebilen düzeylere ulaşır. Akut hastalık tanısında 10-15 gün ara ile kan alınıp antikor titresindeki artışlar izlenmelidir. Tek başına H aglütininlerinin pozitifliği aşılamayı, O lar ise hastalığı işaret eder. Erken tedaviye başlanırsa pozitiflik görülmeyebilir, tek başına tanı koydurucu değildir ve nonspesifik bir testtir. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif (< 1/160)

  • Haptoglobulin

    İn vivo hemoliz tanısında kullanılan bir akut faz reaktanıdır. Enflamasyon haptoglobülin sentezi için potent bir stimulustur. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Akut ve kronik enflamasyonlar, steroid tedavisi, neoplastik hastalıklar ve bilier obstrüksiyon. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; İn vivo hemoliz ( hemoglobinopatiler, eritrosit membran defektleri, otoimmun hemolitik hastalıklar, mekanik hemoliz ve hipersplenizm) karaciğer hastalıkları, östrojen tedavisi, gebelik ve oral kontraseptif kullanımı. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri İnsan için 1-10 gün 5-48 mg/dL İnsan için 1-11 ay 30-200 mg/dL İnsan için 1-99 yaş 30-200 mg/dL

  • HBeAg

    Hepatit B virüsü hepadnaviridae ailesine mensup retrovirüstür ve siroz ve hepatoselüler karsinomla sonlanabilen dirençli karaciğer enfeksiyonuna neden olur. Hepatit B enfeksiyonlarının takibinde kullanılır. HbeAg’nin pozitifliği enfektif hepatit B virüsünün serumda varlığını gösterir. Enfeksiyonun erken döneminde HbsAg den sonra pozitifleşir. HBeAg,akut infeksiyonlarda,HBsAg´den kısa bir süre sonra pozitifleşir ve daha önce kaybolur. 10 haftadan daha uzun süre devam etmesi, infeksiyonun kronikleşeceğinin belirtisidir. Virüste viral replikasyonun aktif olduğunu gösterir. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri İnsan için 0-29 gün < 1.00 S/CO (Negatif) İnsan için 1-11 ay < 1.00 S/CO (Negatif) İnsan için 1-99 yaş < 1.00 S/CO (Negatif)

  • HBsAg (Hepatit B surface (yüzey) antijeni)

    Hepatit B virüsü hepadnaviridae ailesine mensup retrovirüstür ve siroz ve hepatoselüler karsinomla sonlanabilen dirençli karaciğer enfeksiyonuna neden olur. Hepatit B enfeksiyonunun tanısında kullanılır. HBV enfeksiyonunda serumda ilk yükselen markerdir. Enfeksiyonu takibeden 6-16. haftada yükselir. Akut enfeksiyonlarda semptomlar ortaya çıktıktan 1-2 ay sonra kaybolur. HbsAg’nin 6 aydan daha uzun süre pozitif kalması kronik taşıyıcılık veya kronik karaciğer hastalığının bulgusudur. Aşı yapımında rekombinant DNA teknolojisiyle üretilen bu antijen kullanılır. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif.

  • HBV DNA, kantitatif

    HBV DNA ’nın serumda pozitifliği akut hepatit B enfeksiyonunu doğrular ve serumun bulaşıcılığını teyit eder. Klinik ve diğer laboratuvar bulguları ile beraber hastalığın prognozunun belirlenmesi ve tedavi takibinde yararlıdır. Bu test PCR ile de çalışılabilmekte ve HBV enfeksiyonlarının erken döneminde henüz antikor düzeyi düşükken ve serolojik testlerle tanı konulamaz iken virüsün doğrudan tespitine olanak vermektedir. Asemptomatik taşıyıcılar, antikorların oluşmadığı vakalar, sero-pozitif annelerden doğan bebekler, immunolojik reaksiyon göstermeyen hastalar ve pozitif testleri olan hastalarda tanının doğrulanması amacıyla kullanılır. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif.

  • HCV RNA, kantitatif

    HCV enfeksiyonunun erken evrelerinde henüz Anti-HCV pozitifleşmeden hastalığın tanısını koyabilmek için çalışılır. Bu yöntemle virüs doğrudan tespit edilir, yöntem duyarlı ve özgündür, PCR tekniği ile çalışılır. Antikorun henüz oluşmadığı vakalar, asemptomatik taşıyıcılar, seropozitif anneden doğan bebekler, immunolojik reaksiyon göstermeyen hastalar ve serolojik testleri pozitif gelen hastalarda tanının doğrulanması tedavinin takibi amacıyla çalışılır. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif.

  • HDL Kolesterol

    HDL, periferik hücrelerden karaciğere kolesterolün ters taşınmasından sorumlu olan lipoproteindir. Bu yolla kolesterol karaciğerde safra asitlerine dönüşür ve safra yollarına sekrete olup barsaktan atılır. HDL kitlesinin %50'si protein, %30 'u fosfolipid ve %20'si kolesteroldür. Aterosklerotik hastalık ile serum HDL düzeyleri arasında ters ilişki vardır. Artmış HDL düzeyleri koroner kalp hastalıklarına karşı koruyucu iken, yüksek trigliserid düzeyi ile birlikte azalmış HDL düzeyleri kardiyovasküler hastalık riskinin arttığına işaret eder. Halk arasında iyi huylu kolesterol olarak da bilinir. Epidemiolojik çalışmalar HDL düzeyleri ile kalp hastalığı riski arasında ilişkiyi göstermiştir. Çalışmalar göstermiştir ki kan HDL düzeyindeki 5 mg/dL lik düşüş kalp hastalığı riskinde %25 lik artışa neden olur. Kan HDL kolesterol düzeyi sigara içimiyle azalır, egzersizle artar. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Familyal hiper alfa lipoproteinemiler ve sekonder hastalıklara bağlı olarak; primer bilier siroz, kronik hepatit, alkolizm ve diğer kronik intoksikasyonlar. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Abetalipoproteinemi, lipoprotein lipaz kofaktör (Apo C-II) eksikliği, hipoalfalipoproteinemiler, Apo A1 Milano, fish eye hastalığı, hipertrigliseridemiler, şu hastalıkların varlığına sekonder olarak; kontrolsüz diabet, koroner kalp hastalığının erken başlangıcı, hepatoselüler hastalıklar, kolestaz, nefrotik sendrom, kronik böbrek yetmezliği. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Plazma: Kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml sodyum heparinli plazma ayırılır. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 1-99 yaş kadın > 45 mg/dL 1-99 yaş erkek > 35 mg/dL

  • Helicobacter Pylori Testleri (Antigen-Antikor)

    Helicobacter Pylori Antijeni,HpSA, gaitada Helikobacter pylori varlığının gösterilmesi ve tedavisinin izlenmesi açısından yararlıdır. Bu bakteri gastrit, gastrik ve duodenal ülser, gastrik kanser oluşumuna neden olabilir. Özellikle tedavinin izlenmesinde non invaziv olan bu test tercih edilir. Numune: 20g kadar gaita örneğini temiz bir kap içinde soğuk zincir şartlarına uyarak gönderiniz. Referans Değerler: Negatif. Helicobacter Pylori Antikor Tarama testi, serumda Helikobacter pylori tanısında ve tedavisinin izlenmesi açısından yararlıdır. Bu bakteri gastrit, gastrik ve duodenal ülser, gastrik kanser oluşumuna neden olabilir. Aktif helicobacter pylori ile ilişkili gastriti olan hastalarda tanıya yardımcı bir tarama testidir. Tedavi sonrasında 6-8 ayda antikorlarda düşüş saptanır. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif. Helicobacter Pylori Antikorları IgA ve IgG, serumda Helikobacter pylori tanısında yararlıdır. Tedavi sonrasında 6-8 ayda antikorlarda düşüş saptanır. Numune : Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif.

  • Hemoglobin A1c

    Hemoglobin (Hb) non-enzimatik glikolize uğrayan pek çok proteinden biridir. Erişkin hemoglobininin %97’si HbA, %2.5’i HbA2, %0.5’i HbF’dir. HbA, 2?, 2ß zincirinden oluşur. HbA0, non glikozile Hb fraksiyonudur. HbA1 HbA’ya göre daha negatif yüklüdür ve katyon değişim kromatografisinde kolondan daha erken ayrılır. HbA1 de, kolondan ayrılma sırasına göre HbA1a1, HbA1a2, HbA1b ve HbA1c olarak adlandırılır. HbA1c HbA1’in %80’nini oluşturan major fraksiyondur. Glukoz Hb A’nın bir yada her iki ß zincirinin N terminal valin kalıntısına bağlanır. Başlangıçta stabil olmayan schiff baz (aldimine, pre HbA1c) oluşur. Eritrositler glukoza serbest geçirgen olduğundan HbA1c oluşma hızı, eritrositlerin dolaşımda bulunduğu sürece ortamda var olan glukoz konsantrasyonunu ve maruz kalma süresine bağlıdır. Eritrositlerin yaşam süresi yaklaşık 2-3 ay olduğundan HbA1c 2-3 ay boyunca maruz kalınan ortalama glukoz düzeyini gösterir. Ancak bilinmelidir ki HbA1c son haftalardaki glukoz düzeyleri ile daha yakın ilişkilidir. Son 1 aydaki glukoz düzeyi HbA1c’nin %50’sini oluştururken 60-120. günler %25’ini, 30-60. günler diğer %25’ini oluşturur. Numune: 4 ml EDTA lı tam kan .Pıhtılı örnek, seviyeye dikkat edilmeden alınmış örnek, donmuş örnek red edilir. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 1-99 yaş % 4.0-6.0

  • Hemoglobin Elektroforezi

    Normal olan ve/veya anormal hemoglobinlerin elektroforezle tespiti bilinen hemoglobinlerin standart bantlarla karşılaştırması yöntemi ile yapılmaktadır. Erişkin kanında bulunan normal hemoglobinler HbA1, HbA2 ve HbF´i kapsar. Anormal hemoglobinlerin (hemoglobinopatiler) en iyi bilinenleri arasında HbS (orak hücreli anemiden sorumludur) ve HbC (hafif hemolitik anemiyle sonuçlanır) yer almaktadır. Hemoglobin elektroforezinde en sık rastlanan anomali, HbA2´deki yükselmelerdir ve bunlar talasemiler için özellikle de beta talasemi taşıyıcılığı için diagnostiktir. Bu güne değin 350´den fazla hemoglobin varyantı tespit edilmiş ve tanımlanmıştır. Test özellikle Beta-Talassemi ve hemoglobinopatilerin tanısında kullanılır. HbF yüksekliğinde homozigot beta talassemi, heterozigot beta talassemi, herediter HbF hastalığı homozigot veya heterozigot formu, orak hücreli anemi HbA2 yüksekliğinde beta talassemi ve megaloblastik anemi HbH yüksekliğinde HbH hastalığı, alfa talassemi taşıyıcılığı, unstabil Hb hastalıkları akla gelir. Numune: Tam kan mor kapaklı kan tüplerine (EDTA lı) alınır, 2.0 mL EDTA lı tam kanı orijinal tüpünde gönderilir. Referans Değerler: Yaş/Hb tipi %HbA2 %HbF %HbS %HbA 0-7 gün <4.0 69-85 <1.5 15-30 1 hafta-2 ay <4.0 60-82 <1.5 20-40 1-6 ay <4.0 10-70 <1.5 25-95 6 ay-1 yaş <4.0 0.5-7 <1.5 87-98 1-3 yaş <4.0 0-2 <1.5 94-98 > 3 yaş <4.0 0-2 <1.5 94-99

  • Hemogram (Kan sayımı + Lökosit Formülü)

    Kan sayımı analizi en sık istenen temel tarama testlerinden biridir. Kan sayımı bulguları, hematolojik ve diğer sistemlerde ilgili olarak çok önemli bilgiler sağlar. Lökositler (beyaz kan hücreleri) iki temel gruba ayrılır. Granülösitler nötrofil, bazofil ve eozinofili içerirken Agranülösitler lenfosit ve monositleri içerir. Lökositler vücuttaki enfeksiyonlarla savaşır ve fagositoz işlemini gerçekleştirirler. Aynı zamanda antikorların üretimi, taşınması ve dağıtımında da görev alırlar. Eritrositlerin (kırmızı kan hücreleri) görevi oksijenin akciğerden vücut dokularına taşınması ve karbondioksitin de dokulardan akciğerlere geri taşınmasıdır. Eritrositlerle ilgili olarak Hb, Hct, MCV, MCH, MCHC analizleri yapılır. Anemilerde, eritrosit sayısı, Hb ve Hct değerleri düşer. MCV, MCH, MCHC tarama parametreleri değildir. Daha çok aneminin tiplendirilmesinde değerlidir. Retikülosit sayımı yeni oluşan ve dolaşıma giren eritrositlerin total eritrositlere oranını gösterir. Retikülosit sayısı, kemik iliği yetmezliğinin neden olduğu anemileri kanama yada hemolizin neden olduğu anemilerden ayırt etmede değerlidir. Kemik iliği yetmezliğinde retikülosit sayısı düşerken hemolitik anemilerde artar. Periferik yayma birçok kan ve infeksiyon hastalığının tanısında yararlı bilgiler verir. Değişik hastalıkların seyri sırasında oluşabilecek morfolojik bozuklukların farkedilerek tanınmalarını kolaylaştırır.Tanı dışında hastanın tedaviye verdiği cevabın izlenmesinde, lösemilerde nükslerin gösterilmesinde de önemlidir. Çevre kanında dolaşan lökositler granülositler (nötrofil, eozinofil ve bazofil parçalılar), lenfositler ve monositlerden oluşur. Ayrıca az sayıda parçalı çekirdekli hücrelerin genç şekilleri olan çomaklar da dolaşımda bulunur. Kemik iliğinde nötrofil oluşmasına kadar geçen 6 ayrı morfolojik evre vardır. Miyeloblast, promiyelosit, miyelosit, metamiyelosit, çomak ve nötrofil parçalı. Periferik yayma ile bu lökositlerin yüzdelenmesi yani formülasyonu yapılır. Periferik yayma aynı zamanda eritrositlerin morfolojileri, hemoglobin içerikleri, dağılımları, trombositlerin dağılımı ve sayıları hakkında bilgi verir. Genel olarak bir hemogram testinin parametreleri ve bunların anlamları şu şekilde özetlenebilir: WBC(White blood cell) Lökosit sayısı: Enfeksiyon ve hastalıklara karşı vücudun primer savunma hücreleridir. Genel olarak bakteryel enfeksiyonlarda arttıkları viral enfeksiyonlarda azaldıkları söylenebilir. Kan düzeyinin arttığı durumlar; lösemiler, lökemoid reaksiyon, enfeksiyon, akut hemoliz, akut hemorajileri takiben, splenektomi sonrası erken dönemde, polisitemia vera, egzersiz, mensturasyon, soğuğa maruz kalma, anestezi, doğum, paroksismal taşikardi, güneş ışığına maruz kalma, UV radyasyon, epilepsi, kusma, bulantı, elektrik şoku, kabakulak, su çiçeği, kronik enfeksiyonlar, lenfomalar, doku nekrozları, kemik iliğini tutan bazı tümörler, ilaç ya da metabolik intoksikasyon, hipersensitivite reaksiyonları. Kan düzeyinin azaldığı durumlar; Tifo, paratifo, tularemi, bruselloz, influenza, kızamık, enfeksiyöz hepatitler, psittakoz, tifüs, kala azar, malarya, milier tuberküloz, septisemi, çok uzun süren bakteryel enfeksiyonların sonunda, pernisiyöz anemi, aplastik anemi, hipersplenizm, Gaucher’s hastalığı, Felty’s sendromu, Chediak-Higashi sendromu, paroksismal noktürnal hemoglobinüri, iyonize radyasyon nedeniyle, anaflaktik şok ve SLE neticesinde. Not:1-15 yaşlar arasında lökosit sayısı 20’li yaşlara oranla daha düşük saptanır. 30 yaşından sonra ise erkeklerde kadınlara oranla daha yüksek seviyelerde gözlenir. Nötrofiller(GRAN, granülositler): Özellikle bakteryel enfeksiyonlarla savaşta görevlidirler. Lenfositler(LYMP):Özellikle viral enfeksiyonlarda bağışıklık için yararlı hücrelerdir. Monositler (MID): Enfeksiyonlarla savaşta yararlıdırlar. Eozinofiller(EO): Allerjik ve parazitik enfeksiyonlarda ve deri hastalıklarında artarlar. Bazofiller (BASO):İltihabın kontrolünde etkilidirler. Referans Değerler: Prematüre: 9.0-30.0 K/mm3 0-1ay: 9.4-34.0 K/mm3 2-12ay: 5.0-19.5 K/mm3 1-3yaş: 6.0-17.5 K/mm3 4-5 yaş: 5.5-15.5 K/mm3 6-15 yaş: 4.5-15.5 K/mm3 RBC(Red Blood Cell) Eritrosit sayısı: Tam kanda oksijeni dokulara karbondioksiti ise akciğerlere taşımada görevli kırmızı kürelerin sayımıdır ve genelde anemilerin değerlendirilmesinde kullanılır. Kan düzeyinin arttığı durumlar; polisitemi, şiddetli egzersiz, hemokonsantrasyon, yüksek irtifada bulunmak. Kan düzeyinin azaldığı durumlar; Anemiler, aplastik anemiye yol açan ilaç kulanımları, G6PDH eksikliği, immun mekanizma veya radyasyonla oluşan anemiler. Not: Eritrosit sayısı saat 17 ile 07 arasında ve yemeklerden sonra düşük saptanır. Uzun süreli venöz staz yani kan alımında uzun süreli turnike uygulaması yanlış yüksek sonuçlara neden olur. Referans Değerler: Kord kanı: 3.9-5.5 milyon/μL Prematüre: 3.9-5.5 milyon/μL 0-7 gün: 4.0-6.6 milyon/μL 7gün-1ay: 3.9-6.2 milyon/μL 2-3 ay: 3.0-5.4 milyon/μL 4-6 ay: 3.1-4.5 milyon/μL 7ay-3yaş: 3.7-5.3 milyon/μL 4-5 yaş: 3.9-5.3 milyon/μL 6-12 yaş: 4.0-5.2 milyon/μL 13-15 yaş: Erkek: 4.5-5.3 milyon/μL Kadın: 4.1-5.1 milyon/μL >15 yaş: Erkek: 4.5-5.9 milyon/μL Kadın: 4.0-5.2 milyon/μL Hemoglobin(Hb): Eritrositlerin dokulara oksijen taşımakla görevli parçasıdır. Kan düzeyinin arttığı durumlar; polisitemi, şiddetli egzersiz, hemokonsantrasyon (dehidrasyon, yanıklar, şiddetli kusma, intestinal obstrüksiyon) Kan düzeyinin azaldığı durumlar; Anemiler, aplastik anemiye yol açan ilaç kulanımları, G6PDH eksikliği, immun mekanizma veya radyasyonla oluşan anemiler. Not: Hemoglobin düzeyi saat 17 ile 07 arasında ve yemeklerden sonra düşük saptanır. Uzun süreli venöz staz yani kan alımında uzun süreli turnike uygulaması yanlış yüksek sonuçlara neden olur. 64-75 yaş arasındaki erkeklerde değerlerde düşme gözlenir. Referans Değerler: Kord kanı: 13.5-20.0 g/dL Prematüre: 13.5-20.0 g/dL 0 -7 gün: 14.5-22.5 g/dL 7gün-1ay: 13.5-20.5 g/dL Erkek: Kadın: 2-3 ay: 10.0-14.5 g/dL 2-3 ay:10.0-14.0 g/dL 4-6 ay: 9.5-13.5 g/dL 4-6 ay: 9.5-13.5 g/dL 7ay-3yaş: 10.5-13.5 g/dL 7ay-3yaş: 10.5-13.5 g/dL 4-5 yaş: 11.5-13.5 g/dL 4-5 yaş: 11.5-13.5 g/dL 6-12 yaş: 11.5-15.5 g/dL 6-12 yaş: 11.5-15.5 g/dL 13-15 yaş: 13.0-16.0 g/dL 13-15 yaş: 12.0-16.0 g/dL 16-50 yaş: 13.5-17.5 g/dL 16-50 yaş: 12.0-16.0 g/dL >50 yaş: 14.0-18.0 g/dL >50 yaş: 13.0-17.0 g/dL Hematokrit(Htc): Kanın hücresel kısmının sıvı kısmına oranla yüzdesel ifadesidir ve genelde anemilerin değerlendirilmesinde kullanılır. Kan düzeyinin arttığı durumlar; polisitemi, şiddetli egzersiz, hemokonsantrasyon, yüksek irtifada bulunmak. Kan düzeyinin azaldığı durumlar; Anemiler. Not: Hematokrit düzeyi saat 17 ile 07 arasında ve yemeklerden sonra düşük saptanır. Uzun süreli venöz staz yani kan alımında uzun süreli turnike uygulaması yanlış yüksek sonuçlara neden olur. 64-75 yaş arasındaki erkeklerde değerlerde düşme gözlenir. Sağlıklı hamile kadınlarda hamile olmayanlara oranla daha düşük bulunur. Referans Değerler: Kord kanı: %42-60 Prematüre: %42-60 0-7 gün: %45-67 7gün-1ay: %42-63 2-3 ay: %31-55 4-6 ay: %29-41 7ay-3yaş: %33-39 4-5 yaş: %34-40 6-12 yaş: %35-45 13-15 yaş: Erkek: %37-49 Kadın: %36-46 16-50 yaş: Erkek: %40-53 Kadın: %36-46 >50 yaş: Erkek: %41-53 Kadın: %36-46 MCH(Mean Cell Hemoglobin) Ortalama Hücre Hemoglobini: Herbir eritrositteki ortalama hemoglobin ağırlığıdır ve şu formülle hesaplanır: MCH (pg)= Hb(g/L) / litredeki eritrosit sayısı Kan düzeyinin arttığı durumlar; megaloblastik anemiler, nonmegaloblastik makrositoz, sigara içimi, alkol tüketimi, menapoz sonrası kadınlar, oral kontraseptif kullanımı, artmış yaş. Kan düzeyinin azaldığı durumlar; Hipokrom mikrositer anemiler, demir eksikliği ve kronik hastalık anemisi, talassemi, bazı hemoglobinopatiler, bazen hipertiroidizm. Referans Değerler: Kord kanı: 31-37 pg/hücre 0.5 ay: 30-37 1 ay: 29-36 2 ay: 27-34 4 ay: 25-32 6 ay: 24-30 9 ay-1 yaş: 25-30 1-2 yaş: 22-30 3-8 yaş: 25-31 9-14 yaş: 26-32 15-17 yaş: Erkek: 27-32 Kadın: 26-34 18-44 yaş: Erkek: 27-34 Kadın: 27-34 45-64 yaş: Erkek: 27-35 Kadın: 27-34 65-74 yaş: Erkek: 27-34 Kadın: 27-35 MCHC(Mean Cell Hemoglobin Concentration) Ortalama Hücre Hemoglobin Konsantrasyonu: Eritrositlerdeki ortalama hemoglobin konsantrasyonudur ve şu formülle hesaplanır: MCHC (g Hb/dL erit)= Hb(g/L) / Htc Kan düzeyinin arttığı durumlar; herediter sferositoz, diğer sferositik anemiler Kan düzeyinin azaldığı durumlar; demir eksikliği anemisi, talassemi, bazı hemoglobinopatiler Referans Değerler: Kord kanı: 30-36 gHb/dLeritrosit 0.5 ay: 28-35 1 ay: 28-36 2 ay: 28-35 4 ay: 29-37 6-12 ay: 32-37 1-2 yaş: 32-38 3-11 yaş: 32-37 12-14 yaş: Erkek: 32-37 Kadın: 32-36 15-17 yaş: Erkek: 32-36 Kadın: 32-36 18-44 yaş: Erkek: 32-37 Kadın: 32-36 45-64 yaş: Erkek: 32-36 Kadın: 31-36 65-74 yaş: Erkek: 31-36 Kadın: 32-36 MCV(Mean Cell Volume) Ortalama Hücre Hacmi: Eritrositlerin ortalama hacmidir ve şu formülle hesaplanır: MCV (fL)= Htc / litredeki eritrosit sayısı Kan düzeyinin arttığı durumlar; megaloblastik anemiler, nonmegaloblastik makrositoz, sigara içimi, alkol tüketimi, menapoz sonrası kadınlar, oral kontraseptif kullanımı, artmış yaş. Kan düzeyinin azaldığı durumlar; Hipokrom mikrositer anemiler, demir eksikliği ve kronik hastalık anemisi, talassemi, bazı hemoglobinopatiler, bazen hipertiroidizm. Referans Değerler: Kord kanı: 98-118 fL 0.5 ay: 88-140 1 ay: 91-112 2 ay: 84-106 4 ay: 76-97 6 ay: 68-85 9 ay-1 yaş: 70-85 1-2 yaş: 70-84 3-5 yaş: 73-85 5-9 yaş: 75-87 9-12 yaş: 76-90 12-14 yaş: Erkek: 77-94 Kadın: 73-95 15-17 yaş: Erkek: 79-95 Kadın: 78-98 18-44 yaş: Erkek: 80-99 Kadın: 81-100 45-64 yaş: Erkek: 81-101 Kadın: 81-101 65-74 yaş: Erkek: 81-103 Kadın: 81-102 RDW(Red Cell Distribution of Width) Eritrosit dağılım genişliği: Test edilen tüm eritrositlerin çaplarının değişkenliğidir ve şu formülle hesaplanır: RDW,% = eritrosit volümünün standart deviasyonu(fL) / MCV (fL) × 100 Kan düzeyinin arttığı durumlar; Eritrosit hücre çapını değiştiren genellikle nutrisyonel anemiler, myelodisplastik, megaloblastik, myelofitizik, sideroblastik anemiler, homozigot talassemiler, bazı hemoglobinopatiler ve artmış retikülositoz. Homojen eritrositlerle karakterli kronik hastalık anemisi, akut kan kaybı, aplastik anemi, talassemi trait, herediter sferositoz, Hb E hastalığı ve taşıyıcılığında normal aralıkta bulunur. Kan düzeyinin azaldığı durumlar; bilinen böyle bir tablo yoktur. Referans Değerler: 0-6 ay: 16.8±1.9 >6 ay: 13.2±1.6 PLT(Platelet) Trombosit sayısı: Pıhtılaşmaya ve kanamanın durmasına yardımcı olan hücrelerdir. Değişik pıhtılaşma ve kanama bozukluklarında kullanılır. Bazı araştırmacılar MPV yani mean platelet volume= ortalama trombosit hacmi parametresini trombositoz ve trombositopeni tanısında oldukça yardımcı olarak belirtmektedirler. Kan düzeyinin arttığı durumlar; myeloproliferatif hastalıklar, esansiyel trombositemi, polisitemi vera, KML, myeloid metaplazili myelofibrozis, enflamatuar hastalıklar, anemiler, malign hastalıklar, operasyon sonrası, egzersiz sonrası ve trombositopeni iyileşmesinde. Kan düzeyinin azaldığı durumlar; Herediter olarak: Wiscott-Aldrich sendromu, izole trombositopeni, May-Hegglin anomalisi, Hb Köln, Bernard-Soulier sendromu, Chediak-Higashi sendromu, Fanconi sendromu. Edinilmiş olarak: immun trombositopenik purpura, immunolojik hastalıklar, idiopatik aplastik anemi, myelofitizik proses, megaloblastik anemiler, şiddetli demir eksikliği anemisi, mikroanjiopatik hemolitik anemi, splenomegali, dalağın neoplastik hastalıkları, enfeksiyonlar, DIC, izoimmunizasyon, karaciğer hastalıkları, üremi, masif kan transfüzyonları, eklampsi. Referans Değerler: 0-3yaş: 130-400 K/mm3 4-5 yaş: 180-510 K/mm3 6-12 yaş: 160-510 K/mm3 13-15 yaş: 170-405 K/mm3 >15 yaş: 130-400 K/mm3 Numune: Hemogram tayini için gerekli tam kan mor kapaklı kan tüplerine (EDTA lı) alınır, 2.0 mL EDTA lı tam kanı orijinal tüpünde gönderin. Tüpe kan alınırken tüp 4-5 kez nazikçe altüst edilmelidir.

  • Herpes Simplex Virus (HSV) Tip 1 IgG-IgM

    Herpes simplex Tip 1 (HSV-1), herpesviridae ailesinden, DNA virusudur. HSV-1 özellikle ağız çevresinde orafaringeal hastalık, kerotokonjunktivit, genital bölge lezyonları, deri infeksiyonları ve daha az sıklıkta santral sinir sisteminde ensefalit oluşturan, bulaşıcı, viral bir infeksiyon hastalığıdır. HSV Tip-1 tedavisi olmayan herpes ansefaliti ve %70 ölümle sonlanan yenidoğan herpes enfeksiyonuna da yol açabilir. Bu enfeksiyonda erken tanı önemlidir. HSV Tip 1’ e karşı oluşan IgM tipi antikorlar, primer infeksiyonda 4-7. günlerde pozitifleşmeye başlar ve 2-4. haftada en yüksek seviyesine ulaşır. Özellikle çocukluk çağında tanı koydurucudur. Erişkinlerde yineleyen enfeksiyonlarda antikor titresinin değişmediğinden dolayı tanı değeri düşüktür. HSV Tip 1 IgM Antikor testi, HSV Tip 1’ e karşı oluşan antikorları, ELISA yöntemiyle saptayan kantitatif bir testtir. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. BOS örneğini jelsiz steril tüplerle soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • Herpes Simplex Virus (HSV) Tip 2 IgG-IgM

    Herpes simpleks virus Tip 2 (HSV-2) herpesviridae ailesinden DNA virusudur. HSV-2, özellikle genital bölge lezyonlarından sorumludur. HSV Tip-2 genital herpese neden olur ve doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabilir. Erken tanı ve tedavi edilmesi gereklidir. Daha az sıklıkta deri infeksiyonları, keratokonjuktivit ve santral sinir sisteminde ensefalit oluşturan bulaşıcı viral bir infeksiyon hastalığıdır. HSV-2' ye karşı oluşan IgG tipi antikorlar, primer infeksiyonun ortaya çıkması ile pozitifleşir ve ömür boyu kalıcı olur. Fakat relaps veya re-enfeksiyondan kişiyi korumaz. HSV-2 IgG antikor testi, HSV-2' ye karşı oluşan antikorları, ELISA yöntemiyle saptayan kantitatif bir testtir. Numue: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. BOS örneğini jelsiz steril tüplerle soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • HIV Ag/Ab Combo

    HIV virüsünün vucuda alımından yaklaşık 2 hafta sonra, p24 antijenemi dönemi başlar ve birkaç hafta sürer. 1-3 ay içinde zarf gp4, gp120 ve çekirdek p24 antijenine karşı IgM ve IgG antikorları sentezlenmeye başlar. Antikorların oluşması için geçen pencere döneminde p24 antijeninin saptanması önemlidir. Ancak uzun süreli seronegativite de söz konusu olabilir. Testin pozitif olması AIDS hastalığının başladığı anlamına gelmez. Aynı şekilde hastalığın ilerlemiş dönemlerinde test negatifleşir. Bu durum da hastalığın olmadığı anlamına gelmez. Pozitif sonuçlar western blot ve PCR teknikleri ile doğrulanmalıdır. Anti-HIV Ag/ab, Combo testi, HIV 1,2´ye karşı olusan antikorları ve p24 antijenini saptayan kantitatif electro kemilüminesans metoduyla çalışan bir testtir. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • HLAB27/HLAB7

    HLA B-7, tam kanda HLA doku tipi tayininde kullanılır. Özellikle narkolepsi ve hemokromatozda sıklığı yüksektir. Numune: Tam kan mor kapaklı kan tüplerine (EDTA lı) veya yeşil kapaklı (heparinli) tüplere alınır ve soğuk zincir şartlarında gönderilir. HLA B-27, tam kanda HLA doku tipi tayininde kullanılır. Ankilozan spondilit ve romatoid artritte pozitiflikleri tanı açısından destekleyicidir. Ayrıca Reiter sendromu ve akut anterior üveit’te ve inflamatuvar barsak hastalıkları gibi kronik inflamasyonlarda da sık görülebilir. Numune: Tam kan mor kapaklı kan tüplerine (EDTA lı) veya yeşil kapaklı (heparinli) tüplere alınır ve soğuk zincir şartlarında gönderilir.

  • Homosistein

    Homosistein metyoninden oluşan bir aminoasit derivesidir ve ileri metabolizasyon aşamaları için vitamin B6, B12 ve folik aside ihtiyaç duyar. Plazmada serbest ve proteinlere bağlı halde bulunabilir. Homosistein metabolizmasındaki genleri kodlayan genlerdeki mutasyonlar (ör. MTHFR - 5,10-metilen tetrahidrofolat redüktaz) hiperhomosisteinemiyle sonuçlanır. Folik asit, vitamin B12 ve B6 homosisteinin metabolize olmasında kofaktör görevi yaparlar ve eksikliklerinde homosistein miktarı artar. Hiperhomosisteineminin artmış iskemik kalp hastalığı, inme, periferik arter hastalığı ve derin ven trombozu riskiyle ilişkili olduğu gösterilmiştir. Gebelerde ise nöral tüp defekti ve preeklampsi için risk faktörüdür. Ayrıca doğumsal metabolizma bozukluklarından homosistinüride kanda ve idrarda homosistein düzeyi artmış olarak bulunur, bunun tanısında yararlıdır. Kan düzeyinin arttığı durumlar; genetik mutasyonlar, esansiyel vitamin kofaktörlerindeki eksiklikler, Vitamin B12 eksikliği, yaş, sigara kullanımı Kan düzeyinin azaldığı durumlar; folik asid kullanımı Not: Hasta mutlaka aç olmalıdır. Numune: Tam kan mor kapaklı kan tüplerine (EDTA lı) alınır, plazmayı ayırıp soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: >12 yaş 0-12 μmol/L ise normal 12-15 μmol/L ise sınırda yüksek >15 μmol/L ise yüksek

  • Homovalinik asit (HVA)-24 SAAT

    DOPA ve dopaminin idrarla atılan ana metabolitidir. İdrarla HVA atılımı ile ilgili testler nöroblastomaların tanı ve izlenmesinde kullanılır. Nöroblastom tanısı için VMA ile beraber ölçülmelidir çünkü bunların her ikiside yükselebildiği gibi sadece biri de yükselebilir. Feokromasitoması veya diğer katekolamin salgılayan tümörleri (ganglioblastoma) olan bireylerde idrar düzeyleri yüksek bulunabilir. Numune: 24 saatlik idrardan 5 mL örnek gereklidir. 24 saatlik idrar toplanmaya başlanmadan toplama kabına 20 mL 6N HCL koruyucu olarak ilave edilmelidir. Örnek buzdolabında bekletilmeli ve soğuk zincir şartlarında gönderilmelidir. Referans Değerler: 3-5 yaş: 1.4-4.3 mg/gün 6-12 yaş: 2.1-4.7 mg/gün 13-15 yaş: 2.4-8.7 mg/gün >16 yaş: 1.4-8.8 mg/gün

  • IgA (İmmunglogülin A)

     

    IgA sekresyonlarda bulunan major immunglobülindir. Virüs nötralizasyonunda görevli olduğu düşünülen IgA 2 identikal ağır ve 2 identikal hafif zincirden oluşur. Respiratuar, genitoüriner ve gastrointestinal kanalın enfeksiyonlara karşı korunmasında en önemli görevi üstlenir. Plasentayı geçemez. Kolostrum ve anne sütünde mevcuttur ve GİS enfeksiyonlarına karşı bebeğin direncinin sağlanmasında çok önemlidir. Myelomların yaklaşık %10-15’i IgA kökenlidir. Beyaz ırkta 1/700 oranında genetik izole IgA yetmezliği gözlenir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Poliklonal artışlar: kronik KC hastalıkları, kronik enfeksiyonlar özellikle GİS ve respiratuvar enfeksiyonlar, GİS tümörleri, enflamatuvar barsak enfeksiyonları, romatoid artrit gibi bazı romatolojik hastalıklar Monoklonal artışlar: Multiple Myelom IgA tipi, lenfomalar Oligoklonal artışlar: bazı disgamaglobülinemiler Serum düzeyinin azaldığı durumlar; İzole IgA eksikliği, ataksia telenjiektazi, immunyetmezlikler, protein kayıpları İdrarda artışı IgA nefropatisi olarak da bilinen Berger hastalığında ve şiddetli nefrotik sendromda söz konusudur. Tükrükte artışı ise RA ve sjögren sendromunda ve diğer romatolojik hastalıklarda gözlenir. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. BOS veya vücut sıvılarından 3 mL kadar örnek jelsiz tüpte ve soğuk zincir şartlarında gönderilmelidir. Referans Değerler:Serumda: Prematüre: 1-4 mg/dL 0-7 gün: 2-30 7gün-1 ay: 2-50 2-6 ay: 4-80 7-12 ay: 15-110 1-3 yaş:15-150 4-5 yaş: 18-160 6-12 yaş: 25-160 13-15 yaş: 45-250 >15 yaş: 45-380 BOS’da: 0-0.6 mg/dL

  • IgD (İmmünglobülin D)
    IgD beş insan immunoglobulini çeşidinden biridir ve moleküler ağırlığı 184 kD’dur. Dolaşımdaki B lenfositlerin yüzeyinde bulunur. Bilinen bir fizyolojik antikor fonksiyonu yoktur. Nadir IgD myelomunda düzeyleri oldukça artar. Kronik infeksiyonlarda ve otoimmün hastalıklarda düzeyleri orta derecede artabilir. Azaldığı durumlar arasında kalıtımsal eksiklikler, edinilmiş immün yetersizlikler, non-IgD myelomlar, bebeklik ve erken çocukluk dönemleri sayılabilir. Kullanımı genellikle IgD myelomunun tanısını koymaya yöneliktir. IgD’nin %75’i intravasküler kompartmandadır. Gammapatilerin en fazla %2’si IgD monogammapatisi kaynaklıdır. IgD myelomasına sahip hastaların %90’ında Bence Jones proteini de mevcuttur. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Poliklonal artışlar: kronik KC hastalıkları, kronik enfeksiyonlar, bağ dokusu hastalıkları, stafilokok enfeksiyonları Monoklonal artışlar: Multiple Myelom IgD tipi Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Herediter veya edinilmiş eksiklik sendromları, malign melanom ve preeklamsi Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 1-99 yaş kadın < 80.6 mg/L 1-99 yaş erkek < 41.0 mg/L
  • IgE (İmmnünglobülin E)

    Molekül ağırlığı 188.000 daltondur. Monomerleri diğer Ig’lerden daha büyük yapıdadır. Hipersensitivite reaksiyonlarında rol alır. Alerji ile artmış serum IgE düzeyleri arasında güçlü korelasyon gözlenmektedir. Bu sebeple alerjik rinit, ekstrersek astım, ürtiker, atopik ekzema gibi hastalıkların değerlendirilmesinde yararlıdır. IgE’nin %50’si intravasküler kompartmandadır.Fetüste akciğer ve karaciğerde 11 haftalıkken sentezlenmeye başlanır. IgA eksikliği olan hastalarda IgE artmış olarak saptanır. IgE düzeyleri genetik düzenlemeye bağlı olduğu kadar da çevresel faktörlere de bağlıdır. IgE respiratuvar ve gastrointestinal traktüs mukozasında mevcuttur. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Poliklonal artışlar: allerjik hastalıklar, parazitozlar, bronkopulmoner aspergillosis, atopik hastalıklar, egzema, astım, Wiskott-Aldrich sendromu Monoklonal artışlar: Multiple Myelom IgE tipi Serum düzeyinin azaldığı durumlar; ileri düzeyde tümörler, ataksi telenjiektazi, agammaglobülinemiler, hipersensitivite reaksiyonları ve herediter IgE eksikliği Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 0-1 yaş: 0-65 U/L 2-12 yaş:0-150 13-15 yaş: 1-200 >15 yaş: 1-100

  • IgG (İmmünglobülin G)

    Serum immunglobülinlerinin %75’ini oluşturarak predominant olanıdır. Total serum proteinlerinin ise % 10-20’sini oluşturur. 4 adet alt sınıfı bulunan IgG’nin IgG1 alt sınıfı en yüksek konsantrasyonda bulunur. Enfeksiyonlara karşı uzun süreli savunmada rol oynar. IgG eksikliği tekrarlayan şiddetli pyojenik enfeksiyonlara neden olur. Klinik olarak önemli otoantikorların pek çoğu IgG sınıfındadır. Multiple myelomun en sık rastlanan formu IgG tipindedir. Bunun da %77’si IgG1 alt sınıfına aittir. Plasentayı geçebilen tek immunglobülindir. Bu yüzden bebeklerin enfeksiyona direncinin temininde en önemli rolü oynar. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Poliklonal artışlar: otoimmun hastalıklar (SLE,RA, Sjögren sendromu) sarkoidoz, kronik KC hastalığı, bazı parazitik hastalıklar, kronik ve tekrarlayan enfeksiyonlar, rahimde spiral bulunması. Monoklonal artışlar: Multiple Myelom IgG tipi, lenfomalar, lösemiler, bazı maligniteler. Oligoklonal artışlar: maligniteler, enfeksiyonlar, yaşlılık, bazı disgammaglobülinemiler, otoimmun hastalıklar. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; genetik ve edinilmiş IgG eksiklikleri, immunyetmezlikler, protein kaybettiren enteropatiler, yanıklar, pemfigus, nefrotik sendrom, non-IgG myelomlar, makroglobülinemiler, hamilelik, Wiscott-Aldrich sendromu, myotonik distrofi, anti-immunglobülin antikorların varlığı, immunosupressif terapi. BOS’taki artış nedenleri; MS, SSPE ve CNS sfilizi Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. BOS veya vücut sıvılarından 3 mL kadar örnek jelsiz tüpte ve soğuk zincir şartlarında gönderilmelidir. Referans Değerler:Serumda: Prematüre: 650-1600 mg/dL 0-1 ay: 250-900 2-6 ay: 200-700 7-12 ay: 220-1070 1-3 yaş:340-1200 4-5 yaş: 420-1240 >5 yaş: 650-1600 BOS’da:<15 yaş:1.5-5.5 mg/dL 15-60 yaş: 3.3-6.1 >60 yaş: 4.2-6.4

  • IgM (İmmünglobülin M)

    Enfeksiyon ajanı gibi antijenik stimulusa yanıt olarak ilk oluşan immunglobülin tipidir. Genellikle IgM düştükten veya kaybolduktan sonra yerine IgG oluşur. Bazen IgM türü antikorlar da kalıcı olabilirler. Pek çok izohemaglütinin ( anti A ve B kan grubu antikorları gibi) IgM tipindedir. Plasentayı geçmez, bu nedenle doğumdan sonra bebekte pozitifliği prenatal enfeksiyonu gösterir. 5 molekülden oluşan büyük bir moleküler komplekstir. Partiküllere ve sellüler antijenlere direk olarak çapraz bağlanarak aglütinasyon oluşturabilme kapasitesine sahiptir. Waldenström makroglobülinemisi monoklonal IgM artışıyla karakterlidir.Moleküler çapının büyüklüğü nedeniyle kanın viskozitesi de bu hastalıkta artmış olarak saptanır. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Poliklonal artışlar: Viral enfeksiyonlar, bakteryel veya parazitik enfeksiyonların erken dönemleri, RA, kronik KC hastalığı, diğer kronik hastalıklar, hiper M disgamaglobülinemi, aktif sarkoidoz, kollajen vasküler hastalıklar, Monoklonal artışlar: Waldenström makroglobülinemisi, malign lenfomalar, retikulosis, soğuk aglütinin hemolitik hastalıkları ve özellikle GİS’in bazı neoplazmları. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Tekrarlayan pyojenik enfeksiyonlar, MM’la ilişkili sekonder azalmalar, protein kaybettiren enteropatiler, yanıklar, anti-immunglobülin antikorların varlığı, immunosupressif terapi. BOS’taki artışları viralden ziyade bakteryel kaynaklı menenjit lehinedir. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. BOS veya vücut sıvılarından 3 mL kadar örnek jelsiz tüpte ve soğuk zincir şartlarında gönderilmelidir. Referans Değerler:Serumda: 0-1 ay: 20-80 mg/dL 2-3 ay: 20-100 4-6 ay:35-125 7-12 ay: 35-150 1-5 yaş:45-200 6-12 yaş: 50-250 >12 yaş: 50-300 BOS’da: 0-1.3 mg/dL

  • Kalsitonin

    Kalsitonin tiroid bezinin perifollikuler C hücrelerinden salgılanan 32 aminoasidden oluşan bir peptid hormondur. Fizyolojik fonksiyonu, paratiroid hormona antagonist olarak osteoklastik kemik aktivitesini inhibe etmek ve serum kalsiyumunu düşürmektir. Düzeyleri yaşla orantılı olarak azalırken, hamilelik ve laktasyonda artar. Serum değerleri plazma değerlerinden yüksektir. Klinik olarak medüller tiroid kanserinin (MTC) tanısında çok yararlı bir testtir. Ayrıca MTC nin rekürrenslerinin izlenmesinde ve bu kanser tipi familyal patern izleyebildiğinden(%20) hastanın aile fertlerinin değerlendirilmesinde kıymetlidir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Medüller Tiroid Kanseri (MTC), C-hücre hiperplazisi, akciğer, meme veya pankreas kanserlerinde, Zollinger- Ellison Sendromunda, pernisiyöz anemi, kronik böbrek yetmezliği, pseudohipoparatiroidizm, APUD hücreli tümörler, karinoid sendrom, alkolik siroz, pankreatit ve tiroidit durumları. Hamilelikte ve bazı benign akciğer hastalıklarında da düzeylerinde yükselme saptanabilir. Nöroendokrin kökenli bazı kanserlerde yükselmesi gözlenebilir. Numune: Plazma: Açlık durumundaki hastadan kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml sodyum heparinli plazma ayırılır. Soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: Erkekler: ≤19 pg/mL Bayanlar: ≤14 pg/mL

  • Kalsiyum

    Kalsiyum Total, serum yada plazma Vücutta en çok bulunan mineraldir. %99'u kemik dokusuna bağlı olarak bulunur. Geride kalan kalsiyum tüm dokulara ve sıvılara dağılmış olarak bulunur. Vücudun hayati fonksiyonlarının devam ettirilmesinde temel rol alır. Kan kalsiyum düzeyi çeşitli metabolik ve endokrin fonksiyonlarını değerlendirmede kullanılır. Test için mutlaka açlık kanı alınmalıdır. Örnek alımı sırasında turnike 10 dakikadan fazla uygulanmamalıdır çünkü venöz staz sonuçları etkiler. Kan kalsiyum düzeyi gün içinde saat 02:00-04:00 arasında en düşük, saat 20:00 de en yüksek seviyelerde bulunur. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Primer ve tersiyer hiperparatiroidizm, kemik tutulumlu malign hastalıklar, squamöz hücreli akciğer kanseri, böbrek kanseri, özefagus, pankreas, mesane, karaciğer kanserleri, polisitemia vera, feokromasitoma, sarkoidoz, Vitamin D intoksikasyonu, süt-alkali sendromu, paget hastalığı, tirotoksikoz, akromegali, akut tubuler nekrozun diüretik fazı, dehidratasyon, familyal hipokalsiürik hiperkalsemi, iatrojenik hiperkalsemi. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; İdiopatik, cerrahiye bağlı, konjenital hipoparatiroidizm, pseudohipoparatiroidizm, vitamin D eksikliği, Kronik BöbrekYetmezliği, Mg eksikliği, uzamış antikonvülzan terapi, akut pankreatit, hiperfosfatemi, masif kan transfüzyonu, anterior pitüiter hipofonksiyon, proksimal ve distal renal tubuler hastalıklar, hepatik siroz, alkolizm, hipoalbüminemi, yetersiz beslenme. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Plazma: Kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml sodyum heparinli plazma ayırılır. Referans Değerler: 8-10.4 mg/dL Kritik Değer: <5.9 mg/dL veya >12.1 mg/dL (≤16 yaş) Kalsiyum İyonize, tam kan Kalsiyumun fizyolojik olarak aktif olan serbest formudur. Kan total kalsiyum düzeyi kan protein düzeylerinden etkilendiği için protein miktarını etkileyen KBY, nefrotik sendrom, malabsorbsiyon, multiple myelom hastalarının kalsiyumunu ölçmede kullanılır. Ayrıca anormal total kalsiyum sonuçlarının değerlendirmede kullanılır. Kalsiyum metabolizmasını değerlendirmede total kalsiyumdan daha kıymetli bir testtir. Anaerobik şartlarda numune alınmalı ve en kısa sürede soğuk zincir şartlarında gönderilmelidir. Kan düzeyinin arttığı durumlar; Primer hiperparatiroidizm, PTH üreten tümörler, kemik tutulumlu malign hastalıklar, squamöz hücreli akciğer kanseri, böbrek kanseri, özefagus, pankreas, mesane, karaciğer kanserleri, polisitemia vera, feokromasitoma, sarkoidoz, Vitamin D intoksikasyonu, süt-alkali sendromu, paget hastalığı, tirotoksikoz, akromegali, akut tubuler nekrozun diüretik fazı, dehidratasyon, familyal hipokalsiürik hiperkalsemi, iatrojenik hiperkalsemi. Kan düzeyinin azaldığı durumlar; Primer hipoparatiroidizm, pseudohipoparatiroidizm, vitamin D eksikliği, Mg eksikliği, akut pankreatit, hiperfosfatemi, masif kan transfüzyonu, anterior pitüiter hipofonksiyon, proksimal ve distal renal tubuler hastalıklar, hepatik siroz, alkolizm, multiple organ yetmezlikleri, hemodiyaliz. Numune: Kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alınır, soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: 1.12-1.32 mmol/L Kalsiyum , 24 saatlik ya da spot idrar Kalsiyum metabolizmasını değerlendirmede kullanılır. Sonuçlar kalsiyum ve protein alımından ve fosfat atılmından etkilenir. Hamileliğin sonuna doğru değerler düşer. Hiperparatiroidili hastaların üçte birinin idrar kalsiyum düzeyleri normaldir. İdrar düzeyinin arttığı durumlar; Hiperparatiroidizm, kemik tutulumlu malign hastalıklar, myelom, osteoporoz, meme ve mesane kanserleri, sarkoidoz, Vitamin D intoksikasyonu, Fanconi sendromu, paget hastalığı, tirotoksikoz, akromegali, distal renal tubuler asidoz, dehidratasyon, hepatolentikuler dejenerasyon, osteitis deformans, immobilizasyon. İdrar düzeyinin azaldığı durumlar; Hipoparatiroidizm, pseudohipoparatiroidizm, vitamin D eksikliği, akut nefrit, hiperfosfatemi, osteoblastik metastazlar, kemik kanserleri, hipotiroidizm, hepatik siroz, alkolizm, hipoalbüminemi, Çölyak hastalığı, steatore, yetersiz beslenme. Numune: 24 saatlik idrar: Koruyucu kullanılmadan toplanmış ve iyice karışması sağlanmış 24 saatlik idrardan 2 mL ayırarak 13 mL lik idrar tüpünde, soğuk zincir şartlarında gönderilir. Spot idrar: 2 mL lik spot idrar örneği 13 mL lik idrar tüpünde, soğuk zincir şartlarında gönderilir. . Referans Değerler: 100-300 mg/24 saat

  • Kan Grubu (ABO-Rh Typing)

    İnsan eritrositleri üzerinde 300’den fazla farklı antijen saptanmış olup bunların en önemlisi ABO sistemidir. (A,B,AB,O) Bir kan grubundaki hastaların plazmasında diğer kan grubu antijenlerine karşı antikor bulunur. AB grubundaki hastalarda antikor bulunmaz, O grubundakilerde ise hem anti-A, hem anti-B antikorları bulunur. ABO karşılaştırılması kan transfüzyonu için şarttır. ABO kan grubu sistemine ek olarak, transfüzyon için önemli olan birkaç sistem daha vardır. Bunların en önemlisi Rh sistemidir. Her birine Rh faktörü denen altı genel tip Rh antijeni vardır. Bu tipler C,D,E,c,d,e olarak gösterilirler. D tipi antijenler toplumda en yaygın olarak bulunduğu gibi antijenik özellikleri de öteki Rh antijenlerinden çok daha fazladır. Bu antijeni taşıyan kişilere Rh pozitif, taşımayanlara da Rh negatif denir. Önceden yapılmış transfüzyonlar ve gebelikler nedeniyle Rh antijenlerine karşı IgG sınıfından antikorlar gelişebilir. A,B,O ve Rh faktörleri dışında çok farklı kan faktörleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları M,N,S,s,P,Kell, Lewis, Duffy,Kidd, Diego ve Lutheran faktörleridir. Kell sistemine ait antijenler, A ve B antijeni hariç tutulduğunda, D antijeninden sonra antijenitesi en kuvvetli yapılardır. Her ne kadar aşagıdaki tablo genel olarak doğru ise de uzun dönem kan transfüzyonu gerektiren kişilere kendi kan gruplarının aynısının verilmesi zorunludur. Çok ama çok acil durumlarda RH- RH+ kan verebilir. Kan uyum tablosu Alıcı Kan Grubu Verilebilen kan grupları AB Rh+ Tüm kan grupları AB Rh- O Rh- A Rh- B Rh- AB Rh- A Rh+ O Rh- O Rh+ A Rh- A Rh+ A Rh- O Rh- A Rh- B Rh+ O Rh- O Rh+ B Rh- B Rh+ B Rh- O Rh- B Rh- O Rh+ O Rh- O Rh+ O Rh- O Rh- Numune: 2ml EDTAli tam kan

  • Karbamazepin

    Nörolojik hastalıklarda kullanılan ilaçlardır. Tedavi takibi için serum düzeyine bakılır. Numune: 0.5 ml Serum. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 1-99 yaş Terapötik : 4-10 ug/mL Toksik : > 15 ug/mL

  • Karsinoembriyonik Antijen (CEA)

    Bir tümör belirtecidir. Oncofetal antijendir .Kolorektal kanserin izlenmesinde en yararlı non-invaziv test olarak CEA üzerinde fikir birliğine varılmıştır. Özellikle metastatik kolon kanseri ve ilerlemiş meme kanserinin monitörizasyonunda değerlidir. Ancak kolon, rektum, akciğer, meme, karaciğer, pankreas, prostat, mide ve over kanserlerinde de yükselir. Benign bazı durumlarda da yükseldiği bildirilmiştir. Sigara içenlerde daha yüksek olarak tespit edilmektedir. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 1-99 yaş < 3.4 ng/mL < 4.3 ng/mL sigara içenlerde CEA, Karsinoembriyonik antijen, BOS ta Primer ya da metastatik merkezi sinir sistemi tümörlerinin tanısında kullanılır. Numune: 0.5 mL BOS örneği soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: <0.6 ng/mL.

  • Klorür (Cl)

    Klorür vücutta en fazla bulunan hücre dışı anyondur. Diyetle alınan klorürün çoğu bağırsaktan absorbe edilir ve idrarla da atılarak vücut düzeyi kontrol edilir. Anormal klorür düzeyinin en önemli nedeni serum CO2 düzeyindeki değişikliktir. Metabolik asidoz durumunda ya da respiratuar alkalozun metabolik kompanzasyonunda serum CO2 düzeyi düşer. Bu duruma cevap olarak klorür düzeyi artar. Buna karşılık tersi durumlarda da (metabolik alkaloz ya da respiratuar asidozun metabolik kompanzasyonu) vücut CO2 düzeyi artarken serum klorür düzeyi düşer. Aşırı kusma ya da tuz kaybına yol açan böbrek hastalıklarında serum klorür düzeyinde düşme görülür. Bu durum klinik olarak kalıcı bir metabolik alkaloz durumuna yol açabilir ve oldukça önemlidir. Klorür ölçümünden en çok anyon açığının hesaplanmasında faydalanılmaktadır. Bu test vücutta normalde bulunmayan bazı anyonların varlığının araştırılmasında uyarıcı bilgiler verir. Klorür, serum Vücudun elektrolit ve asid-baz dengesini ve su metabolizmasını değerlendirmede kullanılır. Acil durumlar dışında açlık kanı tercih edilmelidir çünkü yemeklerden sonra klorür düzeyinde düşme olur. Genellikle hipernatremiye yol açan durumlar hiperkloremiye de neden olur. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Dehidrasyon, renal tubuler asidoz, akut böbrek yetmezliği, diabetes insipidus, uzamış diyare ve NaHCO3 kaybıyla beraber metabolik asidoz, salisilat zehirlenmesi, respiratuvar alkaloz, hiperparatiroidizm, kafa travması ile hipotalamik hasar, adrenokortikal hiperfonksiyon. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Artmış terleme, uzun süreli kusma, tuz kaybettiren nefritler, Addisson benzeri krizler, metabolik alkaloz, aldosteronizm, respiratuvar asidoz, su zehirlenmesi, akut intermitant porfiri. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 101-111 mEq/L Klorür, 24 saatlik idrar Vücudun elektrolit ve asid-baz dengesini ve su metabolizmasını değerlendirmede kullanılır. Normalde klorürün idrara çıkışı diyet ile alımıyla paraleldir. İdrar düzeyinin arttığı durumlar; Artmış tuz alımı, postmenstureal diürez, masif diürez, potasyum eksikliği, adrenokortikal yetmezlik, tubulointersitisyal hastalıklar, Batter sendromu. İdrar düzeyinin azaldığı durumlar; Azalmış tuz alımı, premenstureal retansiyon, artmış terleme, uzun süreli kusma, diare, adrenokortikal hiperfonksiyon, herhangi bir nedenle oluşan tuz birikimleri. Numune: Koruyucu kullanmadan toplanmış ve iyice karışması sağlanmış olan 24 saatlik idrardan 2mL örnek gereklidir. İdrar toplanırken buzdolabında saklanmalıdır. Referans Değerler: 110-250 mEq/24 saat Klorür, BOS Bakteryel menenjitlerde ve tüberküloz menenjitinde BOS klörür düzeyi azalır. Bunlar dışında serum düzeyini arttıran ve azaltan hastalıklar BOS düzeylerini de aynı şekilde etkiler. Numune: 0.5 mL BOS örneği soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: <1 yaş:110-130 mEq/L >1yaş: 118-132 mEq/L Klorür, Ter Kistik fibrozisin tanısında en güvenilir testtir. Hasta bebeklerde 3-5 haftalıkken pozitif hale gelir. Kistik fibroziste hastaların %98 inde terle klorür atılımı anormal derecede yüksektir. Ayrıca adrenal yetmezlik, familyal hipoparatiroidizm, hipotiroidizm, renal hastalıklar, G6PD eksikliği, alkolik pankreatitde de terdeki klorür artabilir. Numune: Laboratuvarda alınmalıdır. Referans Değerler: 0-60 mEq/L

  • Kortizol

    Kortizol adrenal korteksden salgılanan bir glukokortikosteroidir ve protein, karbonhidrat ve lipid metabolizmasını etkiler. Hipofizden salgılanan ACTH (Adrenokortikotropik Hormon) kontrolünde salgılanır. Kortizol karaciğerde glukoneogenezi stimüle, insülinin etkisini inhibe eder ve hücrelerin glukoz kullanım hızını azaltır. Sağlıklı kişilerde kortizolün sekresyon hızı sabah erken saatlerde ( 06:00-08:00) maksimum düzeye ulaşırken akşam saatlerinde (16:00-18:00) düşer. Random ölçümler bu sebeple uygun değildir. Kan alımı sabah saat 8 e kadar yapılmalıdır. Diurnal varyasyonun kaybı Cushing hastalarında söz konusudur. Bu varyasyon stres altında olan kişilerde ve Cushing sendromlu hastalarda kaybolur. Serum kortizol testi adrenal hormon fonksiyonunu araştırmak için yapılır. Kortizol adrenal hiperfonksiyonunda artar, adrenal hipofonksiyonunda azalır. Kortizol, plazma Bu test hipotalamus-hipofiz-adrenal korteks aksının değerlendirilmesinde kullanılır. Kan düzeyinin arttığı durumlar; Cushing hastalığı, adrenal adenom, kanserler, ektopik ACTH sendromu Kan düzeyinin azaldığı durumlar; Addison hastalığı, konjenital adrenal hiperplazi,hipopitüitarizm Numune: Kan mor kapaklı EDTA’lı tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 2.0 mL plazmayı ayırıp soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: sabah saatlerinde: 7-25 μg/dL Öğleden sonra: 2-14 μg/dL Kortizol, idrar Bu test Cushing sendromunu basit obeziteden ayırmada son derece yararlıdır. Addisson hastalığının tanısında kullanılmaz. İdrar düzeyinin arttığı durumlar; Cushing sendromu, hamileliğin geç dönemleri, stres idrar düzeyinin azaldığı durumlar; Addison hastalığı, konjenital adrenal hiperplazi, hipopitüitarizm Numune: 10 g borik asidin koruyucu olarak kullanılmasıyla toplanmış ve iyice karışması sağlanmış olan 24 saatlik idrardan 5 mL(çocuklardan 3 mL) örnek gereklidir. İdrar toplanırken buzdolabında saklanmalıdır. Referans Değerler: Kortizol: 5-55 μg/24 saat Kortizon: 16-128 μg/24 saat

  • Kreatinin

    Kas metabolizmasının önemli bir son ürünüdür ve böbreklerden idrar ile tümüyle ve değişmeden atılır. Böbrek fonksiyonları bozulmuşsa bu atılım yavaşlar ve kanda kreatinin yükselir. Böbrek yetmezliğinin değerlendirilmesinde en güvenilir test metodu olmakla birlikte, Ancak böbrek hasarının derecesini tayinde yetersiz kalmaktadır. Kaslardan kaynaklandığı için vücut kas kitlesi miktarından etkilenebilmektedir. Bu nedenle yaşlı ve zayıf bir kadında böbrek yetmezliği varlığına rağmen kreatinin düzeyleri normal bulunabilir. Uzun süren açlıkta, romatoid artritte, kas hastalıklarında, hormonal bozukluklarda, enfeksiyon, yanık ve kemik kırılmalarında da kreatinin düzeyleri yükselebilmektedir. Kreatinin düzeyi özellikle yüksek tansiyon, şeker hastalığı gibi böbrek hasarına yol açabilen hastalığı olan hastalar için iyi bir tarama testidir. Kreatinin düzeyinin normalden düşük çıkmasının hiç bir klinik önemi yoktur. Kreatinin, serum yada plazma Böbrek fonksiyonlarını değerlendirmede önemli bir test olmasına karşılık erken böbrek hastalığında duyarlı bir belirleyici değildir. Glomerüler Filtrasyon Oranının her %50 azalması, serum kreatininin 2 katına çıkmasına neden olur. Kronik böbrek hastalığının değerlendirilmesinde kreatinin klerensi oldukça kıymetli bir testtir. Diyetle protein alımının artmasıyla değerler artar ancak üre kadar çok diyetle alımdan etkilenmez. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Böbrek fonksiyonlarının bozulması ile; renal perfüzyonun azalmasına neden olan kalp yetmezliği, sıvı kaybı, kanama, artmış protein katabolizması, akut MI, stres ve yanıklarda, akut ya da kronik böbrek hastalıklarında, post renal idrar akım tıkanıklıklarında, aktif akromegali ve gigantizmde, hipertiroidide ve proteinden zengin diyet alımında değerler artar. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Düşük proteinli diyet, protein sentezinin arttığı durumlar ve hamilelikte özellikle ilk ve ikinci trimestrde. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Plazma: Kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml sodyum heparinli plazma ayırılır. Referans Değerler: 0.5-1.5 mg/dL Kreatinin, 24 saatlik idrar İdrarla atılan kreatin miktarı protein metabolizmasını ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kıymetlidir. İdrar düzeyinin arttığı durumlar; Egzersiz, akromegali, gigatizm, enfeksiyonlar, diyabet hipotiroidizm ve etle beslenme İdrar düzeyinin azaldığı durumlar; Hipertiroidizm, anemi, paraliz, muskuler distrofi, kas kütlesinde azalmaya neden olan hastalıklar, kasları etkileyen enfeksiyon hastalıkları ve metabolik hastalıklar, ilerlemiş böbrek hastalıkları, lösemi ve vejeteryan diyet. Numune: Koruyucu kullanılmadan toplanmış 24 saatlik idrardan 10 mL ayırarak 13 mL lik idrar tüpünde, soğuk zincir şartlarında gönderilir. Toplama işleminde de idrarın buzdolabında bekletilmesi uygundur. Referans Değerler: Erkek: 0-40 mg/24 saatlik idrarda Kadın:0-80 mg/24 saatlik idrarda Kreatinin, amnion sıvısı Anne kanında kreatin seviyesi normalken amnion sıvısında 2.0 mg/dL ve üzerindeki değerler bebeğin artık matür olduğunu gösterir. Amnion Sıvısında düzeyinin arttığı durumlar; Diyabetik anne ve preeklamsi Numune: Amnon sıvısından 1 ml lik örnek soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: 37 haftanın üzerindeki gebeliklerde >2.0 mg/dL Kreatinin klerensi, serum ve 24 saatlik idrardan Böbrek fonksiyonlarını değerlendirmede önemli bir testtir. Glomerüler Filtrasyon Oranını göstermesi açısından önemlidir. GFR nin hızını azaltan böbrek hastalıklarında, hipovolemide, konjestif kalp yetmezliğinde, dehidratasyonda ve iatrojenik olarak kreatinin klirensi düşer. Bu test için hem kan hem de 24 saatlik idrar örneği gerekmektedir. Test süresince hastanın çay kahve içmemesi, egzersiz yapmaması ve herhangi bir ilaç kullanmaması gerekir. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Koruyucu kullanılmadan toplanmış 24 saatlik idrardan 10 mL ayırarak 13 mL lik idrar tüpünde, soğuk zincir şartlarında gönderilir. Toplama işleminde de idrarın buzdolabında bekletilmesi uygundur. Ayrıca hastanın boyu ,idrar miktarı ve kilosu da mutlaka yazılmalıdır. Referans Değerler: 1-3 yaş: 45-65 mL/dk 4-5 yaş: 60-80 mL/dk 6-12 yaş: 70-100 mL/dk 13-50 yaş erkek:90-137mL/dk kadın:80-125 mL/dk 51-60 yaş erkek:85-132mL/dk kadın:75-120 mL/dk >60 yaş erkek:80-132mL/dk kadın:70-120 mL/dk

  • Kreatinin Kinaz (CK)

    Kreatin kinaz kalp, iskelet kasında yüksek; beyin dokusunda ise daha düşük konsantrasyonlarda bulunan bir enzimdir. Bu yüzden myokard ve iskelet kası hasarının spesifik bir göstergesi olarak kullanılır. Üç izoenzimi vardır: CKMM, CKBB ve CKMB. CKMM temel olarak iskelet kasında, CKMB iskelet kası ve kalp kasında, CKBB beyin dokusu, gastrointestinal sistem ve genitoürier sistemde bulunur. CKMM izoenzimi iskelet kası hasarı, CKMB kalp hasarı (myokard enfarktüsünü), CKBB ise santral sinir sistemi hasarında yükselir. Myokard infarktüsü tanısında kullanılmasının yanısıra inflamatuar iskelet kası hastalıkları için güvenilir bir göstergedir. CK seviyeleri muskuler distrofilerin klinik semptomlar ortaya çıkmasından önce tanınmasına olanak sağlar. Reye's sendromu benzeri santral sinir sistemi hastalıklarında CK seviyeleri yükselebilir.Kandaki artışları iskelet ve kalp kası hastalıklarında belirgin olan bir enzimdir ve myokard enfarktüsünün tanısında %97 oranında duyarlı bir testtir. Ancak spesifikliği %67 dolayındadır. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Travma, AMI, ameliyatlar, myopatiler, distrofiler, hipotiroidi, enfeksiyon hastalıkları, zehirlenmeler ve komalar, KKY, pulmoner emboli, yaygın konvülziyonlar, yaygın beyin enfarktüsü, hamilelik, hipoksi, prostat, mesane ve GİS kanserleri, pulmoner ödem, delirium tremens, akut psikotik atak, kafa travması, GİS enfarktüsleri Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Oral kontraseptif kullanımı ve yatak istirahati Numune :Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Plazma: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 1-3 yaş kadın 60-305 U/L 4-6 yaş kadın 75-230 U/L 7-9 yaş kadın 60-365 U/L 10-11 yaş kadın 80-230 U/L 12-13 yaş kadın 50-295 U/L 14-15 yaş kadın 50-240 U/L 16-19 yaş kadın 45-230 U/L 20-99 yaş kadın 26-192 U/L 1-3 yaş erkek 60-305 U/L 4-6 yaş erkek 75-230 U/L 7-9 yaş erkek 60-365 U/L 10-11 yaş erkek 55-215 U/L 12-13 yaş erkek 60-330 U/L 14-15 yaş erkek 60-335 U/L 16-19 yaş erkek 55-370 U/L 20-99 yaş erkek 39-308 U/L

  • Krom (Cr)

    Krom (Cr) , tam kan Krom glikoz ve lipit metabolizmasının kontrolünde işlev görür. Çalışmalar düşük molekül ağırlıklı krom bileşiğinin insülin etkisini artırdığını göstermiştir. İnsülin direnci krom eksikliğinin sonucu olabilir ve insülin krom olmaksızın bir glikoz düzenleyicisi olarak etkisizdir.Kromdan yoksun intravenöz solüsyonlarla uzun süre beslenen kişilerde glukoz intoleransı ve nöropati bildirilmiştir. Gebelerde ve diyabetik çocuklarda krom düşük bulunabilir. Toksisitesi genellikle endüstriyel kaynaklıdır. Kroma maruz kalan kişilerde bu maddenin kan düzeyini belirlemek için kullanılır. Numune: Kan mor kapaklı EDTA’lı tüplere alınır, 2.0 ml.lik tam kanı orijinal tüpü ile soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: 2.8-45 μg/L Krom (Cr) , 24 saatlik idrar veya spot idrar Kroma maruz kalan kişilerde bu maddeden etkilenme düzeyini belirleme amacıyla kullanılır. Numune: Koruyucu kullanmadan toplanmış ve iyice karışması sağlanmış olan 24 saatlik idrardan 10 mL örnek gereklidir. İdrar toplanırken buzdolabında saklanmalıdır. Referans Değerler: 0.1-2.0 μg/L

  • Kurşun (pb)

    Kurşun, tam kan, 24 saatlik veya spot idrar, BOS , Saç Kurşun çevrede sık bulunan bir ağır metaldir. Hem akut hem de kronik toksisitesi vardır. Ağız yoluyla, inhalasyon veya deriden temas ile alınımı anlamlı bi toksisiteye yol açar. Kurşun toksisitesi çeşitli mekanizmalar ile kendini gösterir. Kurşun hem sentezi için gerekli porfobilinojen (PBG) sentazı ve Fe2+ oluşturmak için gerekli bir hem sentezleyici enzim olan reduktazı engeller. Reduktazın inhibisyonu, kurşuna maruz kalmanın önemli bir belirteci olarak eritrositlerde protoporfirin birikimine yol açar. Hem yetersizliğine bağlı anemi, kurşun toksisitesi olgularında sık karşılaşılan bir bulgudur. Sonuç olarak kurşuna maruz kalmış tüm doku proteinleri kendilerine bağlanmış olan kurşunu içerirler. Test kurşun zehirlenmelerinin tanısında kullanılır. Kurşun zehirlenmesinin bulguları anoreksi, karın ağrısı, kusma, irritabilite, apati, ansefalopati, anemi ve periferal nöropatidir. Numune: Tam kan: Kan mor kapaklı EDTA’lı veya yeşil kapaklı heparinli tüplerine alınır, 2.0 ml.lik tam kan orijinal tüpü ile soğuk zincir şartlarında gönderilir. İdrar: 5 ml spot idrar veya koruyucu kullanılmadan toplanmış 24 saatlik idrardan 10 mL ayırarak 13 mL lik idrar tüpünde, soğuk zincir şartlarında gönderilir. İdrarın toplandığı kaplar metal kapaklı ya da boyalı materyalden olmamalıdır, toplama işleminde de idrarın buzdolabında bekletilmesi uygundur. BOS: BOS veya vücut sıvılarından 3 mL kadar örnek nitrik asidle yıkanmış ve distile suyla durulanmış tüpler ile soğuk zincir şartlarında gönderilmelidir. Saç: 0.5 g enseden alınan saç gerekir. Referans Değerler: <15 yaş: Plazma: 0-10 μg/dL >15 yaş, Plazma: 0-20 μg/dL İdrar: 0-80 μg/L Saç: 0-5 μg/g saçda

  • Laktat (Laktik Asit)

    Karbonhidrat metabolizmasında oksijensiz solunumla ara ürün olarak oluşur. Hücreler yeterli oksijen alamadığında anaerobik solunum sonucu laktat birikimi olur ve karaciğer kanda biriken laktatı ayıramazsa laktik asidoz oluşur. Şok, hipovolemi, sol kalp yetmezliği gibi dokuların oksijenlenmesinin azaldığı durumlarda veya diabetes mellitus, kanserler, karaciğer hastalığı gibi metabolik hastalıklarda düzeyi artar. Metabolik asidoz, diyabetik asidoz ve dehidratasyonun değerlendirilmesinde kullanılır. Uygun olmayan saklama koşullarında, egzersizde, hiperventilasyonda ve uzun süreli turnike uygulanmasından sonra düzeyler yüksek tespit edilir. Plazma düzeyinin arttığı durumlar; Asidoz olmadan laktik asid artışı: kas egzersizi, hiperventilasyon, glukagon, glikojen depo hastalıkları, şiddetli anemi, insülin infüzyonu, Reye sendromu. Hipoksiyle beraber laktat artışı: dokuların oksijen alımını azaltan durumlar, akut hemoraji, şiddetli akut konjestif kalp yetmezliği, dolaşım kollapsına neden olan hastalıklar, siyanotik kalp hastalıkları, akut hipoksiye neden olan durumlar. İdyopatik: üremi, enfeksiyonlar, siroz, hamileliğin son trimestri, şiddetli damar hastalıkları, lösemiler, anemiler, kronik alkolizm, subakut bakteryel endokardit, poliomyelit ve diyaetiklerin %50’sinde. Numune: Kan gri kapaklı (oksalatlı) tüplere alınır, hemen santrifüj edip, hemoliz oluşturmadan 1 ml oksalatlı plazma ayırılır. Referans Değerler: 5.7-22 mg/dL Laktik Asid, BOS Bakteriyel ve viral menenjitlerin ayırıcı tanısında kıymetlidir. Viral menenjitlerde BOS laktat düzeyleri 35 mg/dL’nin altında seyrederken, bakteriyel menenjitlerde bu değerin üzerindedir. SSS’de oksijenasyonun ve sirkülasyonun azaldığı durumlarda, artmış kafa içi basıncında, travma, felç, kafa içi kanamalar, beyin abseleri, MS, primer ya da metastatik kanserler, hipokapni, bakteryel ve tüberküloz menenjitlerde BOS laktik asid düzeyleri artmış olarak saptanır. Numune: BOS’dan 3 mL kadar örnek jelsiz tüpte ve soğuk zincir şartlarında gönderilmelidir. Referans Değerler: 10-22 mg/dL

  • LDL Kolesterol

    LDL Kolesterol, serum yada plazmadan Özellikle ateroskleroz ve koroner kalp hastalığı riskini saptamak için kullanılır. LDL -kötü kolesterol- düzeyinin yüksek olması, ateroskleroz ve koroner kalp hastalığı riski ile yakından ilişkilidir. VLDL artığı olarak damar içinde sentezlenir. Kolesterolden zengindir. Karaciğer ve dışındaki dokularda reseptörleri bulunur. Bu reseptörlere Apo B ile bağlanarak karaciğerde yıkılır. LDL yıkımı makrofajlar tarafından da gerçekleştirilir. LDL arttığı zaman makrofajlar tarafından tutulup köpük hücreleri oluşumuna sebep olur. Ailesel hiperlipoproteinemiler dışında sekonder olarak hipotiroidi, nefrotik sendrom, obstrüktif karaciğer hastalıkları, hepatoselüler hastalıklar, gebelik, diabetes mellitus, kronik renal yetmezlik ve cushing sendromu gibi durumlarda artar. Test kan lipid metabolizmasını değerlendirmede önemli bir testtir. Halk arasında kötü huylu kolesterol olarak da bilinir. Pek çok laboratuvarda kan LDL kolesterol düzeyi Friedewald formülü kullanılarak hesaplanır. Ancak Trigliserid düzeyinin 400 mg/dL nin üzerinde olduğu durumlarda ya da Tip III hiperlipoproteinemilerde bu hesaplama kullanılmaz ve LDL kolesterol düzeyi ölçülür. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Hiperlipoproteinemi özellikle Tip IIa ve IIb, tendon ve tuberoz ksantomlar, korneal arkuslar, prematür koroner kalp hastalıkları ve şu hastalıklara sekonder olarak; hipotiroidizm, nefrotik sendrom, disglobülinemiler, hepatik obstrüksiyon, hepatik hastalıklar, kronik böbrek yetmezliği, hamilelik, diabet, anoreksia nervoza, akut intermitant porfiria, Cushing sendromu. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Alfa lipoprotein eksikliği; Tangier hastalığı, hipo veya abetalipoproteinemiler, lipoprotein lipaz kofaktör (Apo C-II) eksikliği, Tip I hiperlipoproteinemi ve şu hastalıklara sekonder olarak; hepatoseluler bozukluklar, Reye sendromu, hipertiroidi, megaloblastik anemi, sideroblastik anemi, talassemi, şiddetli akut hastalıklar, geniş yanıklar, kronik akciğer hastalıkları, iltihaplı eklem romatizmaları ve myeloma. Numune:Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Plazma: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Referans Değerler: Erişkinlerde: İstenen seviye <130 mg/dL Orta derecede riskli 130-159 mg/dL Yüksek derecede riskli ≥160 mg/dL Çocuklarda: İstenen seviye <110 mg/dL Orta derecede riskli 110-129 mg/dL Yüksek derecede riskli ≥130 mg/dL

  • Lipaz

    Esas olarak pankreas kaynaklı olan ve trigliserid veya fosfolipid yapısındaki yağ asidi anyonunu hidrolitik olarak ayıran enzimdir. Amilazla beraber pankreatik hasarın değerlendirilmesinde kullanılır. Pankreatik hasarın oluşmasının ardından amilazla benzer zamanlarda (ya da kısa bir süre sonra) kandaki seviyeleri yükselir ancak amilazdan daha uzun süre yüksek kalır (7-10 gün). Her iki test de akut pankreatitin tanısında, tedavisinin moniterize edilmesinde ve pankreatitlerin diğer akut abdominal hastalıklardan ayrılmasında kullanılır (akut pankreatitli hastaların % 80'inde amilaz ve lipaz seviyeleri yüksektir.). Lipazın spesifite ve sensitivitesi daha yüksektir ve amilazla beraber kullanılması daha faydalıdır. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Pankreatitler başta olmak üzere, barsak tıkanmaları ve infarktüsleri, tüm safra kanalı hastalıkları, pankreas kistleri, pseudokist, peritonit ve ERCP sonrası. Lipaz parotitlerde normal saptanır. Amilaz ise bu durumda yüksektir. Pankreatitte amilaz ve lipaz birbirini tamamlar şekilde hareket ederler ancak lipazın özgüllüğü ve duyarlılığı amilaza göre daha fazladır. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır Referans Değerler: 13-60 IU/L

  • Lipoprotein (a)

    İki LDL molekülünün bir Apolipoprotein A ile birleşmesiyle oluşur. Artmış Lipoprotein (a) düzeyleri erken dönemde koroner kalp hastalığı ve stroke için risk faktörüdür. Koroner arter hastalığı dışında serebral arter stenozu, kontrolsüz diyabet, hipotiroidi, kronik böbrek yetmezliği ve nefrotik sendromda da artar. Test koroner ateroskleroz ve inme riskinin değerlendirilmesinde kullanılır. Lp(a) düzeylerinin yüksek olması 55 yaşın altındaki kişilerde bu hastalık risklerinin artmış olması ile paraleldir. Numune: Kan alımı 12 saatlik açlıkta yapılmalıdır. Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Referans Değerler: 0-30 mg/dL

  • Lipoprotein Elektroforezi

    Lipoproteinler, hidrofobik yapıdaki lipidlerin proteinlere bağlanarak oluşturduğu suda çözünebilen komplekslerdir. Lipoproteinlerin elektroforetik ayrımı “hiperlipoproteinemiler” olarak adlandırılan bir grup hastalığın Fredrickson’a göre sınıflamasında temel olarak kullanılır. Lipoprotein elektroforezi ile serum lipoproteinlerindeki anormal dağılımlar ve nisbi konsantrasyonlar hakkında bilgi edinilir. Bu prosedür ile kantitasyon yapılamaz. Lipoprotein elektroforezinde oluşan bantların karşılık geldiği lipoproteinler: • Alfa lipoprotein: HDL • Pre- beta lipoprotein: VLDL • Beta lipoprotein: LDL • Uygulama noktası: Şilomikron şeklindedir. Test kan lipid metabolizmasını değerlendirmede önemli bir testtir. Total kolesterol veya lipoprotein düzeylerinde anormallikler saptanan hastalardan çalışılır. Numune: Testten önce son 2 haftada hastanın özel bir diyet yapmıyor olması gerekir. Son 24 saat içinde alkol kullanılmamalıdır. Kan alımı 12 saatlik açlıkta yapılmalıdır. Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Plazma: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Referans Değerler: Raporda referans aralıkları ayrıntılı olarak verilecektir. Aşağıdaki tabloda bu lipoprotenlerin özellikleri ve işlevleri özetlenmiştir. Lipoprotein Elektroforez bandında yeri İşlevi Şilomikronlar Elektriksel alanda hareketsiz Eksojen trigliseridin transportu VLDL (Çok düşük dansiteli lipoprotein) Prebeta lipoprotein Endojen gliseridlerin transportu (LDL’ye dönüşür) LDL(Düşük dansiteli lipoprotein) Beta lipoprotein VLDL delipidize olduğunda oluşan son üründür. Ekstra hepatik hücrelere kolesterol taşıyıcısı ve hücresel kolesterol dengesinin düzenleyici faktörüdür. HDL (Yüksek dansiteli lipoprotein) Alfa lipoprotein Kolesterolün karaciğere götürülmesini sağlar. Hücresel kolesterol dengesinin ve lipolizin düzenleyici faktörüdür. Açlık serumunda normalde şilomikronlar %0, VLDL %10 , LDL %70, HDL %20 civarında bulunur. Lipoproteinlere (Lipoprotein elektroforezine) göre dislipidemiler (Fredrickson sınıflaması) : Tip I IIa IIb III IV V Şilomikron artışı LDL artışı LDL+VLDL artışı (Disbetalipopro-teinemi.Bkz:*) VLDL artışı VLDL+Şilo- mikron artışı Kolesterol n Ý Ý Trigliserid Ý n Ý Ý Serum görünümü berrak berrak lipemik (bulanık) lipemik (bulanık) lipemik (bulanık) lipemik (bulanık) % çok nadir 10 15 5 70 nadir

  • Lityum

    Psikiyatri hastlıklarda kullanılan ilaçlardır. Tedavi takibi için serum düzeyine bakılır. Lityum ilaç düzeyinin takibinde kullanılır. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 2.0 mL serumu AAS için hazırlanmış veya nitrik asidle yıkanmış ve distile su ile durulanmış plastik taşıma tüpleri ile soğuk zincir şartlarında gönderilir. Hastanın son ilaç kullanma zamanı ve dozu belirtilmelidir. Referans Değerler: Terapötik konsantrasyon: 0.5-1.0 mEq/L Toksik konsantrasyon: >2.0 mEq/L

  • Lupus Antikoagülanı (LAC)

    Antifosfolipid antikorlar (APA) negatif yüklü fosfolipidler veya ß2 glikoprotein, ya da protrombin pıhtılaşma faktörlerinden meydana gelmiş fosfolipid komplekslerine karşı oluşmuş otoantikorlardır. Lupus antikoagülanlar fosfolipid -bağımlı koagülasyon testlerini uzatan antifosfolipid antikorlarından bir tanesidir. İlk kez 1952'desistemik lupus eritematozus varlığında dolaşan bir antikoagülan olarak gösterilmiş olması sonucunda bu antikora LA terimi hatalı olarak verilmiştir. LA kazanılmış trombofili veya klinik tromboza neden olmaktadır. SLE hastalarının ancak %20 sinde LA vardır. LA'nın tanımı in vitro testler eksenli olarak yapılmasına karşın stabil LA varlığı klinik pratikte trombofili veya tromboz riskinin göstergesi olabilmektedir. Bu antikorlar otoimmun hastalıklar, açıklanamayan tromboz, tekrarlayan fetal düşük düzeylerde saptanabilir. Antifosfolipid antikorlar (APA)başlıca koagülasyon temelli testlerle LA'nın gösterilmesi ve solid faz temelli kitlerle antifosfolipid antikorların araştırılması ile yapılır. Bir hastada LA veya başka antifosfolipid antikorlar saptandığında pozitif bulunan testler, 6 hafta aralarla en az iki kez veya daha fazla tekrar edilmelidir. Kalıcılık ve titrede artış gösteren antikorlar klinik trombotik olaylarla korele olabilir. LA geleneksel olarak APTT, Kaolin clotting time ve dilute russell viper venom time (DRVVT) gibi antikoagülan etkiye sahip fosfolipide duyarlı pıhtılaşma testleri kullanılarak saptanır. Otoimmun hastalıklarda, tekrarlayan düşüklerde, bazı nadir ilaç kullanımlarında (fenotiazinler ve antiaritmikler gibi), enfeksiyonlarda ve bazen de normal kişilerde pozitif saptanabilir. IgG tipindeki bu antikorlar direk olarak bir kanama hastalığı ile ilişkili değildirler ancak venöz ve arteryel tromboz riskinin artışıyla ilişkileri söz konusudur. Ancak bu olayın sebebi aydınlatılmış değildir. Numune: Kan açık mavi kapaklı sitratlı tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 1.0 mL plazma plastik bir tübe aktarılır. Kesinlikle cam tüp kullanılmamalıdır!!! Örnek soğuk zincir şartlarında gönderilmelidir. Referans Değerler: Negatif

  • Luteinizan Hormon (LH)

    Ön hipofizden salgılanan bir hormondur. FSH ile birlikte gonadların büyümesi ve fonksiyon görmesini uyarır ve düzenler. Kadınlarda FSH ile mens siklusunu (döngüsünü) düzenler. Erkeklerde testosteron salgılanmasını sağlar. LH ölçümü, hipotalamus, hipofiz ve gonodal sistemin değerlendirilmesinde kullanılır. Özellikle primer ve sekonder over yetmezliğinin ayırıcı tanısında kıymetlidir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; primer gonad yetmezliği, polikistik over sendromu, postmenapoz, gonadotropin sentezleyen pituiter tümörler. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Anterior pitüiter hipofonksiyon, Kallman sendromu, hipotalamik hastalıklar, izole LH eksikliği, anoreksia nervoza, malnutrisyon, şiddetli hastalıklar. Numune: Diurnal varyasyonu vardır. Pubertede uykuda salınan LH miktarı artmıştır. Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Erkekler: Puberte öncesi: <1 IU/L Erişkinler: 1-9 IU/L Kadınlar: Puberte öncesi: <1 IU/L Folliküler faz: 1-18 IU/L Midsiklus: 20-80 IU/L Luteal: 0.5-18 IU/L Postmenapoz: 12-55 IU/L

  • Magnezyum (Mg)

    Magnezyum, serum Elektrolit dengesi ve magnezyum metabolizmasının tanımlanmasında ve preeklamsi tedavisi uygulananlarda takipte kullanılır. Magnezyumun şiddetli azlığı semptomları güçsüzlük, irritabilite, tetanus, EKG değişiklikleri, delirium ve konvülziyonlardır. Magnezyum fazlalığının ise sonuçları ise genelde kalp üzerinedir. Kardiak arrest, respiratuar paraliz, derin tendon reflekslerinin kaybı hipermagnezeminin sonuçları arasındadır. Magnezyumun serum düzeyi ile eritrosit ve BOS düzeyleri paralel seyreder. Serum magnezyumunun %65-70’i iyonize, %35’i proteinlere bağlı bulunur. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Dehidratasyon, böbrek yetmezliği, kontrol edilmeyen diyabet, adrenokortikal yetmezlik, Addisson hastalığı, doku travmaları, hipotiroidizm, SLE, multiple myelom. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Yetersiz alıma ya da emilime neden olan hastalıklar (malabsorbsiyon, Kwashiorkor gibi), akut pankreatit, hipoparatiroidizm, kronik alkolizm, delirium tremens, kronik glomerulonefrit, hiperaldosteronizm, diyabetik asidoz, süt verme, uygunsuz ADH salınımı, hamilelik, idiopatik Numune: Açlık durumundaki hastadan kanı royal mavi kapaklı eser element kan tüplerine alınır, 30 dakika kanın pıhtılaşmasını bekleyip santrifüj edilir. 2.0 mL serumu metal-free polipropilen taşıma tüpüne eğdirerek boşaltılır, pipet ucu veya tahta çubuk kullanılmaz, hücrelerin bulaşmasını önlenmelidir, soğuk zincirle gönderilir. Veya kırmızı kapaklı tüplere alarak nitrik asidle yıkanmış ve distile suyla durulanmış tüpler ile gönderilebilir. Referans Değerler: 1.2-2.5 mg/dL Magnezyum , eritrositlerde, tam kan Magnezyumun serum düzeyi ile eritrosit ve BOS düzeyleri paralel seyreder. Numune: Kan mor kapaklı EDTA’lı tüplere alınır, 2.0 ml.lik tam kan orijinal tüpü ile soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: 4.0-6.4 mg/mL Magnezyum, 24 saatlik idrar Kan magnezyum düzeyinde anormallikler söz konusu olduğunda bunun değerlendirilmesi için kullanılır. İdrar düzeyinin arttığı durumlar; Diyetle alımının artması, diüretikler, alkolizm, Bartter sendromu, steroid kullanımı ve cisplatin tedavisi Numune: Koruyucu kullanılmadan toplanmış 24 saatlik idrardan 10 mL ayırarak 13 mL lik idrar tüpünde, soğuk zincir şartlarında gönderilir. İdrarın toplandığı kaplar metal kapaklı ya da boyalı materyalden olmamalıdır, toplama işleminde de idrarın buzdolabında bekletilmesi uygundur. Referans Değerler: 50-150 mg/gün Magnezyum, BOS’ Bakteriyel ve viral menenjitlerde ve iskemik beyin hastalıklarında BOS magnezyum düzeyi azalır. Numune: BOS’dan 3 mL kadar örnek metal free jelsiz tüpte ve soğuk zincir şartlarında gönderilmelidir. Referans Değerler: 2.0-2.7 mEq/L

  • Makroprolaktin

    MAKRO- PROLAKTİN Prolaktin 198 aminoasitten oluşan polipeptit yapıda bir hormondur. Prolaktin insan serumunda 3 farklı formda bulunmaktadır. Bu formlar L- prolaktin, B- prolaktin ve BB- prolaktindir. L-prolaktin little prolaktin demektir; bu form 23 kDa ile en küçük prolaktin formudur; genel populasyonda en sık bulunan form bu formdur. B prolaktin ise big prolaktin olup, 50 kDa büyüklüğündedir. BB prolaktin ise big big prolaktin olup, 150 kDa büyüklüğünde olan prolaktin formudur. Prolaktin ön hipofizde yer alan asidofilik laktotrop hücrelerde sentezlenmektedir. Ön hipofizden prolaktin sekresyonu hipotalamustaki noro-endokrin nöronlar bunlar arasında da arcuat nükleuslardan salınan dopamin nöronları ile kontrol edilir. İlginç bir kontrol mekanizması diğer hipofiz hormonlarından farklı olarak prolaktinin salınımı inhibisyonla kontrol edilir. Bazı vakalarda laboratuar testlerinde prolaktin yüksekliği saptanmakta fakat hiperprolaktinemi ve prolaktinomalarda gözlenen klasik semptom ve bulgular görülmemekte ya da belli belirsiz görülmektedir. Bu hastalarda adenom bulgusuna radyolojik tetkiklerde rastlanmadığı görülmektedir. Bu olgular idiopatik hiperprolaktinemi olarak değerlendirilmiştir. Yine akromegalide prolaktin artışı sık eşlik eden bir bulgu iken galaktore bu olguların ancak % 10’unda görülmesinin yanı sıra ilaca bağlı hiperprolaktinemilerde de galaktore olmadığı klinik gözlemler arasındadır. Prolaktin artışına rağmen bazı olgularda galaktore ve diğer hiperprolaktinemi bulguları her zaman neden gözlenmemektedir? İşte bu sorunun yanıtlarından biri MAKROPROLAKTİN kavramıdır. Makroprolaktinin hiperprolaktinemili hastalardaki sıklığı bilinmemektedir. Ancak bu konuda yapılan çalışmalarda % 10- 26 oranında olduğu öngörülmektedir. Prolaktinin bu makromoleküler formunun aminoasit zincirinin dimerizasyonu, polimerizasyonu veya prolaktinin IgG antikorları ile kompleks oluşturması sonucu oluştuğu düşünülmektedir. Yapılan çalışmalarda makroprolaktinemili hastaların serumlarında anti-prolaktin antikorlarının tespit edildiği ve bu IgG antikorların düşük reseptör afinitesine sahip olduğu gösterilmiştir. Bu formun biyolojik aktivitesi düşüktür. Bunun nedeni ise bu kompleksin kapiller membrandan geçip prolaktin reseptörlerine ulaşmasının güç olmasıdır. Bu nedenle de hiperprolaktinemi semptom ve bulguları gözlenmez. Makroprolaktin monomerik prolaktine göre kandan çok daha yavaş temizlenir. Bu nedenle immuno-assay yöntemi hatalı yüksek sonuçlar vermektedir. Makroprolaktin tayini hipofiz adenomu için gereksiz pahalı radyolojik tetkiklere girişmeyi önlemesi bakımından önemlidir. Hatta makroprolaktinemi olmadığı halde gereksiz opere olan olgular dahi bildirilmektedir. Hafif prolaktin yüksekliklerinde makroprolaktin düzeyi tayini akla gelmelidir. Hiperprolaktinemili hastalarda ilk bakılması gerektiği önerilmektedir. Hiperprolaktinemilerde tarama amaçlı makroprolaktin düzeyi tayini için PEG (polietilen glikol) ile çöktürme işlemi çabuk sonuç veren bir yöntem olup, öneriler arasında yer almaktadır. % 60 üzerinde ise monomerik prolaktindir; % 40 altında ise makroprolaktindir. % 30 – 40 arası ise hangi formun baskın olduğu jel filtrasyon kromatografisi ile tayin edilmelidir. ÖZETLE Makroprolaktin - Prolaktinin en büyük alt grubudur. - % 10 – 26 oranında gözlenebilmektedir. - Renal klirensi zayıftır. - Beniğn bir durum olup idiopatik olarak nitelendirilen olgularda da temel prolaktini oluşturur; bu olgularda tedavi gerektirmez. - Bazı olgularda prolaktin artışına rağmen amenore ve galaktore’nin neden ortaya çıkmadığı açıklamaktadır.

  • Measles (Kızamık) Antikorları

    Measles (Kızamık virusu), Paramyxoviridae ailesinden, tek zincirli RNA virusudur. Kızamık etkenidir. Kızamık, ateşli, çok bulaşıcı, döküntülü bir hastalıktır. Yanak mukozasında çıkan koplik lekelerinden başka, konjiktivit, solunum yolu infeksiyonu ile kendini gösteren; bazen de diğer organ tutulumu, ölüme kadar giden akut, jeneralize viral bir infeksiyon hastalığıdır. Measles' a karşı oluşan IgG tipi antikorlar, kızamığın ortaya çıkması ile pozitifleşir ve ömür boyu kalıcı olur. Kızamık aşısı yapılan kişilerde, IgG tipi antikorlar oluşur ve % 90-97 koruyuculuk etkileri vardır. Measles IgG antikor testi, Measles'a karşı oluşan antikorları, ELISA yöntemiyle saptayan kantitatif bir testtir. Numune : Serum Referans Aralıkları IgG : Aralık Referans Değeri 0-29 gün < 200 mIU/mL negatif 200-275 mIU/mL sınır değer > 275 mIU/mL pozitif 1-11 ay < 200 mIU/mL negatif 200-275 mIU/mL sınır değer > 275 mIU/mL pozitif 1-99 yaş < 200 mIU/mL negatif 200-275 mIU/mL sınır değer > 275 mIU/mL pozitif Measles' a karşı oluşan IgM tipi antikorlar, döküntü sonrasında 3. günde pozitifleşmeye başlar ve 3-4 haftada en yüksek seviyesine ulaşılır. Kızamığın tanısında önemlidir. Measles IgM antikor testi, Measles' a karşı oluşan antikorları, ELISA yöntemiyle saptayan kantitatif bir testtir. Numune: Serum Referans Aralıkları IgM : Aralık Referans Değeri İnsan için 0-29 gün < 0.8 negatif 0.8-1.1 sınır değer > 1.1 pozitif İnsan için 1-11 ay < 0.8 negatif 0.8-1.1 sınır değer > 1.1 pozitif İnsan için 1-99 yaş < 0.8 negatif 0.8-1.1 sınır değer > 1.1 pozitif

  • Mikroalbüminüri

    Mikroalbümin, bir gecelik veya 24 saatlik idrar Albumin miktar olarak plazma proteinlerinin en büyük kısmını oluşturur. İdrarla artmış atılım böbrek fonksiyon bozukluğunun önemli göstergesidir. Klinik bulgular çıkmadan önceki ilk bulgulardan biri olabilir. Diabetik hastaların böbrek fonksiyonlarının mikroalbuminüri ile takibi standart haline gelmiştir. Hipertansiyon, kalp hastalıkları, eklampsi, generalize vaskuler hastalıkların takibinde değerlidir Şİddetli eksersiz, hematüri, yüksek protein ve tuz alımı, akut infeksiyon, travma, stres, hipertroidizm gibi durumlarda da albumin atılımı artabilir. Diyabete bağlı nefropatide idrara mikroalbümin çıkışı olur. Diyabetin erken tanısında retinopati ile beraberce kullanılan bir parametredir. Numune: 24 saatlik idrar: Koruyucu kullanılmadan toplanmış ve iyice karışması sağlanmış 24 saatlik idrardan 2 mL ayırarak 13 mL lik idrar tüpünde, soğuk zincir şartlarında gönderilir. Bir gecelik idrar: Gece boyunca toplanmış olan idrardan 2 mL lik örneği 13 mL lik idrar tüpünde, soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: 24 sattlik idrarda: 0-16.6 mg/gün Bir gecelik idrarda: 0-7.1 mg/gün

  • Monotest ( Heterofil Antikor)

    Epstein-Barr virusu (EBV), Herpetoviridia ailesinden, çift zincirli bir DNA virüsüdür. EBV, İnfeksiyöz Mononukleoz etkeni olmakla birlikte, Burkitt lenfoma ve Nazofarenks karsinomu başta olmak üzere pek çok malignitenin de etiyolojisinden sorumlu tutulmaktadır. Heterofil antikorlar, ilk kez Paul ve Bunnell tarafından koyun eritrositlerini aglütine eden antikorlar olarak tanımlanmış ve EBV tanısında kullanılmaya başlanmıştır. Monotest yönteminde ise koyun eritrositlerinden daha duyarlı olan at veya sığır eritrositleri kullanılmaktadır. Günümüzde daha hassas olan monotest, EBV tanısında rutin laboratuvarlarda uygulanmaya başlamıştır. Numune : Serum Referans Aralık: Negatif

  • Mumps (Kabakulak) Antikorları

    Kabakulak Antikorları IgM ve IgG, serum, BOS Mumps (Kabakulak virus), Paramyxoviridae ailesinden, tek zincirli bir RNA virusudur. Kabakulak etkenidir. Kabakulak tükrük bezlerinin (parotis, submandibular ve sublingual) iltihabı, bazen de gonadlar, meninks, pankreas ve diğer organların tutulmasıyla kendini gösteren akut, bulaşıcı, jeneralize viral bir infeksiyon hastalığıdır. Mumps' a karşı oluşan IgG antikorları, kabakulağın ortaya çıkması ile pozitifleşir ve ömür boyu kalıcı olur. Kabakulak aşısı yapılan kişilerde de, IgG tipi antikorlar oluşur ve % 95' in üstünde koruyuculuk etkileri vardır. Mumps IgG antikor testi, Mumps' a karşı oluşan antikorları, ELISA yöntemiyle saptayan kantitatif bir testtir. Mumps virüsü ile oluşan bu enfeksiyonun kuluçka süresi 18-21 gündür. IgM tipi antikorlar akut enfeksiyonda, IgG tipi antikorlar hastalığın evvelce geçirilmesi ya da aşılama ile oluşmuş antikorların saptanması amacıyla çalışılır. Hastalığın başlamasından 7-14 gün sonra antikorlar saptanabilir. Bazı vakalarda oluşan bu antikorlar düşük seviyelerde 1 yıl kadar pozitif kalabilir. Virüs merkezi sinir sistemini de tutabilir. Bunun tanısı için BOS’ta antikor tayini yapılır. BOS’taki artışları viralden ziyade bakteryel kaynaklı menenjit lehinedir. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. BOS veya vücut sıvılarından 3 mL kadar örnek jelsiz tüpte ve soğuk zincir şartlarında gönderilmelidir. Referans Değerler: Negatif.

  • Neonatal TSH

    Tiroid stimülan hormon (TSH) hipofiz bezinin ön lobunda yapılan ve sekrete edilen glikoprotein yapılı hormondur. TSH tiroid bezinden tiroid hormonlarının yapımını arttırır. TSH’ın primer görevi ,major tiroid hormonları olan tiroksin (T4) ve triiodotironin (T3) sentezini ve sekresyonunu düzenlemektir. Kan TSH düzeyleri iki major faktörün dengesi ile düzenlenir. 1- Hipotalamusdan salgılanan Tsh salgılatıcı hormon (TRH) etkisi ile TSH yapımı ve salgılanması artar. 2- Tiroid hormonları ile azalır. Tiroid bezinin erken fetal dönemde gelişimi hipofizden bağımsızdır. Hipofizden TSH sekresyonu hamileliğin ilk evresine kadar başlamaz. Bu dönemden sonra TSH sekresyonu hızla artmaya başlar ve annenin düzeyinden daha yüksek düzeylere ulaşır. Bebeğin hipofiz-tiroid fonksiyonu anneden bağımsızdır. Doğumdan sonra TSH yenidoğan kanında konsantrasyonu hızla artar. Eğer bebeğin tiroid fonksiyonu normal ise TSH düzeyleri birkaç günde azalır. Erken bebeklik döneminde TSH konsantrasyonu yüksekliği, primer hipotirodizmin en erken oluşan laboratuar bulgusudur. TSH analizinin spesifite ve sensivitesi yüksek olduğundan dolayı neonatal hipotirodizmin tayini için seçilen tarama metodur. Hipotiroidizmin klinik teşhis zor olduğu için ve erken tedavi ile önlenebileceğinden dolayı birçok ülkede laboratuvar tarama programları oluşturulmuştur. Bu test konjenital hipotiroidi taramasında kullanılır. Pozitif gelen sonuçlar bebeğin kliniği ve diğer biyokimyasal testlerle doğrulanmalıdır. Numune: Örnek doğumdan sonra 3-7. günde alınmalıdır. Bebeğin topuğunun kenarından özel bir kağıda emdirerek örnek alınır. Ayak topuğu alkolle silinmeli ve alkolün tamamen uçması beklenmelidir. Fazla alkol dilüsyona neden olup sonuçları etkileyebilir. Topuk steril ve tek kullanımlık lanset ile delinmeli, çıkan ilk damla steril gazlı bezle silindikten sonra ikinci büyük damla örnek kağıdında işaretli alana emdirilir. Kan damlası kağıdın arka yüzünden de net şekilde görülüyor olacak şekilde emdirilmelidir. Aynı alana tekrar tekrar emdirme yapılması yanlış pozitifliklere yol açar. Emdirme işlemi tamamlandıktan sonra kağıt oda ısısında 3 saat kadar bekletilerek kuruması sağlanmalı, kurutma için direk güneş ışığı veya ısıtıcılar kesinlikle kullanılmamalı, temiz bir zarfın içinde örnek gönderilmelidir. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 0.gün < 30 uU/mL 1-5 gün < 20 uU/mL 6-29 gün < 10 uU/mL

  • Noradrenalin

    Epinefrin, norepinefrin ve dopaminin normalde çok düşük olan plazma düzeylerinin ölçülebilmesi için çok duyarlı, özgül ve güvenilir yöntemlerine gereksinim vardır. İnsan plazmasında hem konjuge olmamış (serbest) hem de sulfokonjuge katekolaminler dolaşmaktadır ve bunlar feokromasitoma hastalarında artar. Ancak bu hastalar ataklar arasında yani normotansif oldukları zamanlarda düşük veya normal plazma katekolamin seviyeleri gösterebilirler. Plazma katekolamin ölçümü feokromasitoma şüphesinin yüksek olduğu ancak idrar katekolamin ölçümleriyle tanının konamadığı durumlarda kullanılmaktadır. Diyetin konjuge fraksiyon üzerine potansiyel etkisi olduğu için, tercih edilen yöntem aktif formunun ölçümüdür. Numune: 3ml EDTA’lı tüp. Buz içinde hemoliz edilmeden gönderilir. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 1-99 yaş < 460 ng/L

  • Normetanefrin-Metanefrin

     

    Metanefrinler, 24 saatlik idrar Metanefrin ve normetanefrinin ölçüldüğü bu test Feokromasitoma için en uygun tarama testidir. Feokromasitoma ve nörojenik tümörlerin tanısında kullanılır. Hipertansiyonda idrarda metanefrin düzeyi artmıştır. Stres, buspiron, MAO inhibitörleri, amfetaminler, kafein, klonidin, deksametazon, diüretikler, metildopa, trisiklik antidepresanlar ve vazodilatatörler yalancı yüksek sonuçlara neden olurlar. Numune: 10 mL 6N HCL’nin koruyucu olarak kullanılarak toplanmış 24 saatlik idrardan 10 mL ayırarak 13 mL lik idrar tüpünde, soğuk zincir şartlarında gönderilir. Toplama işleminde de idrarın buzdolabında bekletilmesi uygundur. Referans Değerler: Metanefrin Normetanefrin 0-3 ay: 5.9-37 μg/gün 0-3 ay: 47-156 μg/gün 4-6 ay: 6.1-42.0 4-6 ay: 31.0-111.0 7-12 ay:8.5-101.0 7-12 ay:23.0-103.0 1-3 yaş: 6.7-52.0 1-3 yaş: 32.0-118.0 4-5 yaş:11.0-99.0 4-5 yaş:50.0-111.0 6-12 yaş: 54.0-198.0 6-12 yaş: 47.0-176.0 13-15 yaş:39.0-243.0 13-15 yaş: 53.0-290.0 >15 yaş: 52.0-341.0 >15 yaş: 88.0-444.0 Metanefrinler, plazma Metanefrin ve normetanefrinin ölçüldüğü bu test Feokromasitoma ve nörojenik tümörlerin tanısında kullanılır. Numune: Kan mor kapaklı (EDTA’lı) tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml EDTA’lı plazma ayırılır. Referans Değerler: Metanefrin <0.5 nmol/L Normetanefrin <0.9 nmol/L

  • Okzalat

    Oksalat, 24 saatlik idrar Ürolithiasisin değerlendirilmesinde kullanılır. En sık rastlanılan üriner sistem taşları kalsiyum-okzalattır. İdrarda okzalat arttığı durumlar: Primer hiperokazalüri, diabetes mellitus, siroz, pankreatik yetmezlik, vitamin 6 eksikliği, sarkoidoz, Chron hastalığı, çöliak hastalığı, jejunoileal şant, safra yolları hastalıkları, ince barsak hastalıkları Böbrek yetmezliğinde ise atlımı azalır. Numune: 24 saatlik idrardan 5 mL örnek gereklidir. 24 saatlik idrar toplanmaya başlanmadan toplama kabına 10 mL 6N HCL koruyucu olarak ilave edilmelidir. Örnek buzdolabında bekletilmeli ve soğuk zincir şartlarında gönderilmelidir. Hastalar idrar toplanmasına başlamadan önceki son 48 saatlik periyodda C vitamini kullanmamış olmalıdır. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 16-99 yaş kadın 4-31 mg/24 saat 16-99 yaş erkek 7-44 mg/24 saat 0-29 gün < 45 mg/1.73m²/24 saat 1-11 ay < 45 mg/1.73m²/24 saat 1-15 yaş < 45 mg/1.73m²/24 saat

  • Oraklaşma testi (sikling testi)

    Orak hücre hastalığı bir varyant hemoglobin oluşumu sonucu meydana gelen en sık rastlanan hastalıktır. Amerika’da 500 yenidoğan zenciden 1’inde olacak şekilde primer olarak zenci popülasyonunda görülür. Orak hücre hastalığı kalıtsal olarak globin zincirinin sentezini kodlayan (her biri bir ebeveynden gelen) iki mutant geni olan kişilerde görülen otozomal resesif olarak geçen bir hastalıktır. Bir hemoglobin S molekülünde iki normal alfa globin zinciri ve altıncı pozisyondaki glutamatın yerine valinin geçtiği iki mutant Beta globin zinciri bulunur. Orakhücre hastalığı hemolitik anemi, ömür boyu ağrılı krizler, enfeksiyonlar, ve dolaşım bozukluğu ile karakterizedir. Hemoglobinin oksijensiz formunun çözünürlüğünde azalma olur ve eritrositler orak şeklini alır. Test orak hücreli anemi tanısında kullanılır. HbS’in %25 ve üzerinde bulunduğu durumlar veya diğer oraklaşma nedeni olan hemoglobinopatilerin varlığında (HbC-Harlem) pozitif sonuç alınır. Orak hücreli anemi, taşıyıcılık durumları, beta talassemi gibi HbS varlığı gözlenen diğer durumlarda pozitiflik söz konusu olabilir. Pozitiflik saptanması durumunda kesin tanı için hemoglobin elektroforezi önerilir. Numune: Kan lavanta kapaklı EDTA’lı tüplere alınır, Örnek soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • Osteokalsin

    Kemik yapıda bulunan, kollajen olmayan bir proteindir. Kemik yapımında osteoblastlardan (kemik dokusu yapıcı hücre) salgılanır, yeni oluşan kemik dokuyu yansıtır. Serum osteokalsinindeki artışlar kemik yapımı anlamındadır. Kemik metabolizmasını gösteren duyarlı bir belirteçtir. Osteoporozun değerlendirilmesinde ve tedavisinin takibinde yararlıdır. Serum osteokalsin düzeyleri ALP aktivitesi ile paralellik gösterir. Arttığı Durumlar: Paget hastalığı, renal osteodistrofi, hipertiroidizm, adelosan büyüme döneminde, osteoporoz, metastatik iskelet kanserleri, kronik böbrek yetmezliği. Azaldığı Durumlar: Primer bilier siroz, gebelik ve büyüme hormonu yetmezliği. Numune: Sabah açlığında kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 20-99 yaş kadın Premenopoz : 11-43 ng/mL Postmenopoz : 15-46 ng/mL 18-29 yaş erkek 24-69 ng/mL 30-49 yaş erkek 14-42 ng/mL 50-99 yaş erkek 14-46 ng/mL

  • Ozmolalite

    Ozmolalite: 1 kg çözücüde çözülmüş maddenin mol cinsinden miktarıdır. Serum düzeylerine oldukça dar aralıklarda regüle edilir. Serum içerisindeki ozmolalite temel olarak belirleyen sodyum,klorür, glukoz ve üredir. Test sıvı-elektrolit ve asit-baz bozukluklarının değerlendirilmesinde kullanılır. Osmolalitenin yükseldiği durumlar: Su kayıpları, diabetik ketoaisdoz, hiperozmolar nonketotik koma, diabetes İnsipitus, hiperkalsemi. Osmolalitenin azaldığı dururmlar: Primer polidipsi, diabetes insipitus. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 1-99 yaş 275-295 mOsm/kg

  • Pankreatik Amilaz

    Amilaz ve Pankreatik amilaz, serum, plazma, vücut sıvıları ya da 24 saatlik veya random idrar Pankreas ve tükrük bezleri amilaz aktivitesinin en yüksek olduğu organlardır. Overler, fallop tüpleri ve iskelet kasında da az miktarda aktivite gösterir. Yenidoğanda amilaz aktivitesi ilk 2 ayda düşüktür, zamanla artarak 1 yaşın sonunda erişkin düzeylerini yakalar. Akut pankreatit için sensitivitesi %72-92, spesifitesi %20-60´tır. Semptomların başlayışından yaklaşık 2-12 saat sonra yükselmeye başlar. 12-75 saat sonra pik yapar. Referans aralığın üst sınırının 3 katından yüksek olan sonuçlar akut pankreatit için %60 sensitif ve %98 spesifiktir. Karın içi inflamatuar olaylar dışında özellikle parotis bezinin iltihabi durumlarında artar. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Parotitler ve pankreatitler başta olmak üzere, barsak tıkanmaları ve infarktüsleri, ektopik gebelik, tüm safra kanalı hastalıkları, diabetik ketoasidoz, pankreas kistleri, peritonit, makroamilazemi, bazı akciğer ve over tümörleri, böbrek yetmezliği, ERCP, abdominal travma, cerrahi operasyonlar, viral enfeksiyonlar, kafa yaralanması ve alkol kullanımı. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Pankreas yetmezliği, ileri kistik fibrozis, ciddi KC hastalıkları, pankreatektomi. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, hasta açlık durumunda olmalıdır. Örnek santrifüj edilip 3.0 ml serum soğuk zincirle gönderilir. Plazma: Açlık durumundaki hastadan (bebekler için açlık süresi 4 saat ve üzerinde olmalıdır) kan yeşil kapaklı (sodyum heparinli) tüplere alınır, santrifüj edilip 1.0 ml heparinli plazma ayırılır. Soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Otoanalizörde:10-130 U/L Kolon kromatografisinde Total Makro Amilaz için serumda: 0-23 ay: 0-265 U/L 2-3 yaş: 31-203 U/L 4-5 yaş: 11-259 U/L 6-7 yaş: 22-150 U/L 8-9 yaş: 14-198 U/L 10-11 yaş: 11-119 U/L 12-13: 36-160 U/L 14-15 yaş: 29-173 U/L 16-17 yaş: 12-188 U/L ≥18 yaş: 26-102 U/L Vücut sıvılarında: 1.0 mL pıhtılaşmamış vücut sıvısı plastik tüple soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: Yok 24 saatlik idrar: Koruyucu kullanılmadan toplanmış 24 saatlik idrarın tamamı soğuk zincir şartlarında gönderilir. Toplanmanın başlama ve bitiş saati kaydedilmelidir. Referans Değerler: 0-1100 U/24 saat İdrar amilaz değerleri akut pankreatit epizotundan 2 hafta sonrasına kadar yüksek kalması pseudokist oluşumu yönünde değerlendirilmelidir.. Random idrar: 5 mL lik random idrar örneği 13 mL lik idrar tüpünde, soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: yok Serumda pankreatik amilaz: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, hasta açlık durumunda olmalıdır. Örnek santrifüj edilip 0.5 ml (pediatrik 0.3 mL) serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 11-54 U/L Vücut sıvılarında pankreatik amilaz: 0.5 ml vücut sıvısı soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Vücut sıvılarında normal referans aralıklar belirlenememesine rağmen akut pankreatite sekonder olarak gelişen pleural efüzyonlarda pankreatik amilaz düzeyi 4000 U/L nin üzerinde olmaktadır.

  • PAPP-A (Pregnancy-Associated Plasma Protein A)

    SP4, high molecular weight alpha-2 mobile pregnancy-specific protein ve IGFBP4 protease adları da verilen PAPP-A, gebelik sırasında embriyo ve plasenta (sinsityotrofoblastlar) tarafından üretilen en büyük moleküllü proteindir. Glikoprotein yapısındadır,çinko ihtiva eder ve enzim gibi (özellikle metallopeptidaz) hareket eder. Proteini kodlayan gen 9.kromozomdadır. Fetüsün annenin immün sistemi tarafından yabancı bir cisim olarak tanınıp zarar görmesini önleme, matriks mineralizasyonu ve anjiogenez gibi farklı görevleri olduğu düşünülmektedir. PAPP-A seviyeleri saptanmaya başlandığı ilk trimesterden terme kadar sürekli artış gösterir (term’de 100 IU/L). Maternal serum düzeylerinin fetüs büyümesiyle korele olduğu görülmüş ve bu ilişki kullanılarak PAPP-A seviyelerinin kötü gebelik gidişini (intrauterin büyümede gerilik, prematüre doğum,preeklamsi ve ölü doğum gibi) gösteren güçlü bir belirteç olduğu ileri sürülmüştür. Gerçekten de yapılan çalışmalarda 8 ile 14. hafta arası düşük PAPP-A seviyelerine sahip gebelerin intrauterin büyümede gerilik, trizomi 21, prematüre doğum, preeklamsi ve ölü doğum için yüksek risk taşıdıkları tespit edilmiştir. PAPP-A testi günümüzde genellikle 1.ve 2.trimester prenatal genetik taramalar (özellikle down sendromu) ve ateroskleroz çalışmalarında kullanılmaktadır. 1.trimesterde down sendromu ve diger anomaliler için free B-HCG ile birlikte (ikili test) güçlü bir tarama testi komponeti olduğu hususunda fikir birliği vardır.Down sendromunda PAPP-A seviyeleri azalmıstır. 1.trimesterde down sendromu için tanı degerinin B-HCG ve AFP den daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bunlarla kombine edildiginde (biri veya ikisiyle) tanı degeri daha da artmaktadır. PAPP-A’nın aynı zamanda ateroskleroz patogenezinde önemli rol oynayan IGF-1 (insülin like growht faktör) üzerine de etkili olduğu gösterilmiştir. IGFBP4 (insülin like growht faktör binding protein 4) degradasyonunu hızlandırarak IGF-1’in serbest formunun artışına neden olan PAPP-A, bu yolla ateroskleroz gelişimini indirekt yolla hızlandırarak anstabil anjina ve akut koroner sendromlar (MI) için önemli bir risk faktörü olmaktadır. Yapılan çalışmalarda da PAPP-A seviyelerinin anstabil aterosklerotik plaklarda yüksek olduğu ve serum seviyelerinin de akut koroner sendromlu vakalarda normal popülasyona göre çok daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bugun için PAPP-A’nın plakların instabilizasyonu yoluyla anstabil anjina ve akut koroner sendromlar için önemli bir risk faktörü olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır. Öyle sanıyoruz ki çok yakın bir gelecekte Kolesterol, Apo B, Lipoprotein (a) gibi ateroskleroz risk faktörlerine belki de çok daha güçlü bir marker olan PAPP-A de eklenecektir. Biyotıp Laboratuvarı gerek ikili test menüsünde gerekse tek başına PAPP-A düzeylerini çalışmaktadır.

  • Paratiroid Hormon (PTH), intakt

    Paratiroid bezinden salgılanan paratiroid hormon, kalsiyum metabolizmasının düzenlenmesinde rol alır. Yüksek kalsiyum konsantrasyonları salgılanmasını azaltırken, düşük kalsiyum konsantrasyonları salgılanmasını yükseltir. Primer Hiperparatiroidizm, özellikle kalsiyum ve D vitamini eksikliğinde görülen sekonder hiperparatiroidizm de seviyeleri yükselir. Hiperkalsemi, sarkoidoz, cerrahi tiroidektomi sonrası hipoparatiroidizm de düseyleri düşer. Paratiroid bezi hastalıklarının ve osteoporozun değerlendirilmesinde kullanılır. Test genellikle primer paratiroidizm ile kanser kaynaklı hiperkalseminin ayırıcı tanısında kullanılır. Bu testle PTH’nın sadece intakt formu ölçülmektedir. Serumda arttığı durumlar: Primer hiperparatiroidizm, kronik böbrek hastalıklarına sekonder hiperparatiroidizm, pseudohipoparatiroidizm, vitamin D yetmezliği, Zollinger-Ellison Sendromu, fluorozis, spinal kord travmaları, pseudogut, ailesel meduller tiroid kanserleri, MEN tip I,IIa,IIb. Serumda azaldığı durumlar: Otoimmun hipoparatiroidizm, cerrahi hipoparatiroidizm, sarkoidoz, nonparatiroid hiperkalsemi, hipertiroidizm, hipomagnezemi, transient neonatal hipokalsemi, DiGeorge Sendromu. Sirkadien ritmi vardır. Saat 14-16 arasında yüksek bulunur. 08 civarında bazal seviyelerdedir. İnsanlarda plazma kalsiyumunun 1.5 mg/dL düşmesi ile PTH miktarı %400 artar. Numune: Sabah açlığında kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Referans Değerler: 10-65 pg/mL

  • Piruvat kinaz

    Piruvat kinaz eksikliği, eritrositlerde düşük ATP seviyelerine ve bu yüzden de membran defektlerine yol açan genetik bir bozukluktur. PK eksikliğinin klinik bulgularının ağırlığı değişkenlik gösterir. Sonuçta kronik hemolitik anemi oluşur. Genellikle hastalık yenidoğan döneminde veya erken çocuklukta anemi ve sarılıkla kendini belli eder. Neonatal hiperbilurubinemiye sıkça rastlanır ve kan değişimi gerekebilir. Nadiren, PK eksikliği geç dönemlere kadar fark edilmeyip, anemi ve hemoliz komplikasyonları veya başka bir nedenle tetkik edilen hastalarda saptanabilir. Numune : 2 ml EDTA’lı tam kan hemoliz edilmeden ve soğukta gönderilmelidir. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 1-29 gün 60-220 pU/RBC 1-11 ay 60-220 pU/RBC 1-99 yaş 60-220 pU/RBC

  • Potasyum

    Potasyum, K , serum Vücudun elektrolit ve asid-baz dengesini ve su metabolizmasını değerlendirmede kullanılır. Acil durumlar dışında sabah açlık kanı tercih edilmelidir zira diurnal varyasyonu vardır. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Potasyum alımının arttığı durumlar: K infuzyonları gibi. Potasyum redistribüsyonuna naden olan durumlar: Masif hemoliz, şiddetli doku hasarı, şiddetli akut açlık, epilepsi atağı gibi hiperkinetik aktivite, anesteziyi takibeden malign hiperpireksi, hiperkalemik periyodik paraliz, asidoz ve dehidrasyon Potasyumun renal atılımının azaldığı durumlar: Oligüri veya anüri gösteren renal tubuler asidoz, akut böbrek yetmezliği, Addisson hastalığı, renin-anjiotensin-aldosteron sistem hipofonksiyonları, pseudohipoaldosteronizm, şiddetli hemoliz, şok ve doku iskemileri Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Potasyum alımının azalmasına bağlı: Kronik açlık, dilusyon. Potasyum kaybının arttığı durumlar: Uzamış kusmalar, diyare, intestinal fistüllerden kayıplar, villöz adenomlar, renal tubuler asidoz, renal tubuler yetmezlik, Fanconi Sendromu, primer ve sekonder aldosteronizm, Cushing sendromu, Bartter sendromu, osmotik diürez, alkaloz, kistik fibroziste terle kayıp, hipotermi, yanıklar. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Kord: 5-10.2 mEq/L Prematüre: 3-6 mEq/L 0-7 gün: 3.7-5.9 mEq/L >7 gün: 3.5-5.5 mEq/L Potasyum, K, 24 saatlik idrar Vücudun elektrolit ve asid-baz dengesini ve su metabolizmasını değerlendirmede kullanılır. İdrar düzeyinin arttığı durumlar; Cushing sendromu, primer ve sekonder aldosteronizm, primer renal hastalıklar, kortizon tedavisi. İdrar düzeyinin azaldığı durumlar; Addisson hastalığı Numune: Koruyucu kullanmadan toplanmış ve iyice karışması sağlanmış olan 24 saatlik idrardan 2mL örnek gereklidir. İdrar toplanırken buzdolabında saklanmalıdır. Referans Değerler: 12 yaş: Erkek: 15-55 mEq/gün Kadın: 8-37 mEq/gün 13-15 yaş: Erkek: 20-60 Kadın: 18-60 >15 yaş: Erkek: 28-125 Kadın: 25-125 Potasyum,K, BOS Serum düzeyini arttıran ve azaltan hastalıklar BOS düzeylerini de aynı şekilde etkiler. Numune: 0.5 mL BOS örneği soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 2.2-3.3 mEq/L

  • Progesteron

    Gebelikte plasental fonksiyonların değerlendirilmesinde, corpus luteum fonksiyonlarının ve ovülasyonun takibinde, progesteron tedavisinin takibinde ve erken abortusun izlenmesinde kullanılır. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Konjenital adrenal hiperplazi, lipoid ovaryen tümörler, teka lutein kisti, molar gebelik, over koryoepitelyomaları Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Abortus riski, primer ve sekonder hipogonadizm, kısa luteal faz sendromu. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Erkekler: Puberte öncesi: 0.1-0.31 ng/mL Erişkinler: 0.1-1.0 ng/mL Kadınlar: Puberte öncesi: 0.1-0.31 ng/mL Folliküler faz: 0.1-1.1 ng/mL Midsiklus: 0.1-1.1 ng/mL Luteal faz: 3-20 ng/mL

  • Prolaktin (PRL)

    Ön hipofizde salgılanır. Doğum sonrası laktasyonu (süt üretimi) sağlar. Prolaktin testi ile fertilite bozukluklarının değerlendirilmesi ve hipofiz tümörlerinin araştırılmasında kullanılır. Prolaktin dolaşımda farklı formlarda bulunur : %80 monomerik form, inaktif dimerik (big) form ve çok az etki gösteren tetrameric big-big form. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Prolaktin salgılayan tümörler, primer hipotiroidizm, anoreksia nervoza, polikistik over, böbrek yetmezliği, insülin kaynaklı hipoglisemi, adrenal yetmezlikler. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Sheehan sendromu. Numune: Uyku, stres, egzersiz, gebelik ve koitus sonrasında prolaktin düzeyleri artar. Bu nedenle hasta uyandıktan 3-4 saat sonra kan alımı yapılmalıdır. Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Kord: 0-5650 ng/mL Prematüre: 0-330 0-7 gün: 0-495 >7 gün: 0-125 Kadın: Erkek: 2-12 ay: 8.25-41.25 ng/mL 8.25-24.75 ng/mL 1-3 yaş: 3.0-19.75 ng/mL 4.6-16.5 ng/mL 4-15 yaş:5.25-29.5 ng/mL 4.6-18 ng/mL 16-60 yaş: 6.5-30.0 ng/mL 3.5-20.0 ng/mL >60 yaş:4.5-25.0 ng/mL 3.5-20.0 ng/mL Hamilelik: 6.5-180.0 ng/mL Folliküler faz: 6.5-30.0 ng/mL Midsiklus: 6.5-30.0 ng/mL Luteal faz: 6.5-33.0 ng/mL

  • Prostat Spesifik Antijen (PSA)

    Prostat Spesifik Antijen, PSA ve Serbest PSA, serum Serbest PSA düzeylerini ifade eder. Çalışmalar prostatın iyi huylu ve kötü huylu hastalıklarının ayrımında % PSA oranlarının kullanılabileceğini göstermiştir. Kanserli hastalarda bu oran daha düşük saptanmıştır. Tedavi gören hastalarda FPSA / TPSA oranlarının klinik faydası olmamaktadır.Test prostat hastalıklarının özellikle de prostat kanseri ve BPH’ın tanı ve takibi amacıyla kullanılır. PSA prostat dokusuna spesifiktir, prostat kanserine değil. Prostat hastalıklarında tedavi etkinliğinin değerlendirilmesinde, erken kanser ve rekürrenslerin tanısında PAP’dan daha yararlı bir testtir. Kanserde erken tanı için 50 yaş üzerinedeki erkeklerin düzenli olarak her yıl yaptırması gereken bir testtir. Serum düzeyinin arttığı durumlar: Prostat kanserleri, BPH, biyopsi, tuşe, prostat enfarktüsleri, prostatitler. Numune: Rektal muayene veya sonda uygulamasından sonra 72 saat beklenmeli ve kan öyle alınmalıdır. Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 ml serum ayırılır ve plastik tüpte soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: Total PSA: 0-4.0 ng/mL Serbest PSA: 0-1 ng/mL Free/Total PSA oranının %23 olması istenir.

  • Prostatik Asit Fosfataz (PAP)

    Prostattan salgılanan glikoprotein yapısında bir enzimdir.Karaciğer, kemik, dalak, böbrek, eritrosit, trombositlerde bulunan bir enzimdir. Ancak prostattaki aktivite diğer dokulardan daha fazladır. Prostat kanserleri için bir tarama testi değildir, metastatik prostat kanserlerinin doğrulanması ve derecelendirilmesi amacıyla kullanılır. Ayrıca radikal prostatektomi uygulanan hastalarda rekkürrens takibi ve tedaviye yanıtın izlenmesinde kıymetlidir. Metastatik prostat kanserinde düzeyi çok artar. Prostat dışında Niemann-Pick hastalığı, gaucher hastalığı, benign prostat hipertirofisi, üriner retansiyonda, kemiğe metastaz olduğunda düzeyi artar. İnvaziv karsinomlu hastaların çoğunda masaj veya palpasyondan sonra serum asit fosfataz artar. Prostatik asit fosfataz radyasyon tedavisi veya cerrahiden 1 hafta sonra normale inmelidir; inmemesi metastatik lezyonu düşündürür. Serum düzeyinin arttığı durumlar: prostat maligniteleri, biyopsi, tuşe, kateterizasyon, operasyon sonrası, BPH, prostat iltihapları, prostat enfarktüsleri. Numune: Rektal muayene veya sonda uygulamasından sonra 72 saat beklenmeli ve kan öyle alınmalıdır. Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 ml serum ayırılır ve plastik tüpte soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: 0-3.0 ng/mL

  • Protein C Aktivitesi

    Faktör V ve faktör VIII aktivitesini düzenleyen, vitamin K-bağımlı koagülasyon inhibitörüdür. Endotel hücrelerinin yüzeylerinde bulunan trombomodulin, trombini bağlayarak onun prokoagülan aktivitesini inhibe eder. Oluşan trombomodulin- trombin kompleksine protein C bağlanarak aktif hale gelir. Aktive protein C'nin Va ve VIIIa'yı inaktivasyonu kofaktör olan protein S ile artar. Protein C eksikliği normal toplumda görülme sıklığı %0.3'dür. Protein C eksikliği otozomal dominant kalıtım gösterir. Protein C eksikliği olan heterozigot bireylerde ise protein C seviyeleri genelikle % 35-65 arasındadır. Doğuştan heterozigot eksiklik, venöz tromboz insidansının yaşa bağlı olarak artırır. İlk tromboz epizodu 10-50 yaş arasında görülür. Homozigot protein C eksikliği ise yenidoğan döneminde dissemine intravasküler koagülasyon ve purpura fulminans şeklinde karşımıza çıkar. Edinilmiş eksiklik karaciğer hastalıkları, dissemine intravasküler koagülasyon veya oral antikoagülan terapi sonucunda K vitamini eksikliğine bağlı olabilir. Protein C eksikliği tip I (sentezde azalma) ve tip II (anormal sentez) olarak sınıflandırılır. Tip I de antijenik miktar ve fonksiyon azalmış iken, tip II'de antijenik miktar normal ancak fonksiyon bozukluğu vardır. Protein C düzeyleri cuomadin tedavisinde azalır. Gerek protein C gerekse protein S vitamin K ilişkili kofaktörler olup warfarin başlanması sonrası süratle düşerek geçici hiperkoagulabiliteye yol açarlar. Test genellikle Konjenital ve edinsel protein C yetersizliklerinin saptanmasında kullanılır. Numune: Kan açık mavi kapaklı sitratlı tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 1.0 mL plazma plastik bir tübe aktarılır.Kesinlikle cam tüp kullanılmamalıdır!!! Not: 1. Hasta heparin alıyor olmamalıdır.Testten 2 gün önce heparin kesilmiş olmalıdır. 2. Kumadin türevleri kullanılıyor ise testten 2 hafta önce ilaç kesilmelidir. Elde edilen örnek hemen soğuk ortamda gönderilmelidir. Referans Değerler: <6 ay %15-50 >6 ay %70-140

  • Protein Elektroforezi

    Protein Elektroforezi serum proteinlerinin dağılımını gösteren bir yöntemdir. Serum proteinleri beslenme için bir kaynak ve aynı zamanda bir tampon sistemi olarak da görev alırlar. İmmunglobulinler ve ilişkili proteinler immunolojik ajanlar olarak işlev görürler. Taşıyıcı proteinler (ör. haptoglobin, prealbumin, transferin) bazı iyon ve moleküllerin transportunda görev alır. Antiproteazlar (alfa1-antitripsin, alfa2-makroglobulin) çeşitli proteazların etkilerini regüle ederve diğer proteinler de onkotik basınç, metabolik ürünler vb. üzerinde düzenleyici rol oynarlar. Serumun monoklonal immunglobulinler için taranması genellikle protein elektroforezi ile olur. Immunglobulinler serum gama globulin fraksiyonunun majör proteinleridir. Sağlıklı kişide immunglobulinler poliklonal dağılım gösterir.bir monoklonal bandın gözlenmesi genellikle multipl myelom veya waldenström makroglobulinemisi gibi neoplastik bir duruma işaret eder. Burada gözlenen monoklonal immunglobulinlrin tipinin belirlenmesi (IgA, IgG, IgM) için immunelektroforez yapılır. Serum protein elektroforezi ile bazı neoplastik hastalıklar, nefrotik sendrom, karaciğer hastalıkları ve immun yetmezlikler hakkında değerli bilgiler edinilebilir. Serum protein elektroforezindeki en büyük ve en hızlı göç eden bant albumindir. Daha sonra sırasıyla alfa 1 globulin (alfa1-antitripsin, HDL), alfa 2 globulin (alfa2 makroglobulin, haptoglobin, beta lipoprotein), beta globulin (transferin, C3) ve gamma globulin (fibrinojen, IgA, IgM, IgM) bantları göç eder. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Referans Değerler: Albümin: %58.8-69.6 Alfa-1: %1.8-3.8 Alfa-2: % 3.7-13.1 Beta: %8.9-13.6 Gamma: %8.4- 18.3 Protein Elektroforezi, 24 saatlik idrar Normal şartlarda idrara çok az miktarda protein atılmaktadır. Ancak bazı hastalıklarda atılan protein miktarında artış söz konusudur. Atılan protein tipine göre hastalıklara tanı koymak, atılan protein miktarlarını belirlemek hastalığın prognozunun belirlenmesinde önemlidir. Numune: Koruyucu kullanmadan toplanmış ve iyice karışması sağlanmış olan 24 saatlik idrardan 2mL örnek gereklidir. İdrar toplanırken buzdolabında saklanmalıdır.

  • Protein S Aktivitesi

    Vitamin K bağımlı plazma proteini olan protein S aktive edilmiş protein C'nin kofaktörüdür. Karaciğer, endotel hücreler ve trombositlerin alfa granüllerinde sentezlenir. Erişkinlerde plazma protein S'in %60'ı akut faz reaktanı olan C4b-bağlayıcı proteine bağlıdır. Geri kalan serbest protein S fonksiyonel aktif formdur. Protein S eksikliği normal toplumda görülme sıklığı % 2'dir. Protein S eksikliği otozomal dominant kalıtım gösterir.hered Protein S aktivitesi azalması tromboemboli riskini artırır. Fakat protein S eksikliği olan kişilerde tromboz riskinin boyutu henüz yeterli bir şekilde tanımlanmamıştır. Gerek protein C gerekse protein S vitamin K ilişkili kofaktörler olup warfarin başlanması sonrası süratle düşerek geçici hiperkoagulabiliteye yol açarlar. Kalıtsal protein S eksikliği, karaciğer bozukluğu, oral antikoagülasyon, gebelik, oral kontraseptifler, östrojen tedaviside protein S düşük bulunur. Fonksiyonel Protein S yönteminin başlangıç tarama testi olarak kullanılması uygundur. Fonksiyonel eksiklik tespit edildiğinde antijenik yöntem kullanılarak sınıflama yapılabilir. Test konjenital ve edinsel protein S yetersizliklerinin saptanmasında kullanılır. Protein S yetmezliği tromboza eğilim ile sonuçlanır. Numune: Kan açık mavi kapaklı sitratlı tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 1.0 mL plazma plastik bir tübe aktarılır.Kesinlikle cam tüp kullanılmamalıdır!!! Not: 1. Hasta heparin alıyor olmamalıdır.Testten 2 gün önce heparin kesilmiş olmalıdır. 2. Kumadin türevleri kullanılıyor ise testten 2 hafta önce ilaç kesilmelidir. Elde edilen örnek hemen soğuk ortamda gönderilmelidir. Referans Değerler: <6 ay %15-50 >6 ay %55-160

  • Protein, Total

    İnsan vücudu büyümek – gelişmek, hayatiyetini sürdürmek ve üremek için sürekli olarak vücudun çeşitli organlarında pek çok farklı protein sentezi yapar. Ancak kanda protein ölçümü yapılırken esas olarak albümin ve çeşitli globülin fraksiyonları ölçülür. Plazma proteinleri temel olararak karaciğerde sentezlenir. Çeşitli hastalıklarda protein düzeyi düşmektedir. Bu durum protein yapımında azalmaya (karaciğer yetmezliği, yetersiz beslenme, kanser türleri) bağlı olabileceği gibi, vücuttan protein kaybının artışına (böbrek hastalıkları, ağır yanıklar, bazı bağırsak hastalıkları), iltihabi hastalıklara ve hatta fazla sıvı alımına bağlı olarak görülebilmektedir. Bunların çoğunda esas olarak azalan albümindir. Albüminin önemi kanın çeşitli dokularla madde alış verişini sağlamasında çok önem taşıyan kan onkotik basıncının %90’ından sorumlu olmasıdır. Bu yüzden özellikle albümin düzeyinin azalması vücutta çeşitli bölgelerde sıvı birikimine (ödem) neden olur. Protein düzeyinin arttığı bazı hastalıklar ise; vücuttan fazla su kaybı, kronik iltihabi hastalıklar, multiple myeloma, sarkoidoz ve monoklonal gammopati gibi bazı özel hastalıklardır. Total Protein, serum Hastanın beslenme durumunun değerlendirilmesinde ve böbrek ve karaciğer hastalıklarının izlenmesinde kullanılır. Serum düzeyinin arttığı durumlar: Hiperimmunglobülinemi, gammapatiler, dehidrasyona bağlı pseudohiperproteinemiler Serum düzeyinin azaldığı durumlar: Protein kaybettiren gastroenteropatiler, yanıklar, nefrotik sendrom, protein eksiklikleri, kronik KC hastalıkları, malabsorbsiyon, malnutrisyon, agammaglobülinemi. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Uzun süreli venöz staz yani kan alımında uzun süreli turnike uygulaması ve ayakta durmak yanlış yüksek sonuçlara neden olur. Gebeliğin son trimestirinde ve uzamış yatak istirahatlerinde düşük seviyelerde total proteine rastlanır. Referans Değerler: Prematüre: 3.6-6.0 g/dL 0-7 gün: 4.6-7.0 g/dL 7gün-3ay: 4.4-7.6 g/dL 4-6 ay: 4.4-7.0 g/dL 7-12 ay: 5.1-7.3 g/dL 1-3yaş: 5.1-7.5 g/dL 4-15 yaş: 6.0-8.0 g/dL 15-60 yaş: 6.2-8.3 g/dL >60yaş: 6.0-8.1 g/dL Total Protein , BOS SSS hastalıklarının değerlendirilmesinde faydalıdır. Kan beyin bariyerinin bozulması durumunda menenjit, ansefalit gibi hastalıklarda BOS da total protein düzeyi yükselir. Numune: BOS: 1 ml. BOS örneği satrifüj edilmeden kırmızı kapaklı katkısız tüpte soğuk zincirle gönderilir . Referans Değerler: Prematüre: 15-130 mg/dL 0-7 gün: 20-120 mg/dL 7gün-1ay: 20-80 mg/dL >1 ay: 15-45 mg/dL Total Protein, 24 saatlik veya spot idrar Böbrek fonksiyonlarının takibinde kullanılır. İdrarda protein miktarını arttıran durumlar: Nefrotik sendrom, diyabetik nefropati, multiple myelom, monoklonal gammapatiler, myeloproliferatif hastalıklar, lenfoproliferatif hastalıklar, anormal renal tubuler absorbsiyon, genitoüriner maligniteler, alt üriner sistemde enflamatuar dejeneratif veya irritatif durumlar, egzersiz sonrası. Numune: Koruyucu kullanmadan toplanmış ve iyice karışması sağlanmış olan 24 saatlik idrardan 2mL örnek gereklidir. İdrar toplanırken buzdolabında saklanmalıdır. Spot idrar: 5 mL lik spot idrar örneği soğuk zincir şartlarında gönderilir. Referans Değerler: <0.14 g/L

  • Protrombin Zamanı (PT)

    Protrombin zamanı doku tromboplastini varlığında plazmanın pıhtılaşma süresini ölçer ve ekstrensek ve ortak koagülasyon yolunun etkinliğini yansıtır. Ekstrensek ve ortak koagülasyon yollarında bulunan pıhtılaşma faktörlerinin (Faktör I, II, V, VII, X) düzeylerinden etkilenen bir parametredir. Test sırasında kullanılan tromboplastinin pıhtılaşmayı aktive etme özelliğine göre test sonuçları laboratuvarlar arası değişkenlik gösterebilir. Bu konuda standardizasyon sağlanması amacıyla INR (International normalized ratio) hesaplanması önerilmektedir. Bu nedenle PT değerleri hem saniye hem de INR olarak rapor edilmelidir. Oral antikoagülan tedavinin izlenmesinde INR doğru ve güvenilir bir parametredir. Protrombin zamanının uzadığı hastalık ve durumlar. · Faktör II,V,VII ve X edinsel veya konjenital eksiklikleri · Oral antikoagülan tedavi · Karaciğer hastalığı · Yaygın damar içi pıhtılaşma · İnhibitör varlığı · Bilier obstrüksiyon · Hipervitaminoz · Zollinger Ellison sendromu · Hipofibrinojenemi Protrombin zamanının kısaldığı hastalık ve durumlar. Ovarian hiperfonksiyon Bölgesel enteritis veya ileitis Protrombin zamanının değişmediği hastalık ve durumlar. Polistemia vera Faktör IX eksikliği Hemofili A von Willebrand's hastalığı Trombosit bozuklukları. PT ve APTT'nin ikisinin birlikte uzun olması FX, FV, protrombin ya da fibrinojen gibi ortak yolda yer alan faktörlerin eksikliklerinde görülmektedir. Bu faktörlerin kalıtsal eksiklikleri nadirdir; ancak K vitamini eksikliği, DIC veya karaciğer hastalığında faktör eksiklikleri sıktır. PT ve APTT'nin ikisinin birlikte uzun olması durumunda fibrinojen eksikliği ekarte edilmelidir. Bunun için fibrinojen düzeyi ve trombin zamanı testleri yapılmalıdır. Trombin zamanı ve fibrinojen düzeyi normalse FX, FV ve protrombin düzeyleri bakılarak kalıtsal nedenler araştırılmalıdır. Numune: Kan açık mavi kapaklı sitratlı tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 1.0 mL plazma plastik bir tübe aktarılır.Kesinlikle cam tüp kullanılmamalıdır!!! Elde edilen örnek hemen soğuk ortamda gönderilmelidir. Referans Değerler: 11-14 sn; 0.9-1.4 INR

  • Pseudokolinesteraz

    Hidrolazlar sınıfında yer alan bu enzim, asetilkolin ve diğer ilişkili kolin esterlerinden açil grubunun ayrılmasını katalizler. Karaciğer fonksiyon testlerinden biridir. Uzamış anestezi, organofosfat zehirlenmeleri, sinir gazına maruz kalma durumlarının değerlendirilmesinde kullanılır. Primer olarak süksinilkolin gibi cerrahi operasyonlar sırasında kullanılan kas gevşetici ilaçların etkilerinin monitörize edilmesinde kullanılır.Genetik varyantlarının bulunması durumunda anesteziden çıkmada sorunlar yaşanabilir. Kanda azaldığı durumlar; Genetik varyasyon, siroz, malnütrisyon, anemiler, akut enfeksiyonlar, AMI, pulmoner embolizm, postop dönem, KBY, gebeliğin son dönemleri, albümin düşüklükleri. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Referans Değerler: Erkek: 5400-13200 U/L Kadın: 0-15 yaş: 5400-13200 U/L 16-50 yaş: 4300-11500 U/L >50 yaş: 5400-13200 U/L Hamile: 3700-9300 U/L

  • Retikülosit Sayısı

    Retikülosit sayımı yeni oluşan ve dolaşıma giren eritrositlerin total eritrositlere oranını gösterir. Retikülosit sayısı, kemik iliği yetmezliğinin neden olduğu anemileri kanama yada hemolizin neden olduğu anemilerden ayırt etmede değerlidir. Kemik iliği yetmezliğinde retikülosit sayısı düşerken hemolitik anemilerde artar. Kan düzeyinin arttığı durumlar; Hemolitik anemiler ve kan kaybına bağlı anemilerde olduğu gibi eritropoezin arttığı durumlarda ve tedavi aşamasındaki anemilerde Kan düzeyinin azaldığı durumlar; Kırmızı küre aplazileri, aplstik anemi, böbrek hastalıkları, endokrin hastalıklar, kemik iliği nakli, demir eksikliği anemisi, kronik hastalık anemisi, sideroblastik anemi, megaloblastik anemi. Numune: Kan morkapaklı EDTA’lı tüplere alınır, Örnek soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: %0.50-2.50

  • Romatoid Faktör (RF)

    RF, IgG sınıfı antikorlara karşı oluşmuş, genellikle IgM sınıfı antikorlardır. Romatoid artritli hastaların %70-90'da RF yüksekliği saptanır. Serumda arttığı durumlar:Romatoid artrit, Sjögren sendromu, skleroderma, dermatomyozit, Waldenström makroglobülinemisi, sarkoidoz ve SLE de RF bulunur. Sjögren sendromlu hastaların %80-90’ında yüksek titrelerde RF saptanır. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 ml serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: <20 IU/mL

  • Rotavirus Antijeni

    Rotaviruslar, özellikle 2 yaş altındaki çoçuklarda, şiddetli gastroenteritin başlıca sebebidir. Gastroenteritli çoçukların dışkısında yaklaşık % 40 oranında rotavirüs bulunduğu belirlenmiştir. Gastroenterit çoçuklarda, yaşlılarda veya immunsupresif bireylerde ölümcül olabilir. Rotavirus, 1-3 günlük kuluçka süresi sonrasında oral fekal temasla geçer. Karakteristik semptomları arasında 3-8 gün içinde sulu diyare, kusma, yüksek ateş ve ağrı görülebilir. Test yenidoğanlarda ve 6 ay-2 yaş grubu çocuklarda özellikle kış aylarında ishale neden olan en sık rastlanan bakteryel olmayan ishal etkeni olan bu ajanın tanımlanması için dışkıda yapılır. Gerekli Örnek: 20g kadar gaita örneği temiz bir kap içinde soğuk zincir şartlarına uyarak gönderilir. Referans Değerler: Negatif.

  • Rubella (Kızamıkçık) Antikorları

    Kızamıkçık (Rubella) virusu Togaviridae ailesi içinde Rubivirus grubunda sınıflandırılmaktadır. Kızamıkçık, yakın temas sonucu infekte bireylerin solunum sekresyonlarından damlacıklar yoluyla bulaşır. Gebeliğin ilk trimesterinde annenin infeksiyonu bebek için yüksek derecede teratojenik etki yapabilir. Rubella IgG antikorlarının gösterilmesi geçirilmiş bir infeksiyonu tanımlamak için önemlidir. Test rubella enfeksiyonunun tanısında kullanılır. Rubella virüsü çocuk ve erişkinlerde döküntülü hastalığa neden olur. Ancak enfeksiyonun hamilelikte gözlenmesi ilk trimestrde fetal ölüme veya konjenital rubella sendromuna neden olur. Katarakt, sağırlık ve kardiyak anomaliler yapabilir. IgG seviyesi kontrol edilerek aşılama yapılabilir. Kızamıkçık virusuna özgü IgM antikorlarının saptanması ise akut infeksiyonun tanısında oldukça önemlidir. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 ml serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif. Rubella IgG Avidite İkinci trimestrden sonraki enfeksiyonlar fötüsü etkilemeyeceğinden enfeksiyonun başlangıç zamanı çok önemlidir. Bu test ile enfeksiyonun başlangıç tarihi belirlenebilir. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 ml serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif.

  • Seks Hormonu Bağlayıcı Globulin (SHBG)

    Karaciğerde sentezlenen ve testosteron ve Estradiol için taşıyıcı fonksiyonu olan bir proteindir. Androjen düzeyleri kanda normalken, artmış androjen etkilerinin değerlendirilmesinde kullanılır.Seks hormonlarının dolaşımda kendisine bağlanarak taşınmasını sağlar. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Hipotiroidizm, hirşutizm, obesite ve polikistik over sendromu. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Hipertiroidizm, anoreksia nervoza, gebelik ve siroz. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 1-12 yaş: 4.9-9.0 mg/L 13-15 yaş: 1.8-9.0 mg/L 16-50 yaş: Kadın: 1.8-9.0 mg/L Erkek: 0.9-6.3 mg/L >50 yaş: Kadın: 1.2-7.7 mg/L Erkek: 0.6-4.7 mg/L

  • Selenyum

    Selenyum, Se, serum veya 24 saatlik idrar Selenyum insanlar için esansiyel bir elementtir ve glutatyon peroksidazın ile iyodotironin deiyodinazın yapısında bulunur. Dokularda selenyumun çoğu iki formda – selenosistein (Secys) ve Selenometiyonin - bulunur. Selenometiyonin vücutta sentezlenemez ve diyetle alınmalıdır. Çeşitli proteinlerde metiyoninle yer değiştirebilir. Selenometiyonin diyetle alınan selenyum kesintiye uğradığında selenyumun deposu olarak görev yapar, bu havuz organizmaya selenyum sağlar. Selenometiyonin bitkilerden sağlanır. Epidemiyolojik çalışmalar düşük selenyum durumu ve alınmasını kanser ve kardiyomiyopati insidansında artışla ilişkilendirmiştir. Test selenyum düzeyini saptamak amacıyla çalışılır. Selenyum zehirlenmelerinde nefes ve idrarda sarımsak kokusu, ağızda metalik tat, baş ağrısı, bulantı, kusma, pulmoner ödem,dolaşım kollapsı gözlenir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; RES neoplazilerinde ve selenyum zehirlenmelerinde Serum düzeyinin azaldığı durumlar; GİS kanserleri, malnutrisyon, total parenteral nutrisyon, gebelik, siroz ve hepatitler, kardiyomyopatiler. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 2.0 mL serum AAS için hazırlanmış veya nitrik asidle yıkanmış ve distile su ile durulanmış plastik taşıma tüpleri ile soğuk zincir şartlarında gönderilir. 24 saatlik idrar: Koruyucu kullanılmadan toplanmış 24 saatlik idrardan 10 mL ayırarak AAS için hazırlanmış veya nitrik asidle yıkanmış ve distile su ile durulanmış plastik taşıma tüpleri ile soğuk zincir şartlarında gönderilir. Toplama işleminde de idrarın buzdolabında bekletilmesi uygundur. Referans Değerler: Serum: 95-165 μg/L 24 saatlik idrar: 0-35 μg/gün

  • Serbest hCG (Serbest İnsan Koryonogonadotropik Hormon)

    Human koryonik gonadotropin (hCG), alfa ve ß adlı iki alt grup içeren glikoproteindir. hCG serumda ya intakt HCG molekülüne nonkovalent bağlı ya da free alt grubu bulunur. Free hCGB anne serum düzeyleri gebeliğin 8. haftada pik yapar ve 18. gebelik haftası ile plato çizer, sonra azalır. Serumda free hCGB düzeyleri hem birinci hem de ikinci trimestirde Down sendromlu gebeliklerde 2 kat artar. Free hCGB AFP ve UE3 ile birlikte Down sendromu tarama programlarında belirteç olarak kullanılır. Free hCGB düzeyleri Edwards Sendromunda azalır.

  • Serbest Testosteron

    Testosteron 19 karbonlu bir steroid hormondur. Normal postpubertal erkeklerde, testosteron primer olarak testislerden salgılanır. Yetişkin kadınlarda ise serum testosteronun %50’sinden fazlası perferal dokularda, böbrek üstü bezi ve overlerde sentezlenen androstenediondan dönüşerek yapılır. Kan testosteronun %60’ından fazlası sex hormon binding globuline (SHBG) yüksek afinite ile bağlanır. %1-2 si ise albumine bağlanır. SHBG’ye bağlanma yüzdesi erkeklerde kadınlara göre daha düşüktür. SHBG testosteron aktivitesi inhibe ettiği için albumine bağlı ve serbest fraksiyonlar biyolojik olarak aktiftir. Kan testosteronun yaklaşık yarısı daha zayıf androjenlere dönüşür. Kadınlarda serbest testosteron düzeyi hirsutizmle ilişkili hiperandrojenizm durumlarında yüksektir. Numune : Serum. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 1-15 gün kadın 0.5-2.5 pg/mL 16-29 gün kadın 0.1-1.3 pg/mL 1-3 ay kadın 0.1-1.3 pg/mL 4-5 ay kadın 0.3-1.1 pg/mL 6-11 ay kadın 0.2-0.6 pg/mL 1-10 yaş Prepuberte : 0.15-0.6 pg/mL 11-19 yaş kadın < 2.7 pg/mL Folikül : < 3.4 pg/mL Luteal : < 2.6 pg/mL Prepuberte : 0.15-0.6 pg/mL 20-29 yaş kadın < 2.7 pg/mL Folikül : < 3.4 pg/mL Luteal : < 2.6 pg/mL 30-99 yaş kadın < 2.7 pg/mL Folikül : < 3.4 pg/mL Luteal : < 2.6 pg/mL Menopoz : < 2.1 pg/mL 1-15 gün erkek 1.5-31 pg/mL 16-29 gün erkek 3.3-18 pg/mL 1-3 ay erkek 3.3-18 pg/mL 4-5 ay erkek 0.7-14 pg/mL 6-11 ay erkek 0.4-4.8 pg/mL 11-19 yaş erkek 5.1-41.5 pg/mL Prepuberte : 0.15-0.6 pg/mL 20-99 yaş erkek 5.1-41.5 pg/mL

  • Seruloplazmin

    Oksidasyonun düzenlenmesinde görevli alfa-2 globülin sınıfında bakır oksidaz olarak da adlandırılan bir enzimdir. Plazma bakırının %90-95 ini taşır. Dolaşımdaki bakır için önemli transport proteinidir. Bakır metabolizma hastalığı olan Wilson hastalığında düzeyi azalır, hastalığın diagnozunda kullanılır. Akut faz reaktanıdır, enflamasyonda, gebelik, oral kontraseptif kullanımlarında yükselir. Karaciğer yetmezliğinde düzeyi azalır. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Hamilelik, östrojen tedavisi, enfeksiyon, doku nekrozu, osteosarkom, bilier siroz, travma. Serum seviyeleri orosomukoid ve CRP den daha sonra yükseldiği için buna subakut faz reaktanı da denmektedir. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Wilson hastalığı (hepatolentiküler dejenerasyon), Menkes kinky hair sendromu. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 0-6 ay: 5-18 mg/dL 7-12 ay: 33-43 mg/dL 1-3 yaş: 24-46 mg/dL 4-5 yaş: 24-42 mg/dL 7-9 yaş: 24-40 mg/dL 10-13 yaş: 22-36 mg/dL 14-18 yaş: 14-34 mg/dL ≥19 yaş:22.9-43.1 µg/24 saatlik idrarda

  • Sistatin C

    Vücuttaki tüm çekirdekli hücrelerde sabit hızla salgılanır ve serbestçe böbreklerden filtre edilir. Böbrek fonksiyonlarının, GFR, değerlendirilmesinde kullanılır. Sistatin C, serum kreatinin düzeyi ile karşılaştırıldığında böbrek GFR'i daha iyi yansıttığı gösterilmiştir. Serum Sistatin C düzeyleri; diyet,kas kitlesi, akut enflamasyon gibi faktörlerden etkilenmez. Kas kitlesinin azaldığı yaşlılarda sistatin C, kreatinin'e göre, GFR için daha iyi bir göstergedir. Test primerde böbrek yetmezliklerinin tanı ve takibinde kullanılır. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Erkek: 0.57-0.96 mg/L Kadın: 0.5-0.96 mg/L

  • Sitrat

    Renal tübüler asidozun tanı ve takibinde kullanılır. Referans aralığın (150 mg/gün) altında kalan değerler metabolik asidoz riskini gösterir. Ayrıca kalsiyum içeren böbrek taşlarının tanısında kıymetlidir. Sitrat üriner taş oluşumunu, kısmi olarak kalsiyumu bağlayarak önler. Düşük düzeyleri taş oluşumu için risk faktörüdür. Çocuklarda sebebi bilinmeyen kalsiyum taş oluşumunda en önemli risk faktörünün hipositiratüri olduğunu gösteren yayınlara rastlanılmaktadır. Böbrek taşı hastalarının değerlendirilmesi ve tedavilerinin takibinde kullanılır. Referans aralığın altında kalan değerler potansiyel taş oluşum riskini gösterir. Numune : 24 saatlik idrar: Koruyucu kullanılmadan toplanmış 24 saatlik idrardan 10 mL ayırarak soğuk zincir şartlarında gönderilir. Toplama işleminde de idrarın buzdolabında bekletilmesi uygundur. Referans Değerler (24 saatlik İdrar): 21-25 yaş: 157-450 mg/gün 26-30 yaş: 193-450 mg/gün 31-35 yaş: 228-450 mg/gün 36-40 yaş: 264-450 mg/gün 41-45 yaş: 299-450 mg/gün 46-50 yaş: 335-450 mg/gün 51-60 yaş: 363-450 mg/gün >60 yaş: 434-450 mg/gün Referans Aralıkları Spot İdrar : Aralık Referans Değeri 1-29 gün > 0.42 g/g kreatinin 1-11 ay > 0.42 g/g kreatinin 1-5 yaş > 0.42 g/g kreatinin 6-99 yaş > 0.25 g/g kreatinin

  • Sodyum (Na)

    Sodyum, Na , serum Vücuttaki hücre dışı sıvının en önemli katyonudur. Sıvı dağılımında osmotik basıncı sağlar. Sıvı- elektrolit ve asit-baz dengesinin değerlendirilmesinde kullanılır. Kan şekerinin her 100 mg/dL yükselmesine karşılık olarak kan Sodyum düzeyi 1.5-3.0 mmol/L azalır. Cl- ile birlikte su tutulması, K+ ile birlikte sinir ve kas iletiminde önemli rol oynar. Normal değeri 136 - 145 mEq/l arasında olup günlük gereksinim 100-150 mEq dır. Böbrek deri ve sindirim kanalı ile atılır. Bir litre idrarla 50 mEq Na+ atılır. Böbrek dışı tuz kaybı varsa veya tuz alımı azalmışsa, böbrekler atılan Na+ u 1 mEq/gün e kadar azaltabilir. Terle atılan miktar 15 mEq/gün olup, 60 mEq/l ye kadar çıkabilir. Hipernatremi. Genellikle vücut suyu artışı ile birliktedir. Total vücut Na + miktarı artmıştır. Kan Na + düzeyi vücut suyunun normal, azalmış veya artmış olmasına göre değişir. Yetersiz tedavi edilen gastrointestinal sıvı kayıpları, aldosteron fazlalığı, bazı böbrek bozuklukları, trakeostomi, ateş ve travmatik yüzeylerden sodyumsuz sıvı kayıpları, diabetes insipitus ve hipertonik sıvıların verilmesi ile kan Na + düzeyi 145 mEq/l üzerine çıkabilir. Kardiopulmoner resüsitasyonlarda fazla miktarda verilen sodyum bikarbonat da hipernatremiye neden olabilir. Baş ağrısı, bulantı, kusma, ödem, konvulsiyonlar ve koma gelişebilir. Hiponatremi. Serum Na + u 120 mEq/l altındadır. Klinik tablo ve tedavi volüm durumuna göre değişir. Hipovolemik hiponatremi, kusma, ishal, pankreas veya safra fistülü, aspirasyon ve drenaj nedeniyle gastrointestinal sistemden; yanık ve aşırı terleme ile ciltten; adrenal yetmezlik, diüretikler verilmesi veya akut renal yetmezliğin poliürik döneminde böbrekten kayıplar sonucu gelişir. Birlikte su azalması da olduğu için kan Na + düzeyi önemli derecede düşmeyebilir. Normovolemik hiponatremi, sodyum alımının azaldığı hallerde böbreğin sodyum tutamaması sonucu gelişir. Yeni doğanlarda ve orta derecede böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda görülür. Hipervolemik hiponatremi ise,aşırı miktarda su alınması veya tutulması halinde gelişir. Tekrarlanan doğum eylemi indüksiyonlarında % 5 dekstroz kullanıldığı hallerde gelişir. Hipervolemik hiponatremide; Postüral hipotansiyon Kuvvetsizlik Yorgunluk Başağrısı Kramplar Hiperaktif refleksler Dalgınlık Hiperpne Oligüri Natremi 110 mEq/l altına düştüğünde konvülsiyonlar gelişir. Koma ve vazomotor kollapsa gidebilir. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Prematüre: 116-140 mEq/L 0-7 gün: 134-146 mEq/L >7 gün: 130-150 mEq/L Sodyum, Na, 24 saatlik idrar Vücudun elektrolit ve asid-baz dengesini ve su metabolizmasını değerlendirmede kullanılır. İdrarla atılan sodyum miktarı diyetle alınan miktarla paraleldir. İdrarla sodyum atılımının diurnal varyasyonu vardır. (Gündüzleri fazla, geceleri minimumdur.) İdrar düzeyinin arttığı durumlar; Adrenal yetmezlik, tübülointersitisyel hastalıklar, RTA, diüretik tedavisi, Bartters sendromu, alkalozis, postmenstürel dönem. İdrar düzeyinin azaldığı durumlar; premenstürel dönem, adrenokortikal hiperfonksiyon, GFR hızının azaldığı durumlar, diyare, aşırı terleme. Numune: Koruyucu kullanmadan toplanmış ve iyice karışması sağlanmış olan 24 saatlik idrardan 2mL örnek gereklidir. İdrar toplanırken buzdolabında saklanmalıdır. Referans Değerler: 6-10 yaş: Erkek: 41-115 mEq/gün Kadın: 20-69 mEq/gün 10-14 yaş: Erkek: 63-177 Kadın: 48-168 Erişkin: Erkek: 40-220 Kadın: 27-287 Sodyum, Na, BOS Serum düzeyini arttıran ve azaltan hastalıklar BOS düzeylerini de aynı şekilde etkiler. Numune: 0.5 mL BOS örneği soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 142-150 mEq/L Sodyum, Na, Ter Kistik fibrozisin tanısında kullanılır. Terdeki miktarını arttıran durumlar: Kistik fibrozis, Addisson hastalığı, hipoparatiroidizm,herediter nefrojenik DI, mekonyum ileus, ektodermal displazi, mukopolisakkaridoz, G6PD eksikliği, alkolik pankreatit ve malnütrisyon Terdeki miktarını azaltan durumlar: Adrenokortikal hiperfonksiyon. Numune: Laboratuvarda alınmalıdır. Referans Değerler: 10-40 mEq/L

  • Sperm Analizi (Spermiyogram)

    SPERM ANALİZİ Sperm analizi, tedavinin planlanmasında çok önemli değere sahiptir. Bu nedenle, iyi bir merkezde, bu işten anlayanlar tarafından yapılması gerekir. Eksik, yetersiz veya yanlış yapılan bir tahlil, yanlış tedavi planlanmasına, zaman kaybına ve tekrar tahlil istenmesi nedeniyle mali kayıplara neden olabilir. Tedaviyi planlayan ve uygulayan doktorun sperm analizini yeterli şekilde değerlendirmesi hayati önemi olan bir konudur. Ayrıca, spermin nasıl ve hangi şartlarda alınması gerektiği de erkeğe iyice anlatılmalıdır. Sperm tahlili için erkeğin 2-7 gün arası boşalmaması gerekir. Sperm verirken su, tükrük, sabun veya başka bir kayganlaştırıcı kullanılmaması gerekir. Sperm odası gürültüden uzak, sakin ve sessiz bir ortam olmalı, gözden uzak bir yerde bulunmalıdır. İçinde lavabo, temizlik malzemeleri, rahat bir oturma imkanı olmalıdır. Bazen uygun olmayan şartlarda sperm vermek zorunda kalan erkekler bu konudan şikayetçi olmaktadır. Sperm vermede sorun yaşayanlar için gerekli imkanlar sağlanmalıdır. Azospermi: Erkeğin menisinde canlı veya cansız hiç sperm hücresi olmamasıdır. Bu durum 2 şekilde ortaya çıkar: Tıkayıcı tip: Burada erkeğin yumurtalıklarında (testis) sperm hücre yapımı olmasına rağmen hücreleri ileten kanallarda tıkanıklık olması nedeniyle (daha önce geçirilmiş iltihabi bir hastalık gibi) sperm hücreleri dışarı çıkamaz. Bu hastalarda enjektör ve iğne yardımı ile sperm kanallarından hücre alınır. (tesa, mesa, pesa) Hücre yapımının olmaması: Burada ise sperm hücresini yapımı ya hiç olmamakta, ya da hücre olgunlaşması tamamlanamadığı olgun sperm hücresi bulunmamaktadır. Bu tip azospermi pek çok nedenden olabilir: Ör: İnmemiş testis, genetik kaynaklı gibi. Her iki azospermi tipinin ayırıcı tanısında Sperm analizi Erkeğin muayenesi Erkeğin hormon tetkiklerinin Erkeğin genetik tetkikinin yapılması gerekir. Tıkayıcı tipte olan azospermi de hücre bulunma şansı hemen hemen kesindir ve başarı şansı yüksektir, Hücre yapımının olmadığı veya çok az olduğu ikinci tipte hücre bulunma şansı %30-50 dir. Eğer hücre bulunamazsa en az 6 ay ara ile biyopsi tekrar edilebilir. Bazı durumlarda, azospermi tanısı konulanlarda nadir de olsa tekrar yapılan menide yapılan sperm analizinde çok az sayıda canlı hücre bulunabiliyor. Bu nedenle, hastaların her zaman dikkatli değerlendirilmesi gereklidir. Bu genel bilgiler dışında, her erkeğin kendi özel durumuna göre bir değerlendirme yapılıp ileriye yönelik tüp bebek şansı ayrıca ayrıntılı olarak tartışılıp ona göre karar verilmelidir. İmmotil sperm: (%100 Hareketsiz) Erkeğin menisinde hareketli sperm hücrelerinin olmayışıdır. Burada hücrelerin kuyruk yapısında bir anormallik söz konusudur. Hücre sayısı değişik olabilir. Burada, iki durum söz konusudur: Hücrelerin hepsi ölüdür Hücrelerin bir kısmı canlıdır fakat hareket yeteneğini kaybetmiştir. Bunun için canlılık testi yapılır. Bu test sonucuna göre uygun vakalarda tüp bebek yaplır. Eğer canlı hücre yoksa erkeğin testislerinden biyopsi ile sperm hücresi aranır. Oligospermi: (Sayı) Sperm hücrelerinin sayı olarak azlığını ifade eder. Eğer, sperm hücre sayısı 20 milyon/ml den az ise oligospermi tanısı konur. Bu azlığın derecelerine göre tedavi düzenlenir. Astenospermi: (Az Hareketlilik) Sperm hücrelerinin hareket azlığını ifade eder. Burada: Hızlı ileri hareketli (hiperaktif) (a) Yavaş hareketli (b) Yerinde hareketli (c) Hareketsiz (d) Şeklinde bir sınıflandırma vardır. Tedavinin planlanmasında özellikle Hiperaktif olanlar önemlidir. Teratospermi: (Şekil farklılıkları) İnsan sperm hücrelerinin kendine has bir baş yapısı vardır. Bazen sperm başı değişik şekillerde olur. Eğer, anormal şekilli sperm hücrelerinin oranı hemen hemen % 100 ise teratospermiden bahsedilir. Bu tanı bazen hastalarda kaygılara yol açmaktadır. Sanki bu hücrelerle tüp bebek yapılırsa ve gebelik oluşursa bebeğin anormal olmasından korkulmaktadır. Halbuki, bu tip hücreler doğal yollardan kadının yumurtasını dölleyemezler; ancak, tüp bebek uygulamasında kullanılabilirler. Şunu unutmamak gerekir: Tüp bebek uygulamalarında sperm hücreleri ne durumda olursa olsun, gerek duyulduğunda genetik testlerin yapılmasından kaçınmamalıdır. Tedavilerin ayrıntıları çiftlerle beraber tartışılmalıdır. Aglütinasyon: (Kümeleşme) Sperm hücrelerinin baş, kuyruk gibi bölgelerinden irili ufaklı kümeler oluşturmasıdır. Bu durumda sperm hareket etse bile yerinden ayrılamadığı için yumurta dölleme kabiliyetini kaybetmiştir. Bu durumda mutlaka sperm yıkama yapılarak değerlendirilmelidir. Genellikle menide bulunan bazı bağışıklık maddeleri bu duruma yol açabilir. Sperm yıkama: Günümüzde sperm analizinin artık ayrılmaz bir parçası olmuştur. Yıkama yapılmadan bir sperm analizini değerlendirmek çok sağlıklı olmamaktadır. Bazı özel hücre kültürü sıvıları ile meni yıkanarak istenmeyen maddeler ayrılarak sağlıklı sperm hücrelerinin değerlendirilmesi mümkün olmaktadır. Kruger Testi: Bu test sperm şekline göre yapılan özel bir değerlendirmedir. Sonuçlar infertilite tedavisinin planlanmasında önem arzeder. Şöyle ki: %14 ve üzeri normal, doğal ilişki veya aşılamaya uygun %5-13 sınırda, yıkama sonuçlarına, ve diğer infertilite nedenlerine göre karar vermek gerekir %4 ve daha az ise tüp bebek gerekir. Kruger kriteri azaldıkça spermin yumurtayı dölleme yeteneği de azalmaktadır. Diğer kriterler: Sperm hücrelerinin değerlendirilmesi genellikle meni alındıktan 2 saat sonra değerlendirilmektedir. Özellikle bazı durumlarda 2. saatte hücre hareketi yüzdesi iyi iken, 6 ve daha ileri saatlerde bu yüzdenin hızla azaldığı ve bazen % 0 olduğuna raslanmaktadır. Bu önemli bir kriterdir Menide toplam ileri hareketli sperm sayısı 5 milyon altında ise tüp bebek daha iyi bir tedavi yöntemdir. Meni miktarı normalde 2-7 cc olarak kabul edilir. Bazen 2 cc altında meni elde edilir. Bu az miktar meni ile doğal yoldan gebe kalma şansı çok düşüktür. Gereksiz kullanılan bazı ilaçlar sperm analizinde tam ters bir etki ile hücre azlığına veya yokluğuna yol açabilir. Bu gibi durumlarda ilacı kestikten en az 2 ay sonra yeni bir tetkik yapılmalıdır. Aşırı sigara ve alkol tüketimi (özellikle 5-10 seneden fazla) sperm hareket ve sayısında azalmalara yol açabilir Başka bir hastalık nedeniyle alınan ilaçlar (ör: mide rahatsızlıkları, depresyon) sperm üzerinde olumsuz etki yapabilirler.

  • T3, serbest

    FT3, T3 hormonunun aktif formudur. FT3 ölçümleri bağlayıcı protein konsantrasyonları ve bağlanma özelliklerinden etkilenmediği için avantajlıdır. Tiroid dışı hastalıkların varlığında düşük FT3 düzeyleri non-spesifiktir.Tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde; ötiroid (sağlıklı), hipotiroid ve hipertiroid durumlarını ayırmadan kullanılır. Hipertiroidizm durumlarda seviyeleri yükselir, Hiportiroidizmde seviyeleri düşer. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Hipertiroidizm ve t3 toksikozunda. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Hipotiroidizmde. Kronik hastalık nedeniyle uzun süreli hospitalizasyonda hasta ötiroid olsa bile FT3 düşük olabilir. Total T3’ün yaklaşık %0.2-0.5’i serbest T3 dür. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 0-3 gün kadın 1.4-5.4 pg/mL 0-3 gün erkek 1.4-4.8 pg/mL 4-29 gün kadın 1.5-5.0 pg/mL 4-29 gün erkek 1.4-5.5 pg/mL 1-11 ay kadın 2.5-6.5 pg/mL 1-11 ay erkek 2.0-6.9 pg/mL 1-5 yaş kadın 3.0-6.0 pg/mL 1-5 yaş erkek 2.4-6.7 pg/mL 6-10 yaş kadın 2.7-6.2 pg/mL 6-10 yaş erkek 2.9-6.0 pg/mL 11-15 yaş kadın 2.6-5.7 pg/mL 11-15 yaş erkek 3.1-5.9 pg/mL 16-18 yaş kadın 2.8-5.2 pg/mL 16-18 yaş erkek 3.5-5.7 pg/mL 19-99 yaş 2.00-4.40 pg/mL

  • T3, total

    T3 tiroid hormonlarının dokudaki etkisini gösteren ana formudur. T3 konsantrasyonları tiroid bezinin salgılama fonksiyonu ile birlikte periferik dokuların durumunu da yansıtır. Tiroid dışı hastalıkların varlığında , tiroid fonksiyonlarını değerlendirmede yeterli olmayabilir. Hipertiroidizm ve taşıyıcı protein'in (TBG) arttığı durumlarda seviyeleri yükselir. Hiportiroidizm ve taşıyıcı protein'in (TBG) azaldığı durumlarda seviyeleri düşer. Tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde; ötiroid (sağlıklı), hipotiroid ve hipertiroid durumlarını ayırmadan kullanılır. Düzeyleri hipertiroidizmde yükselir, hipotiroidizmde Serum düzeyinin arttığı durumlar; Hipertiroidizm ve t3 toksikozunda yüksek saptanır. TBG (tiroid hormonu bağlayan globülin) oranlarında artışa neden olan oral kontraseptif kullanımı, gebelik gibi durumlarda yalancı artışlar. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Hipotiroidizmde ve TBG düzeyinde azalmaya neden olan nefrotik sendrom gibi durumlar. Kronik hastalık nedeniyle uzun süreli hospitalizasyonda hasta ötiroid olsa bile TT3 düşük olabilir. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 0-29 gün kadın 15-200 ng/dL 1-11 ay kadın 50-264 ng/dL 1-5 yaş kadın 126-258 ng/dL 6-10 yaş kadın 104-227 ng/dL 11-15 yaş kadın 96-211 ng/dL 16-18 yaş kadın 91-164 ng/dL 0-29 gün erkek 15-210 ng/dL 1-11 ay erkek 95-275 ng/dL 1-5 yaş erkek 80-253 ng/dL 6-10 yaş erkek 96-232 ng/dL 11-15 yaş erkek 73-199 ng/dL 16-18 yaş erkek 69-201 ng/dL 19-99 yaş 80-200 ng/dL

  • T4, serbest

    T4' ün fizyolojik aktif formudur. Tiroid fonksiyon bozukluklarında TSH ile birlikte tercih edilen bir parametredir. FT4 tespiti bağlayıcı protein konsantrasyon ve bağlayıcı özelliklerinden bağımsız olması ile avantajlıdır. Tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde; ötiroid (sağlıklı), hipotiroid ve hipertiroid durumlarını ayırmadan kullanılır. Hipertiroidizm durumlarda seviyeleri yükselir, Hiportiroidizmde seviyeleri düşer. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Hipertiroidizm. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Hipotiroidizmde. Total T4’ün yaklaşık %0.02-0.04’ü serbest T4 dür. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 0-3 gün kadın 0.88-1.93 ng/dL 4-29 gün kadın 0.61-1.93 ng/dL 1-11 ay kadın 0.88-1.84 ng/dL 1-5 yaş kadın 1.02-1.72 ng/dL 6-10 yaş kadın 0.82-1.58 ng/dL 11-15 yaş kadın 0.79-1.49 ng/dL 16-18 yaş kadın 0.83-1.44 ng/dL 1-3 gün erkek 0.80-2.78 ng/dL 4-29 gün erkek 0.48-2.32 ng/dL 1-11 ay erkek 0.76-2.00 ng/dL 1-5 yaş erkek 0.90-1.59 ng/dL 6-10 yaş erkek 0.81-1.68 ng/dL 11-15 yaş erkek 0.92-1.57 ng/dL 16-18 yaş erkek 0.92-1.53 ng/dL 19-99 yaş 0.93-1.77 ng/dL

  • T4, total

    Tiroid bezinden salgılanan ana hormondur. Tiroidal hormon salgısını direkt olarak gösterir. Hipertiroidizm ve taşıyıcı protein'in (TBG) arttığı durumlarda seviyeleri yükselir. Hiportiroidizm ve taşıyıcı protein'in (TBG) azaldığı durumlarda seviyeleri düşer. Tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde; ötiroid (sağlıklı), hipotiroid ve hipertiroid durumlarını ayırmada ve TSH baskılama tedavilerinin takibinde kullanılır. Düzeyleri hipertiroidizmde yükselir, hipotiroidizmde düşer. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Hipertiroidizm ve tiroksin replasman tedavisi alan kişilerde yüksek saptanır. TBG (tiroid hormonu bağlayan globülin) oranlarında artışa neden olan oral kontraseptif kullanımı, gebelik gibi durumlarda yalancı artışlar. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Hipotiroidizmde ve TBG düzeyinde azalmaya neden olan nefrotik sendrom gibi durumlar. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Prematüre: 7.4-13 μg/dL 0-7 gün: 11.8-22.6 μg/dL 7gün-1yaş: 7.8-17.85 μg/dL 2-12 yaş: 7.0-15.5 μg/dL 13-15 yaş: 5.85-14 μg/dL >15yaş: 5-11.5 μg/dL

  • Testosteron, total-serbest

    Dolaşan testosteronun tamamını, yani hem proteine (SHBG) bağlı olanlarını hem serbest olanlarını ölçer. Total Testosteron sekresyonu sabah 07 de pik yapar, saat 20 de minimum seviyelerde saptanır. Egzersiz sonrası değerler artarken, immobilizasyon veya glukoz yüklemesi sonrasında düşer. 50 yaş sonrasında değerler giderek düşer. Kadınlardaki değerler erkeklere oranla daha düşüktür. Kıllanmanın artışı gibi durumlarda yüksek saptanabilir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Adrenal hiperplazi, adrenal korteks tümörleri, erkeklerde gonadotropin üreten ekstragonadal tümörler, hamilelikte trofoblastik hastalıklar, testiküler feminizasyon, idiyopatik hirsutizm, virilizan over tümörleri, arrhenoblastoma, virilizan luteoma. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Down sendromu, üremi, myotonik distrofi, hepatik yetmezlik, kriptorşitizm, primer ve sekonder hipogonadizm, erkek çocuklarında gecikmiş puberte. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Erkekler: Bayanlar: 0-12 yaş: 0.1-0.2 ng/mL 0-12 yaş: 0.1-0.2 ng/mL 13-15 yaş: 1.0-6.0 ng/mL 13-15 yaş: 0.1-0.4 ng/mL . 16-20 yaş:3.0-6.0 ng/mL >15 yaş:0.1-0.9 ng/mL ≥21 yaş: 3.0-10.0 ng/mL Testosteron (serbest), serum Dolaşan serbest testosteronu ölçer. Ölçüm sonuçları SHBG miktarından etkilenmez. Bu yüzden SHBG miktarını arttıran hipertiroidizm, gebelik, oral kontraseptif kullanımı gibi durumlarda ve SHGB miktarını azaltan hipotiroidi, androjen eksikliği, obesite gibi durumlarda daha doğru sonuç verir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Hirsutizm, adrenal virilizan tümörler, polikistik over sendromu, androjen rezistansı Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Hipogonadizm, P-450 C17 enzim eksiklikleri Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Erkekler: Bayanlar: 0-5 yaş: 0.15-0.6 pg/mL 0-3 ay: 0.1-0.6 pg/mL 6-12 yaş: 0.6-5.7 pg/mL 4 ay-12 yaş: 0.15-0.6 pg/mL . >12 yaş:12.0-30.0 pg/mL >12 yaş:1.1-3.1 pg/mL

  • Tiroglobulin (hTG)

    Glikoprotein yapısındadır ve tiroid hücreleri tarafından büyük miktarlarda sentezlenir. Tiroidin papiller ve foliküler kanserlerinde, subakut tiroidit, selim tiroid tümörlerinde seviyeleri yükselir. Tirotoksikozis factitia da seviyeleri düşer. Differansiye tiroid papiller ve foliküler kanserlerin takibinde , hipertiroidizm diagnozunda kullanılır. Başarılı operasyonlar sonunda Tg düzeyleri tespit edilemez hale gelir. Test primerde tiroid kanserlerinin takibinde kullanılır. Tedavi ile remisyonlarda Tg düzeyi azalırken, metastazlarla artar. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Folliküler ve papiller tiroid kanserleri, hipertiroidizm, subakut tiroidit Numune: Tiroid muayenelerinden sonra örnek alınmaz. Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 0-60 ng/mL

  • Tiroid Stimulan Hormon (TSH)

    Hipofiz bezinden salgılanan TSH, tiroid hormonlarının salgılanmasının düzenlenmesinde merkez rol oynar. TSH sentezini tiroid hormonlarını düzenler. TSH sekresyonu ise tiroid hormonlarının sentezini uyarır. TSH düzeyleri hipotirodide yükselir, hipertiroidide ise düşer. Tiroid hastalıklarının değerlendirilmesinde özgünlük ve duyarlılığı çok yüksektir. Tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde; ötiroid (sağlıklı), hipotiroid ve hipertiroid durumlarını ayırmadan kullanılır. Diurnal ritmi vardır, saat 02-04 arasında maksimum, 17-18 arasında en düşük düzeylerinde saptanır. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Hipotiroidizm, Hashimato tiroiditi, ektopik TSH salgılayan durumlar, subakut tiroidit, tiroid hormon rezistansı. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Hipotalamik ve hipofizer hipotiroidizmde ve hipertiroidizmde. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 0-7 gün: 0.5-20 μU/mL 7gün-1 yaş: 0.5-10 μU/mL 2-12 yaş: 0.5-6.5 μU/mL 13-15 yaş: 0.5-5.5 μU/mL >15 yaş: 0.3-4.0 μU/mL

  • Toxoplasma Antikorları

    Toksoplazma IgM ve IgG antikorları , serum ve BOS Toxoplasma gondii zorunlu bir hücre içi parazitidir.Toxoplazmoz bütün dünyada yaygın bir şekilde görülmektedir. İnsanlara doku kistleriyle iyi pişmemiş etlerden, ookistleriyle kontamine sebzelerden ve transplasental yoldan bulaşır. İnsan için konjenital yol ile olan bulaşma önemlidir. Eğer anne gebeliği sırasında infeksiyona yakalanmış ise çocuğa geçme ve çeşitli malformasyonlara yol açma olasılığı vardır. Toxoplazmozda IgM antikorlarının varlığı akut infeksiyon tanısında önemlidir. Toksoplazma enfeksiyonlarının tanısında kullanılır. Özellikle konjenital enfeksiyon riskinin değerlendirilmesinde yararlıdır. Gebelikte veya hemen öncesinde geçirilen enfeksiyon fötal anomalilere neden olabilir. IgM tipi antikorlar enfeksiyondan sonra 1 yıl kadar pozitif kalabilir. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. BOS: 1 ml. BOS örneği kırmızı kapaklı katkısız tüpte soğuk zincirle gönderilir . Referans Değerler: Negatif Toksoplazma IgG Avidite, serum Toksoplazma enfeksiyonunun hamilelikte gözlenmesi konjenital toksoplazmozis sendromuna neden olur. Bu test enfeksiyonun başlangıç tarihi ile ilgili fikir verir. Numune: Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 ml serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif.

  • TPHA (Treponema pallidum Hemaglütinasyon Testi )

    Treponema pallidum, sifiliz (frengi) etkeni bir spirokettir. Sifiliz en çok cinsel temas ve plasental geçiş yolu ile bulaşır. Hastalık, yerel ve ağrısız bir ülser olan şankr oluşumundan, bir takım genel semptomlar ve uzun dönemde gomlar, merkezi sinir sistemi, kardiyovasküler sistem tutulumlarına varan bir kliniğe yol açabilir. Anneden bebeğe plasental geçişle konjenital sifiliz meydana gelebilir. Tanıda spesifik ve spesifik olmayan serolojik testler çok önem taşır. Spesifik olmayan testler (VDRL, RPR) en çok tarama amaçlı kullanılırlar ve bu testlerde treponemal olmayan antijenler kullanılır. Spesifik serolojik testlerde (TPHA, MHA-TP, FTA-ABS) treponemal antijenler kullanılır. Antikorlar infeksiyonun 2-3. haftası içinde belirdiğinden primer sifilizli olguların çoğunda testler pozitiftir. Bu testler etkin tedaviden sonra da uzun süre pozitif kalmaya devam eder ve tedaviye yanıtı veya yeniden enfekte olmayı belirleme için kullanılamaz. Numune: Serum Referans Aralık: Negatif

  • Transferrin

    Transferrin, Siderofilin, serum Plazmada demirin taşınmasını sağlayan major proteindir. Anemilerin ve demir metabolizmasının değerlendirilmesinde kullanılır. Serum total demir bağlama kapasitesi serum transferrini ile koreledir ancak ilişki lineer değildir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Demir eksikliği anemisi, gebelik, östrojen kullanımı, her türlü iltihap durumu Serum düzeyinin azaldığı durumlar: Kronik enfeksiyonlar, kalıtsal atransferrinemi, maligniteler, hepatoselüler hastalıklar, malnutrisyon, nefrotik sendrom Numune : Serum: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, hasta açlık durumunda olmalıdır. Örnek santrifüj edilip 1.0 ml serum soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: <6 ay: 130-275 mg/dL >6 ay: 200-360 mg/dL

  • Trigliseritler

    Trigliseritler insan plazmasındaki temel lipidlerdir. Yağ dokusunda gliserol, yağ asitleri ve monogliseritler şeklinde depolanır. Trigliseritler temel depo lipitleridir. Bu test özellikle kişide aterosklerozun ve vucudun yağları metabolize etme yeteneğinin değerlendirilmesinde kullanılır. Trigliserit düzeylerinin ve kolesterolün artmış olması ateroskleroz için risk faktörleridir. Trigliserit ve kolesterol değerlerinin beraber değerlendirilmesi daha anlamlıdır. Trigliserit ölçümü LDL kolesterolün hesaplanması ve bulanık kan ve plazmaların değerlendirilmesi için de gereklidir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; Hiperlipoproteinemi özellikle Tip I, IIb, III, IV, V, erüptiv ve plantar ksantomlar, ve şu hastalıklara sekonder olarak; hipotiroidizm, nefrotik sendrom, disglobülinemiler, hepatik obstrüksiyon, hepatik hastalıklar, kronik böbrek yetmezliği, hamilelik, diabet, anoreksia nervoza, akut intermitant porfiri, Down sendromu, gut, AMI. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Hipo veya abetalipoproteinemiler ve şu hastalıklara sekonder olarak; hepatoseluler bozukluklar, hipertiroidi, hiperparatiroidi, laktozüri, malnürisyon, malabsorbsiyon, kronik akciğer hastalıkları, Numune: Serum: 10-12 saatlik açlıktan sonra kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1 ml serum ayırılır. Referans Değerler: Erkekler: Bayanlar: 0-5 yaş: 30-100 mg/dL 0-5 yaş: 35-110 mg/dL 6-15 yaş: 30-125 mg/dL 6-15 yaş: 35-130 mg/dL 15-50 yaş: 50-150 mg/dL 15-50 yaş: 50-150 mg/dL >50 yaş: 55-150 mg/dL >50 yaş: 55-150 mg/dL

  • Troponinler (I ve T)

    Troponin I Myokard enfarktüsünden sonra 2-6 saat içinde kanda yükseldiği saptanmakta 15-24 saat içinde pik düzeylerine çıkmakta, 7 gün kadar yüksek kaldıktan sonra normal değerlerine dönmektedir. Bu nedenle AMI tanısında önemli bir markerdir. AMI tanısı için seri ölçümler yapılması uygundur. Serum düzeyinin arttığı durumlar; AMI, Konjestif kalp yetmezliği, kardiyak travma, unstabil anjina, akut iskelet kası yaralanmaları. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 ml serum ayırılır ve soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 0-2 ng/mL Troponin T Troponin T molekül ağırlığı 37,000 dalton olan bir proteindir. İskelet kası ve kalp kasında farklı izoformları bulunur. Bu iki kas tipinde bulunan proteinler farklı genler tarafından kodlandıklarından farklı aminoasit dizilimine sahiptirler. Bu yüzden Cardiac Troponin T’ye özgü antikorlar kullanılarak yapılan ölçümler yüksek derecede kalbe spesifiktir. Yarılanma ömrü 2 saat kadardır. Tanıda en sık kullanıldığı alan akut myokard infarktüsüdür. Akut infaktüsü takib eden 2-6 saat içinde yükselir ve en az 6 gün yüksek kalır. Yanlış pozitif yükseklikler akut ve özellikle kronik böbrek yetersizliklerinde görülebilir. Troponin I ya göre duyarlılığı daha yüksek olan bir testtir. Serum düzeyinin arttığı durumlar; AMI, unstabil anjina, anjioplasti sonrası, bypass amelyatları sonrası, myokarditler ve bazı nörojenik atrofik iskelet kası hastalıkları. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 ml serum ayırılır ve soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: 0-0.04 ng/mL

  • Unconjugated Estriol (UE3)

    UE3 feto-maternal kaynaklı bir steroid hormondur. Estriol DHEA dan plasentada sentezlenir. Anne serumunda estriolün unkonjuge formu ölçülür. Estriol anne karaciğerinde sülfat ve glukuronidle konjügedir. Estriol anne serumunda hem unkonjüge hem de konjugatlardan biri ile birlikte bulunur.Yarılanma ömrü 20-30 dk dır. Estriolün feto-plasental yapımında farklılıkdan dolayı anne serumuna estriolün konsantrasyonunda değişiklikler olarak hızla yansır. Total ve unkonjüge estriolün düzeyleri normal gebeliklerde gebelik ilerledikçe artar. uE3 anne serumunda estriol varlığının ancak %9’unu gösterir. Total estriol konsantrasyonu enterohepatik dolaşımdan etkilendiği için uE3 estriolün fetoplasental yapımını daha iyi gösterir. Down sendromlu gebeliklerde anne serumunda uE3 düzeyleri ¼ azalır. UE3, AFP ve Free HCG ile birlikte Down sendromu tarama programlarında marker olarak kullanılır. UE3 düzeyleri Edwards sendromu ve Smith-Lemli-Opitz sendromlu gebeliklerde düzeyleri ortalamadan azalır. Seri ölçümleri fetoplasental kompleksin değerlendirilmesinde kullanılır. Yüksek riskli hamileliklerin takibinde yararlıdır. Giderek düşen seviyeler fötüsün tehlikede olduğunu gösterir. Eğer seri ölçümler yapılacaksa günün aynı saatinde kan alınması uygundur.35-36 haftalarda gestasyonel yaşın saptanması için serbest E3 ölçülür. Serum düzeyinin azaldığı durumlar; Diabetin de söz konusu olduğu yüksek riskli hamilelikler, post matürite, preeklamsi, fötal büyüme bozuklukları, Rh uyuşmazlıkları, intrauterin ölümler, anemi, malnutrisyon, pyelonefrit, barsak hastalıkları, hemoglobinopatiler, fötal adrenallerin hipoplazisi, anansefali. Numune: Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Erkekler ve hamile olmayan kadınlarda <2.0 ng/mL Hamilelikte:28-30 hafta: 38-140 ng/mL 28-30 hafta: 38-140 ng/mL 30 hafta: 31-140 ng/mL 32 hafta: 35-330 ng/mL 34 hafta: 45-260 ng/mL 36 hafta: 48-350 ng/mL 38 hafta: 59-570 ng/mL 40 hafta: 95-460 ng/mL

  • Valproik Asit

    Nörolojik hastalıklarda kullanılan ilaçlardır. Tedavi takibi için serum düzeyine bakılır. Numune : Serum Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 1-99 yaş Terapötik : 50-100 ug/mL, Toksik konsantrasyon: >100 μg/mL

  • VDRL

    Treponema pallidum, Sifiliz (frengi) etkeni bir spirokettir. Sifiliz en çok cinsel temas ve plasental geçiş yolu ile bulaşır. Hastalık, yerel ve ağrısız bir ülser olan şankr oluşumundan, bir takım genel semptomlar ve uzun dönemde gomlar, merkezi sinir sistemi, kardiyovasküler sistem tutulumlarına varan bir kliniğe yol açabilir. Anneden bebeğe plasental geçişle konjenital sifiliz meydana gelebilir. Tanıda spesifik ve spesifik olmayan serolojik testler çok önem taşır. Spesifik olmayan testler (VDRL), RPR) en çok tarama amaçlı kullanılırlar ve bu testlerde treponemal olmayan antijenler kullanılır. VDRL testi, Sifiliz tanısında tarama amaçlı olarak veya tedavinin takibinde kullanılan treponemal olmayan bir testtir. Tekrarlayan infeksiyonlarda bu testin tekrar pozitif bulunması ve titresinin yükselmesi anlam taşır. Bu test, antilipoidal otoantikorları (reaginleri) saptayan, antijen olarak içinde treponemaya ait antijenler bulunmayan normal organ ekstrelerinin kullanıldığı bir testtir. Numune: Kan katkısız, kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 ml serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: Negatif

  • Vitamin-B12 (Kobalamin)

    Diyetle hayvansal gıdaların alınmasının azalması, mide-barsak sisteminde fonksiyonel ve yapısal hasarları Vitamin B12 eksikliğine sebep olabilir. Vitamin B12 normal metabolizma için gereklidir. Eksikliğinde megaloblastik anemi ve sinir sistemi bulguları görülür.Test Hematopoez ve nöronal fonksiyonlar için çok önemli olan B12 vitamini düzeyinin belirlenmesi amacıyla çalışılır. Serum düzeyini arttıran durumlar: Kronik böbrek yetmezliği, şiddetli kalp yetmezliği, diyabet, myelojenik lösemiler, lenfatik lösemilerin 1/3’ü, bazı monositik lösemiler, lökositoz, polisitemia vera, bazı kanserler, KC hastalıkları, ilaca bağlı kolestaz, eritrolösemi, protein malnütrisyonu. Serum düzeyini azaltan durumlar: Megaloblastik anemi ile sonuçlanan B12 eksiklikleri, intrensek faktör eksiklikleri, malabsorbsiyon, diyetteki eksiklikler, katı vejeteryanlık, hamilelikteki eksilmeler. Numune: Hasta en az 10 saatlik sabah açlığında olmalıdır. Kan kırmızı kapaklı tüplere alınır, santrifüj edip 1.0 mL serumu soğuk zincirle gönderilir. Referans Değerler: <7 gün: 160-1300 pg/mL >7 gün: 220-940 pg/mL

  • Von Willebrand Faktör

    Von Willebrand Faktör (vWF) endotelyal hücreler ve megakaryositlerde sentezlenen bir adhesif proteindir. Vwf hem primer hemostazda hemde kan koagülasyon sisteminde önemlidir.Moleküle Faktör VIII, kollogen,heparin ve trombosit glikoproteinleri GpIb ve GpIIb/IIa gibi çeşitli birleşiklerin bağlandıgı bölgeler vardır. Molekül üzerindeki bu baglanma bölgeleri sayesinde zedelenen damar duvarında trombositlerin adhezyonu ve aggregasyonunda önemli rol oynar. Aynı zamanda vWF plazmada FVIIIc için taşıyıcı protein görevi yapar ve FVIII’in aktivitesini stabilize eder. vWF hastalığı kalıtsal kanama diatezlerinin en sık görülenidir. Çoğunlukla dominant geçen bu otozomal hastalık vWf adı verilen multimerik plazma proteininin eksiklikleri veya fonksiyon bozukluklarına bağlıdır. vW hastalığı son derece heterojen olup klinik olarak hafif mukozal kanamalardan hemofiliye benzer ağır ölümcül kanama eğilimine kadar farklı şiddette kanama semptomları ile kendini gösterebilir veya asemptomatik kalabilir. Hastalığın 20'den fazla tipi tanımlanmış olup değişik tiplerinin laboratuvar bulgularının birbirinden farklı olması ve hafif formlarının normalden ayırdedilmesindeki güçlük tanıyı karmaşık hale getirmektedir. VWf'nün proteinin miktarının azalması veya tam eksikliği veya bağlanma fonksiyonlarını ve multimer dağılımını değiştiren yapısal bozuklukları, ya primer hemostaz veya sekonder hemostaz veya her ikisinin birden bozuk olduğu vW hastalığı varyantlarına yol açar. Yüksek konsantrasyondaki vWF düzeyleri inflamatuar veya aterosklerotik vasküler hasar durumlarında görülür. Hemofili A ve Von Willebrand hastalığı arasındaki ayırıcı tanıda Ristosetin Von Willebrand Kofaktör Aktivitesi ölçümü çok yararlıdır. Numune: Kan açık mavi kapaklı sitratlı tüplere alınır ve santrifüj ettikten sonra 1.0 mL plazma plastik bir tübe aktarılır. Kesinlikle cam tüp kullanılmamalıdır!!! Not: 1. Hasta heparin alıyor ise bir sonraki dozdan 1 saat önce örnek alınmalıdır. 2. İki kez dikkatlice santrifüj edilerek plazmanın platelet kontaminasyonundan korunması testin performansı ve güvenilir sonuçlar elde etmek için çok önemlidir. Referans Değerler: %50-150

  • Wright Testi

    Brucella’lar Gram negatif bakterilerdendir. Brucellaların insanlarda yaptıkları hastalıklar Bruselloz adı altında toplanır. Ülkemizde insan brusellozunda yer alan Brucella’lar; Brucella melitensis, B. abortus ve daha az oranda B. suis’dir. Akut bir genel infeksiyon şeklinde ortaya çıkan bruselloz, iyi tedavi edilmediğinde veya bazen doğrudan doğruya akut form göstermeksizin kronik şekil gösterir. Hepatit, menenjit,ensefalit, ovarit, orşit, artrit, osteomiyelit, pnömoni, plörezi, bronşit, endokardit gibi çok çeşitli klinik tablolarla ortaya çıkabilir. Bruselloz tanısında aglütinasyon ile hasta kanında antikor araştırmak önemli bir yer tutar. Hastalıkta antikorlar 2. haftadan başlayarak oluşurlar ve uzun süre kanda kalırlar. Klinik olarak Bruselloz belirtileri belirgin olduğu halde aglütinasyon testlerinin negatif bulunması durumunda, antikorların antijenlere bağlanmalarına rağmen aglütinasyonu engelleyen mekanizmaların bulunması söz konusu olabilmektedir. Bu durumu ortaya çıkarmak amacıyla Coombs’lu Wright testi uygulanır. Numune: Serum Referans Aralıkları : Aralık Referans Değeri 1-99 yaş < 1:160 (Negatif)