: 0224 333 0 666

Gut Hastalığı

Bu hafta sizlere eski zamanlarda hastalıkların kralı, kralların hastalığı olarak adlandırılan gut hastalığından bahsetmek istiyorum. Hastalık kanda ürik asit denen bir kimyasal maddenin aşırı derecede yükseldiği kişilerde bazı uygun şartlar hasıl olduğunda eklemlerde iltihap oluşturmasıdır. Tekrar vurgulamak gerekirse tek başına ürik asit yüksekliği hastalık oluşması için yeterli değildir. Trafik kazası, geçirilecek bir ameliyat gibi aşırı stres, endişe, korku içeren olaylar bu hastalığı tetikleyebilmektedirler. Önce bu hastalığa niçin kralların hastalığı denilmekte ondan biraz bahsedeyim. Bu hastalık kırmızı ve beyaz et ihtiva eden besinleri sık tüketen kısaca zengin, varlıklı dediğimiz kişilerde daha sık gözükmektedir. Ayrıca gut hastalığı erkeklerde sık gözüken birkaç romatizmal hastalıktan biridir. Bilindiği üzere romatizmal hastalıklar genellikle kadınlarda daha sık gözükmektedir. Gut hastalığı ise kadınlarda genellikle menopozdan sonra gözükmektedir. Ürik asitle et arasındaki ilişkiyi açıklamak gerekirse, vücuda giren her maddenin işlevini gördükten sonra bir şekilde vücut dışına tekrar atık madde olarak çıkarılması gerekir. Et gibi protein içeren besinlerin atık maddelerinin vücut dışına atılabilmesi ancak ürik asit oluşumu ile mümkün olmaktadır. Karaciğerde oluşan ürik asit, böbreklerden idrarla vücut dışına atılmaktadır. Ürik asidin kan düzeyinin yükselmesi için ya karaciğerden aşırı miktarda üretilmesi (örneğin kanser hastalarında bu sebeple yükselir) veya böbrekten idrara geçirilmesinde bir bozukluk olması nedeni ile dışarı atılamamasından kaynaklı birikme oluşur. Gut hastalığına yakalanan insanların çoğunda genelde bu ikinci sebep yani idrarla atılımında bir bozukluk söz konusudur. Peki, hastalık nasıl oluşmaktadır? Bu hastalığın tipik bir oluş şekli vardır. Etli gıdalardan zengin (kebap, köfte, balık, salam sucuk v.s) bir akşam yemeği mönüsü beraberinde rakı, bira gibi alkollü bir içecek alındıktan sonra yatağa giden kişi sabaha karşı her nedense ayak başparmağını ayağa bağlayan ekleminde şiddetli bir ağrı ile uyanır, parmak kızarır giderek şişer ve hastalanan kişi yere basamaz hale gelir. Ağrı o kadar şiddetli olabilir ki kişi acil servise gitmek zorunda kalabilir.

Hastadan bu klinik öyküyü alan ve ayak başparmağını bu şekilde gören bir hekim (bu görünümün tıbbi adı, podogra) hastalığa teşhis koymakta zorlanmaz. Gut hastalığında ayak başparmağında iltihaplanma tipik olmakla birlikte ayağın her yerinde iltihaplanma olabilir ayrıca bazen dizlerde, dirseklerde, el parmaklarında da romatoid artrit benzeri iltihaplanmalar da oluşabilir.

Gut hastalığı erken teşhis edilmez ve ürik asit miktarındaki artış düşürülmezse maalesef ürik asit eklemlerin içinde, ekleme komşu yumuşak dokularda, kemik çıkıntılarında, kıkırdak yüzeylerinde (kulak kıkırdakları dâhil) birikmekte ve o bölgelerde şişliklere ve hasara neden olmaktadır. Bazen dirseklerde biriken bu ürik asit şişliklerinin tebeşir gibi dışarıya çıktıkları gözükebilir. Öyleyse bu hastalarda yükselmiş ürik asitin düşürülmesi gereklidir. Çünkü bu hastalıkta esas önemli olan nokta burasıdır. Hastalarımız iltihaplı eklemi iyileştikten sonra tekrar doktora gelmeyi kesmekte ve bir daha oluşacak atağa kadar iyileştiğini sanmaktadırlar. Oysa ürik asitin kanda makul seviyelerde tutulması daha sonraki oluşacak hem atakları azaltmakta hem de tofüslerin birikimini azaltmaktadır. Ürik asit yüksekliği yalnızca romatizmal hastalıklara neden olmamaktadır. Yine tarihsel olarak çok uzun zamandır ürik asit yüksekliğinin tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kilo fazlalığı, trigliserid denilen yağ bozukluğu, damar sertliği ve kalp-damar hastalıkları ile yakın ilişkisi bilinmektedir. “Metabolik sendrom” denilen bu hastalık ortamında ürik asitin de olması ilgi çekicidir. İç organlarda ürik asit birikimi pek görülmez, ancak böbrekler istisnadır. İdrarın asitli ortamında ürik asit kristalleri çökmekte ve idrar yollarında ve böbrek içinde taş oluşumuna sebep olmakta, böbrekleri hastalandırabilmektedir. 

Peki, kanda yükselmiş olan ürik asiti nasıl düşüreceğiz, yani hastalığı nasıl tedavi edeceğiz? Ürik asiti hem kanda makul seviyelerde tutmalıyız, hem de idrarın asitik ortamını azaltmalıyız yani alkali idrar yapacak yiyecekler yemeliyiz. Kanda ürik asit yüksekliğine sebep olacak gıdaların başında etli gıdalar gelmektedir, dolayısıyla bunların alımında kısıtlamalar gerekir. Yine alkollü içecekler, başta bira olmak üzere içilmemelidir. Bol miktarda sebze ve meyve tüketilmedir, çoğu sebze ve meyve idrarı alkalileştirir yani idrar asitliğini azaltarak ürik asitin çökmesini zorlaştırır. Erik, kuş üzümü, kızılcık gibi idrarı daha asidik yapan meyveler pek önerilmez fakat muz, kiraz, kavun gibi idrarı daha alkali yapan meyveler bolca tüketilebilir. Portakal suyu ve c vitamini içeren besinler yapılarında asit içermelerine rağmen vücutta metabolize edildikten sonra alkali ortama neden oldukları için bol tüketilmeleri gut hastalığına iyi gelmektedir. Çay, kahve ve şeker içeren gıdalar idrarı asitleştirdikleri için kısıtlanmaları tavsiye edilir. Çikolata yenmesinde bir sakınca yoktur. Yediğimiz ve içtiğimiz gıdalar dışında ürik asit yüksekliğine sebep olan bir diğer durum bazı ilaçların yan etkileridir. Özellikle kalp damar hastalıklarının tedavisinde yaygın olarak kullanılan düşük doz kan sulandırıcı aspirin ve tansiyon tedavisinde kullanılan bazı idrar söktürücü ilaçlar ürik asiti yükseltebilmektedirler.

Bütün bu tedbirlere rağmen yine ürik asit düşmüyorsa o zaman ürik asit düşürücü ilaçları kullanmak gerekir. Bu konuda doktorunuza danışmanızı tavsiye ederim. Özetlemek gerekirse gut hastalığı pek çok yönden romatizmal hastalıklar içinde farklı özellikleri bünyesinde taşıyan bir hastalıktır. Seçtiği hasta grubu (zengin erkekler), iltihaplandırdığı eklem yeri (ayağın başparmak kökü), hastalığın sebebinin bilinir olması (ürik asit denen madde) ve büyük oranda önlenebilirliği (diyet ve ilaçlar) gibi özellikleri üzerinde taşıması onu diğer romatizmal hastalıklardan ayırt ettirici kılmaktadır.